Çocuklarımıza Bilim Öğretmenin Püf Noktaları

Bilim! 5 harfli küçük bir kelime olmasına rağmen birçoğumuz için cevap veremeyeceğimiz sorularla dolu kocaman bir dünya.

Genel olarak büyüklere sorulduğunda bilim denilince aklınıza gelen nedir diye duyduğumuz cevaplar bir laboratuar, beyaz önlükler, kocaman gözlük vs. Yani temelde, günlük yaşantıdan uzak, akılda soru işaretleri bırakan bir dal. Peki, aynı soruyu çocuklara sorsak nasıl cevaplar alırız dersiniz? Sorduk ve iki popüler cevap aldık: Araştırmak ve eğlenmek.

Evet, çocuklar için bilim araştırmak ve eğlenmek demek çünkü bilimin temelinde ne varsa çocukların yaradılışlarında da o var: Merak etmek, soru sormak ve keşfetmek. Sizi çileden çıkartırcasına, durmak bilmeden soru sordukları ilk zamanları düşünün.

-Anne bu ne? Sifon yavrum. -Sifon ne demek? Neden sifon? Nasıl çalışıyo?
-Baba buzdolabının ışığını kim açıyo?
-Televizyondakiler de bizi görüyo mu?

Aslında her sordukları soru onların hayatı anlamlandırabilmesi için gerekli olan sorular. Bilmiyorlar ve haliyle merak edip soruyorlar. Bu da aslında insanoğlunun bugün geldiği noktada olabilmesinin ilk adımı değil mi? Sonuçta bilim insanları konuya ‘her şey bir maddedir ve her madde taneciklerden oluşur ama en küçük tanecik ne ola ki?’ diye başlamadılar. Onları bugün bilim insanı yapan şey çocukluklarından getirdikleri ve asla kaybetmedikleri merakları oldu.

Peki, biz çocuklarımızın merakını nasıl canlı tutarız ve onlara bilimi anlatabiliriz?

  • Mutfağa çocuğunuzla birlikte girin.

Evet. Mutfak aslında çocuğunuzun merakını tazelemek, sorularına cevaplar bulmak, yeni şeyler keşfetmek için adeta bir altın madeni. Suyun kaynaması/soğuması/donması, yağın erimesi, buzdolabındaki magnetler, kaşıktaki yansıma, bardaktaki kırılma ve daha niceleri. Birlikte gözlemlemek ve somut yaşantılar kazanmak için harika bir fırsat. Üstelik işlerinizi de aksatmak zorunda kalmayacaksınız 🙂

  • Yağmur çamur dinlemeyin birlikte doğa yürüyüşlerine çıkın.

‘Doğa mı, her yer bina’ dediğinizi duyar gibiyim. Efendim, doğa yürüyüşünden kastımız biraz ağaç, birkaç bitki, renkli yapraklar, ufak böcekler, değişik hava şartları. Çocuğunuza keşfin kapılarını açıp, yaşamı pembe yanaklarında hissettirmek için vazgeçilmez!

  • Oyunlarına katılın, birlikte oyunlar oynayın.

Oyuncaklar ve oyun. Çocuğun en çok zevk aldığı ve en etkili öğrenmeyi yaşadığı anlar. İnşa ettiğiniz bloklarla dengeyi, arabalarla hızı, trenlerle uzunluğu, köprülerle ivmeyi, yüzdürülen gemilerle suyun kaldırma kuvvetini… Daha nicelerini sayabiliriz. Oyuncaklar ve oyun. Unutmayın, çocuk oynarken her şeyi en basit haliyle anlatabilirseniz ve oynamaya doyamadığı oyuncakları sayesinde öğrendiklerini asla unutmaz.

  • Konuşun.

Elbette ki sessiz geçen mutfak saatleri, kuru kuru yürüyüşler, sıkıcı oyunlar çocuğa bilim insanı olmanın kapılarını açmaz. Onun sorularına cevap vermeye ve onunla birlikte öğrenmeye açık olduğunuzu gösterin sevgili anne ve babalar. Eğer olur da o soru sormazsa siz sorun, içindeki öğrenme aşkını harekete geçirecek bir şeyler bulun. Birlikte araştırın, öğrendiklerinize şaşırın, heyecanını paylaşın. Ne kadar içselleştirirse o kadar kalıcı olur unutmayın.
Merakınızın hiç sönmemesi dileğiyle,

Rabia Yıldız

Çocuk Gelişim Öğretmeni

SAS Yaz Programları’na Katılmak için 6 Neden

”Eğlenerek Beynimi Geliştiriyorum” yaz programlarımıza katılmanız için 6 neden:

1 – Dikkat Süresi

keep-calm-and-thanks-for-paying-attentionHer çocuğun odaklanma becerileri farklı olsa da bu becerileri geliştirebileceklerini biliyoruz.

Dolayısıyla çocuğunuzun yaşına uygun işitsel ve görsel programlarımız ile dikkat sürelerini uzatabiliyoruz.

 

 

 

2 – Özgüven ve Motivasyon 

Strong child with muscles drawn on chalkboard in elementary schoolProgramlarımız ile hem çocuğunuzun kapasitesinin ortaya çıkmasına hem de çocuğunuzun kendisine olan inancını oluşturarak özgüveni yüksek bir birey olmasına yardımcı oluyoruz.

 

 

 

3 – Bellek Süreçleri 

memory-process-.png-004

 

Duyular aracılığıyla aldığımız bilgilerin beyinde daha iyi bir şekilde organize olmasını ve işlemlemesini sağlayan programlarımız sayesinde çocuğunuzun hafızasını canlı tutabiliyoruz.

4 – Problem Çözme ve Yaratıcılık

636x460design_01Çocuğunuzun problem çözme becerisi için kalıplaşmış ezber yöntemler yerine, yaratıcı fikirler sunmasına olanak sağlayan yeni bilgileri deneyimleyerek öğrenmesine fırsat sunuyoruz.

 

 

5 – İletişim Becerileri 

FullSizeRenderÇocuğunuz ile kuracağımız iletişim yöntemlerinin; destekleyici, düşündürücü ve çözüm oluşturacak yönde olmasına dikkat ederek onun gelişimine yardımcı olmaktayız.

 

 

6 – Motor Becerileri ve Denge

11Dinleti programları ve eğlenceli aktiviteler ile çocuğunuzun hem ince hem de kaba motor becerilerinin gelişmesine yardımcı oluyoruz.

 

 

 

 

 

 

Derleyen: Ergun Karabulut

Övgü ve Eleştiri Dengesini Sağlamak İçin 11 Tüyo

Her çocuk fark edilmek ister. Olumlu davranışlarıyla dikkat çekemezse, olumsuz davranışları dener. Yani onlar için reklamın iyisi kötüsü yoktur. Çocukların olumsuz davranışlarını değiştirmenin yolu olumlu davranışları övmekten geçer.

eeeÖvgü ve eleştiri için öneriler:

  • Övgü ya da eleştiriyi davranıştan hemen sonra yapın. Zamanlama önemlidir.
  • Eleştirinizin dozajını iyi ayarlayın sevginizden şüphe etmesin.
  • Asla fiziksel ya da sözel şiddet uygulamayın.
  • Eleştiri ya da övgü kullanırken gerçekçi olun. Çocuklar sahteliği hemen anlar.
  • Asla aşağılamayın.
  • Kendi sorumluluklarını yerine getirdiğinde teşekkür etmeyin. Zaten yapması gerekeni yapmıştır.
  • Övgü ve eleştiri için basit cümleler kurun. Çocukların dinleme süresinin uzun olmadığını unutmayın.
  • Övgü ve eleştiri davranışı çocuğunuzdaki davranış üzerinde olumlu etki yapsın diye kullanılmalı. Yani sadece siz öfke ya da mutluluğunuzu paylaşın diye değildir.
  • Eleştirilerinizi ders verir gibi anlatmayın. Onu yargılamadan net ifade edin.
  • Eleştiriniz çocuğunuza değil davranışına yönelik olsun.
  • En önemlisi kendi davranışlarınızla çocuğunuza ÖRNEK OLUN.

Psk. Çiğdem Doğan

Etkili İletişimin Sırları – Son Bölüm

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların sonuncusudur. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postumuzdaki soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 8 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

1. bölüm, 2. bölüm, 3. bölüm, 4. bölüm, 5. bölümü okumak için tıklayınız.

31. İstediğini elde etmek için ne yapacaksın? Hangi adımları atacaksın?

Hedeflerin çoğu eylem gerektirir, bu yüzden nereden başlayacağınızı bilmek oldukça önemlidir. Bazı insanlar, her adımlarını planlamayı severler, diğerleri ise anlık dürtülerine güvenmek yerine hedeflerini net tutarlar. Her iki yolda da ne istediğinize karar vermek çok önemlidir.
Örneğin;
Zengin olduğun zaman ne yapacaksın?
Zayıflamak için hangi adımları atacaksın? gibi…
Bazı insanlar, bir hedefi belirlemek için 24 saat içinde bir adım atılması gerektiğini düşünüyorlar. Bu durumda sinir sistemine bir mesaj yollanır.

32. Kim / Ne daha iyi?; En iyi Kim / Ne ile karşılaştırılabilir? (Daha hızlı, kolay vb..)

İnsanlar daima karşılaştırma yaparlar, daha sonra da ne ile karşılaştırdıklarını da unuturlar. Fakat, hatırlamalarına yardımcı olabilirsiniz. “Risk almaktan kaçınmak en iyisidir.” “Neye göre en iyi?” “NLP fobilerden kurtulmak için daha hızlı bir yöntemdir.” “Neye göre daha hızlı?” Karşıdaki bireyin bakış açısını daha iyi bir şekilde öğrenmenize ve onu anlamanıza yardımcı olacaktır. “Neye ya da kime göre daha iyi?” şeklinde bir soru da sorabilirsiniz.

DSC_003533. Söylemek / yapmak / inanmak için onların doğrusu ne olmalı?

Karşınızdaki bireyin bakış açısından yola çıkarak varsayımlarınızı ortaya çıkarmak için kendinize sormanız gereken bir sorudur. Bir cümlenin anlam kazanması için doğru olarak kabul edilmesi gereken şey varsayımlardır. Konuşmadaki varsayımların farkına varabilir ve faydalı olmadığını düşündüklerinizi eleyebilirsiniz.
Örneğin;
-Antrenör olmayı beceremiyorum, çünkü başa çıkabileceğimi düşünmüyorum.”
– Beceremeyeceğini kim söylüyor?
– Düzgün bir şekilde gözümde canlandıramıyorum. Canlandırmak için uygun bir yol var mı bilmiyorum.
– Ne olabilir? Alaycı bir tavır sergileyebilirsiniz. En azından yanlış da olsa gözünüzde canlandırabilirsiniz.

34. Problem / Sorun artık bir önem teşkil etmediğinde, nasıl hissedeceksiniz?

Bu soru bireyi problem olmayan bir hayatın nasıl olduğu hakkında düşünmeye teşvik eder. Tetikleyici, etkili bir sorudur.
Örneğin;
– Kilonuz artık bir sorun olmaktan çıktığında, nasıl hissedeceksiniz?
Böylelikle, bu soru sizi mücadelenin ve problemin nasıl çözüleceğinin de ötesinde bir yere götürür. Eğer birey bu duygu ile “kalma konusunda” istekli ise, çabasız bir şekilde problemi çözmek için gerekli olan adımları kendi kendilerine bulacaklardır.

35. Neden?

Sınırlayıcı inançlar buz dağı gibidir – yüzeyin altında pek çok şey vardır. Birey sınırlayıcı inançlarından bir kısmını anlattığı zaman, bu soru ile yüzeye daha fazlasını çıkarmanıza yardımcı olur.
Örneğin;
– İş planı yapamıyorum.
– Neden?
– Çünkü yeterli zamanım yok.
İnançları ortaya çıkarmak için sorulan bir diğer soru ise; “Nereden biliyorsun?” İnancını size anllatığı zaman, daha fazla bilgi almak için “X neden Y’ye neden oluyor?” sorular da sorabilirsiniz.

36. Bunun doğru olup olmadığını nereden biliyorsun?

İnançlar gerçekten doğru değildir; onlar sadece birer düşüncedir. Bu soru, sınırlayıcı inançlar ile başa çıkabilmenin iyi yollarından birisidir, çünkü bireyin bu soruya cevap verebilmesi için yeni bir inancı hayal etmesi gerekir.
Örneğin;
– Anlaşmayı kaybettim. Asla başarılı olamayacağım.
– Bunun doğru olup olmadığını nereden biliyorsun?
Yeni bir inanç oluşturmanın ilk basamaklarından birisi ise; bireyin bunu düşünmesini sağlamaktır.
– Daima mücadele ediyorum, çünkü hayat çok zor.
– Bunun doğru olup olmadığını nereden biliyorsun?
Yeni bir inancı hayal etmeye başladıkları zaman, eski olan inanç ile yenisini değiştirmek için bir kapı açılır.

37. Aslında bu _________ anlamına gelir.

Eğitimin başında olumlu bir altyapı oluşturmak için etkili bir cümledir. Burada olman, istediğin değişikleri yapabileceğin anlamına geliyor. Beni dinliyor olman, bütün hedeflerine ulaşabileceğin anlamına geliyor. Ayrıca, bu cümleler mantıklı olmak zorunlu değil.

38. Yani _________ inanıyorsun.

Etkili bir eğitim için uyum oldukça önemlidir. Fiziki olarak uyumun sağlanması için pek çok yol olsa da, bu uyum sözel olarak da sağlanmalıdır. Birey doğru olduğunu düşündüüğü bir şeyi söylediğinde ve siz yararsız olduğunu düşündüğünüzde, doğru olmadığını söylemeden, farklı bir yol ile tekrar ona söylemek faydalı olabilir.
Örneğin;
– Ben başarısızım.
– Başarısız olduğuna inanıyorsun.
Bazen insanlar şu şekilde cevap verebilir;
– İnanmıyorum, biliyorum.
Bu iyi bir şey, çünkü bu durumda şu şekilde bir soru sorabilirsiniz;
– Hmmm… Merak ediyorum, peki bunu nereden biliyorsun? gibi…

Ebeveynlik, danışmanlık, koçluk gibi becerileri kapsayan, 6 bölümden oluşan yazılarımızı umarım beğenmişsinizdir. Artık pratik yapabilirsiniz. 38 soru içerisinde kullanabileceğiniz favori soruları seçebilir ve hatırlatma amaçlı küçük notlar taşıyabilir ya da buzdolabınızın üzerine asabilirsiniz. İlk başladığınızda garip hissedebilirsiniz, fakat zamanla iletişim kurarken doğal konuşmanızın bir parçası haline gelecektir.

 

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 5

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların dördüncüsüdür. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postlarımızdaki soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 6 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

25. _________ hoşlanıyor musun?

“İyi hissetmekten hoşlanıyor musun?” gibi sorular bir cevap içermez. Genellikle bu tür sorulara aldığımız yanıt “evet”dir. Öncelikle “evet” cevabını almak için bu soruları sıklıkla kullanmalısınız. Örneğin; Problemlerine çözüm bulmaktan hoşlanıyor musun?, Eğlenmekten hoşlanıyor musun? gibi… Evet yanıtını almaya başladığınızda, “evet” demeye karşı meyilleri artmakla birlikte, karşıdaki bireyi doğru bir şekilde yönlendirmek için faydalı olabilir.

26. ___________ hayal edersen, ne/nasıl olur?

Bu soru karmaşık olmasına rağmen oldukça etkilidir. Aslında bu soru, bireyin daha önce düşünmediği bir şeyi hayel etmesi için bir davetiyedir. Örneğin; “Zengin olduğunuzu hayal ettiğinizde, ne olur?” Bu soruyu yanıtlamak için, hayal etmeniz gerekir ve bilinçaltınıza yeni bir ihtimal girmiş olur. Bu soruları sık bir şekilde kullandığınızı hayal etseniz, ne olur?

27. ___________________ nereden biliyorsun ?

İnsanlar düşünce ve davranışlarıyla şekillenirler ve zaman içerisinde olan bu şekillemenin bir başlangıcı, ortası ve sonu vardır. Bu süreçteki adımlarınızı ortaya çıkarabilir ve daha sonra bu bilgileri kullanarak süreci değiştirebilirsiniz. “İşlerimi ertelemeyi durdurmak istiyorum.” “Erteleyeceğini nereden biliyorsun?” ya da “Spora gitmek istiyorum, fakat daima fikrimi değiştirip, televizyon izliyorum.” Fikrini değiştireceğini nereden biliyorsun? gibi… Pek çok insan bu şekilde düşünmez ve böylelikle bu tür sorular yaşadığınız sorunları azaltmanıza yardımcı olabilir.
Sas 2012 (1)
28. Bu konu hakkındaki senin için en kötü şey nedir?

Bu soru can alıcı bir soru olduğu için dikkatli bir şekilde kullanmalısınız, ayrıca danışan ile eğitimci arasında iyi bir bağ olmalıdır. Bu tür sorular, korku, kaygı ve baskı gibi “olumsuz” duyguların ortaya çıkmasını sağlar. Bu duygular idrak edilip kabul edildiğinde, sonuçlar oldukça kişiyi rahatlatır.

Örneğin;
– Ne olmak istiyorsun?
– Ünlü olmak istiyorum.
– Seni durduran şey ne?
– Ailem hayal kırıklığına uğrayabilir.
– Bu durum hakkındaki senin için en kötü şey ne?
– Onları üzme endişesi. gibi…

Duygular ortaya çıkmaya başladığında, karşınızdaki bireyin bu duyguları kabul etmesini sağlamalısınız.

29. ______________ yeterli olduğunda ne yapacaksın?

Zorunluluk, oldukça güçlü bir faktördür. Aslında, pek çok insan bir şeyi yapmak zorunda olduklarını hissettiklerinde harekete geçerler, ki böyle bir durumda ne yapmak istediklerine çok fazla odaklanmazlar.
Örneğin; Yeterli paran olduğu zaman ne yapacaksın? Yeterli derecede zamanın olduğu zaman ne yapacaksın? gibi…
Bir bireyi keşfetmek, onu tanımak adına atılan sık adımlardan birisidir ve bu da oldukça güçlü bir kapının açılmasını sağlar.

30. Sonunda kadar gitmek için istekli misin?

Bu soru aşırı gibi gelebilir, fakat istekli olmak oldukça güçlü bir etkendir. Birey bir şeyi değiştirme isteği gibi bir karara vardığı zaman, başarıya ulaşmak daha da olası bir durum haline gelir. Sadece istekli ve kararlı olmak yeterli olacaktır. Tabiki de, uyumsuz olan bireyler genellikle ne yapmamaları gerektiği konusunu düşünürler, fakat bu durumda yasal olmayan bir şey yapmak zorunda olmadıklarını açıklamalısınız. “Kendine karşı dürüst olmakta istekli misin?” gibi…

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 4

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların dördüncüsüdür. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postlarımızdaki soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 6 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

19. Hepsi / Herkes mi? Öyle olmayan birini / bir şeyi gördünüz mü?

Hepimiz genelleme yetisine sahibiz, fakat bazen bu durum sınırlayıcı olabiliyor ve bu da önyargının temellerini oluşturabiliyor. “İnsanlar genelde açgözlüdür.” Hepsi mi? Öyle olmayan birini gördünüz mü? “Köpekler tehlikelidir.” Bütün köpekler mi? Öyle olmayan bir köpek gördünüz mü? Kendi karşı-örneklerinizi bile bulabilirsiniz. “Dilsel becerileri öğrenmek zordur.” Bütün dilsel becerileri mi? Bebekken çabasız bir şekilde edinilen beceriler de mi?

20. Eğer bu gece bir mucize olsa…

İnsanlar ne istediğini bilemediklerinde veya bir problemin çözüldüğünü hayal etmede zorlandıklarında bu gerçekten zorlu bir süreçtir. Bu gece bir mucize olsa ve sen yarın sabah uyandığında, her şey (hayatında, işinde..) tam olarak istediğin gibi olmuş olsa, sizce nasıl bir mucize gerçekleşmiş olabilir? Böyle bir mucizenin olmasına izin vermek için, görmek, hissetmek ve inanmak istediğiniz ne olurdu? Mucizeler insanın önceden koymuş olduğu sınırların önüne geçerek zihni özgür kılar. Böylelikle bir mucize gerçekleşmiş olur…

DSC_000421. Seni durduran şey ne?

“Ben yapamam.” cümlesini duyduğunuzda, inançlarınızı sınırlayan bir durum söz konusu olabilir. Böyle bir durumla karşı karşıya geldiğinizde şunları sorabilirsiniz: “Ben kilo veremem.” veya “İnsanların isimlerini hatırlayamam.” gibi durumlarda; “Seni durduran şey nedir?” diye sorabilirsiniz. Bu soruyu cevaplamadan önce, kendi kendilerinin önüne geçtiklerini vücut dilleriyle de rahatlıkla görebilirsiniz: göz hareketleri, mimikler vb. Eğer izlerseniz veya dinlerseniz, bunu yaptıklarını rahatlıkla görebileceksiniz. Ama eğer “Ben insanların göz hareketlerini takip edemem.” derseniz; sizi durduran şeyin ne olduğunu bulmanız ve bulduğunuz zaman ne olacağını bilmeniz gerekir.

22. Özellikle hangisi / ne / kim?

İnsanlar konuşurken ne anlatmak istedikleri hakkında belirsiz olmalarına neden olan kelimeleri sıklıkla kullanırlar. “Avantaj daima onlarda.” gibi bir durumda; “Özellikle avantajlı olan kim?” şeklinde bir soru yöneltilebilir. Ya da “Hiçkimse benim söylediklerimi dinlemiyor.” gibi bir durumda ise; “Ne gibi şeyler söylediğinde kim seni dinlemiyor?” gibi.
Bu sorular dinleyicinin kim ve ne hakkında konuşulduğu konusunda kesin bir sonuca ulaştırır ve konuşmacıyı da gerçeklikle bağdaşan bir sürecin içine çekmek de mümkün olur.

23. Kendini nasıl durduyorsun?

Bir probleme sahip olmak insanın çok fazla enerjisini alır. Bu soru ise; güçlü olanın sizin olduğunuzu görmenize yardımcı olacaktır. “Organize olamıyorum.” “Kendini nasıl durduyorsun?” gibi.
İnsanlar kendilerini durdurmayı sonlandırmak için daima değişiklikleri saptayacaklardır.
“Ne yaparsam yapayım zayıflayamıyorum.” “Seni zayıflamaktan alıkoyan engel ne?” İnsanlar bu sorunun cevabını düşünmeye başladıkları zaman, problem çözme yetilerini tekrar kazanıp var olan güçlerini ortaya çıkarabiliyorlar.

24. Merak ettiğim…, Bilmek istediğim şey… vb.

Sorular bazen zorlu olabilir, bu yüzden anlaşma, uyum oldukça gereklidir. Soruları yumuşatmak yardımcı olabilir ve tutarsızlığı da azaltabilir. “Başarmak istediğin şeyin ne olduğunu merak ediyorum. Bunu nereden bildiğini merak ediyorum. Seni hayal kırıklığına uğratan şeyin ne olduğunu merak ediyorum.” gibi cümleler ile soruları yumuşatmak mümkün olabilir.

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 2

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların ikincisidir. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postumuzdaki ilk 6 soru-cevap kısmını da okumanızı öneriyoruz.  Aşağıda devam niteliğinde olan 6 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz. Yazımızın orjinal dili ingilizcedir. Dileyen okurlar inglizce blog sayfamızdan da yazıyı okuyabilirler.

Etkili İletişim 27. Yapsaydın / Yapabilseydin ne olurdu ?

Bireyler çoğunlukla “Yapamam.” diyerek kendilerine ve inançlarına limit koyarlar. Bu soruyu sorduğunuzda, onlar için mümkün fakat yine sınırlı olan şeyin ne olduğunu düşünürler. “Kendi işimi kuramam.” Kuramazsan ne olur? ya da “Hedefime ulaşamam.” Ulaşsaydın ne olurdu?” gibi sorular sorarak karşınızdaki bireyin soruya cevap vermeden önce eğer yapabilseydi neler olabileceğini düşünmesini sağlarsınız. Bu durumu karşınızdaki bireyin jest ve mimiklerinden de anlayabilirsiniz.
8. ………. ne ifade ediyor ?

İnançlar bir dilde iki şekilde ortaya çıkar: “A, B demektir” veya “A, B’ye neden olur” gibi. Bir birey “A, B demektir” dediğinde, inançlarını ifade eder. Örneğin; “Benim bir vasfım yok, ben bir aptalım.” dediklerinde: Bir vasfının olmaması aptal olduğu anlamına nasıl gelir? “Ben kelim, kadınlar benden hiç etkilenmezler.” dediklerinde ise: Kel olmanın kadınlara karşı etkili olmadığı anlamına nasıl gelir ? İnançlar yığınladır, bu yüzden dikkatli olmalısınız! Bu soruyu sorduğunuzda, bir çok şeyi de açığa çıkarabileceksiniz.

9. Eğer yapmazsan, ne olur ?

“Zorundayım, yapmalıyım” gibi sözcükleri karşınızdaki bireyin sınırlı bir seçeneği olduğunun bir işaretidir. Bu durumda bireyi alternatifleri düşünmeye teşvik edebilir ve zihinlerinde var olan haritayı da genişletebilirsiniz. “Ebeveynlerimi mutlu etmek zorundayım.” gibi bir durumda; Eğer mutlu edemezsen, ne olur? Ya da “Organize olmalıyım.” dediklerinde: Olamazsan , ne olur? Seçenek, hiçbir seçeneğiniz olmamasından çok daha iyidir, bu nedenle olasılıkları düşünmek faydalıdır.

10. …………………. nasıl olur / neye sebep olur ?

İnsanlar bazı durumlar için sebeplerden/nedenlerden hoşlanırlar ve bu sebepler genellikle içinde bir inancı barındırır. Eğer bu sebep inançları sınırlıyorsa, bununla mücadele edilmelidir. “Antrenör olmayı öğrenemem/beceremem, çünkü yeterli olduğumu düşünmüyorum.” gibi bir durumda; Bu şekilde düşünmek, öğrenmeyeceğin anlamına nasıl geliyor? “Tele-satış zor olduğu için, çalışanlarımızda motivasyon eksikliği var.” Tele-satışın zorlayıcı olması, çalışanlarınızı motive etmenin zor olduğu anlamına nasıl geliyor? Bu soruyu sorduğunuzda, insanlar önceden yaratmış oldukları ve sürdürdükleri düşünceyi bir kez daha düşüneceklerdir.

11. Nereden biliyorsun ?

Bazı insanlar kendi yaşadıklarından yola çıkarak bir iddiada bulunduklarında, “Nereden biliyorsun?” diye sorabilirsiniz. Bunu sorduğunuzda, a) iletişimi keserler veya b) nasıl bildikleri sürecini doğrulamaya çalışırlar. Bu şekilde bilgi (sözsüz-iletişim) alabilirsiniz. “Bunalımdayım.” Nerden biliyorsun? Bu tarzda bir soruya insanlar cevap verdiklerinde, inanış biçimlerini açıklarlar ve bu düşünce hakkında daha fazla bilgi sahibi olursunuz. “Tam bir fiyaskoyum.” Nereden biliyorsun? “Çünkü geçen ayki hedefimi gerçekleştiremedim.” Daha sonra bu düşünceyle başa çıkabilirsiniz. Geçen ayki hedefini gerçekleştirememek, nasıl bir fiyasko olduğun anlamına geliyor?gibi.

12. Daha belirgin/açık bir şekilde nasıl ?

Eylemlere yönelik sorduğunuz sorularda daha fazla bilgi edinmeniz mümkün olabilir. Böylelikle karşınızdaki insanın iç dünyasında neler olup bittiği hakkında daha kapsamlı bir bilgi edinebilirsiniz. “Bana karşı çok bencildi.” Bencil derken, daha açık bir şekilde anlatabilir misin? “Bu iş biraz pürüzlü olabilir.” Pürüzlü olabilir derken, biraz daha açık anlatabilir misin? gibi. Olumsuz durumlarda bile bu soruyu kullanabilirsiniz. “İyi bir performans sergilemiyor.” İyi bir performans sergilemiyor derken? gibi.

Çocuklarla İletişimin Sırları (3.Bölüm)

Çocuklar –ile– konuşmalısınız!

Çocuklar ile konuşmak, karşılıklı bir eylemdir. Çocuğa bir şey söylemek ise tek taraflı bir eylemdir. Birisine bir şey söylemek, “Yağmurluğunu giy,” “Onu dökeceksin,” ve “Saçının kesilmesi lazım,” gibi örnekler tek taraflı bir eylemdir.

Hiçkimse -çocuklar da dahil- kendisine sürekli bir şey söylenilmesinden hoşlanmaz. Çocuklar ile konuşmayı denemelisiniz, böylelikle sonuçlarını sizler de fark edeceksiniz. Çocuğunuz ile konuşmak ve onların ne yapmak istedikleri konusunda onları dinlemek, gelişim süreçleri için çok önemlidir.

Booklet ÇeviriKendi duygularınız ve düşünceleriniz hakkında konuşmak için “Ben-Mesajları”nı kullanmalısınız.

“Ben-Mesajları” konuşmacının kendisi hakkındaki ifadeleri içerir. Çocuklara, konuşmacının onların davranışlarının nasıl hissettirdiğini anlatır. Küçük çocuklar davranışlarının diğer bireyleri nasıl etkilediğini bilmediklerinden dolayı, “Ben-Mesajları” çocuklar yanlış bir davranış sergiledikleri zaman, “Sen-Mesajları”na oranla çok daha iyi bir iletişim aracıdır.

Ben – Mesajları Sen – Mesajları
Toplarken yardıma ihtiyacım var. Ortalığı darmadağın ettin.
Yorgun olduğumda hikaye okumak istemiyorum. Kendinden utanmalısın.
Yerde çamur gördüğümde üzülüyorum. Tam bir zararsın
Böyle çığlık attığın zaman seni duyamıyorum. Kes sesini.

“Ben-Mesajları” çocuğun kendi davranışlarını değiştirmesi için bir sorumluluk vermektedir. Örneğin, yetişkin bir birey, “ Yüzünün biraz kirlendiğini görüyorum.” dediğinde, çocuk yüzündeki kir hakkında ne yapabileceği sorumluluğunu üstlenir. Çocuğa olan öfkenizi göstermek için “Ben-Mesajları”nı kullanmamalısınız. Çocuklar, yetişkin bir bireyin öfkesine maruz kaldığı zamanlar-da kendilerini çok üzgün ve çaresiz hissederler. Öfkenizi yansıtmak yerine, “Ben-Mesajları”nı kullanarak, öfkelenmeden önceki duygularınızı çocuğunuz ile paylaşmalısınız. Örneğin; eğer çocuğunuz bir şirket yemeğinde bir bardak meyve suyunu döktüğü zaman, öfkeye kapılmadan önce bu durumdan dolayı utanabilirsiniz. “Sana gerçekten çok sinirlendim.” yerine “Gerçekten utandım.” diyerek duygularınızı ifade edebilirsiniz.

DSC_0039Sizi dinlediğinden emin olmalısınız!

Konuşmaya başlamadan önce, çocuklarınızın sizi dinlediğinden emin olmalısınız. Çocuklar – ve pek çok yetişkin – bir seferde tek bir yönergeye konsantre olabildiklerinden dolayı, çocuğunuzun adını söylemeli, daha sonra size odaklandığından emin olduktan sonra konuşmaya başlamalısınız. Böylelikle hayal kırıklığı yaşamadan veya tekrara başvurmadan, zaman kazanabilirsiniz.

Örnek: 

“Tuna.” (Oynadığı oyunu bırakıp, size bakana kadar beklemelisiniz.) “Oynamak için 10 dakikan daha var.”
“Can.” (Topları atmayı bırakıp, size bakana kadar beklemelisiniz.) “Akşam yemeği 15 dakika içinde hazır olacak.”

Yönergelerinizi basit tutmalısınız!

Çocuklar tek bir komutu yerine getirirken, çok başarılı olabiliyorlar. Birden fazla komut verildiği zaman, bununla başa çıkmakta zorlanmaktadırlar, bu nedenle çocuklar ile iyi bir iletişim kuran yetişkinler, bunu basit yönergeler ile sağlamaktadır.
3 yaşındaki İlayda’ya, “Odana gidip, kıyafetlerini topla, ama önce oyuncaklarını topla ve köpeğini dışarı çıkar.” şeklinde bir yönerge verdiğinizde, kafası karışacaktır. Aklında kalan tek şey, köpeği dışarı çıkarmaktır.
Bunun yerine, isteklerinizi tek tek söylemeye çalışmalısınız. Önce, oyuncaklarını toplamasını isteyin. Bu görevini tamamladığında, köpeği dışarı çıkarmasını isteyin. Köpeği dışarı çıkardıktan sonra, ondan odasındaki kıyafetlerini toplamasını isteyebilirsiniz.

Önemli isteklerinizi sıkıca tembih etmelisiniz!

Çocuklara önemli isteklerinizi dile getirirken ses tonunuzun verdiğiniz mesajla tutarlı olmasına dikkat etmelisiniz. Sağlam bir iletişim kurmalı ve isteklerinizin nedenini çocuğa söylemelisiniz.
Unutmayın ki; çocuklar aynı anda sadece tek bir şey hakkında düşünürler. Oyun oynarken dikkatlerini size vermeleri onlar için oldukça zordur. Çocuklara, zayıf bir ses tonuyla isteklerinizi söylediğinizde, sizin ondan yapmasını istediğiniz şeyi gerçekten umursamadığınızı düşünecektir.

Örnek:

“Lütfen montunu giyin, sonrasında otobüse binmek için hazır olacağız.” Böyle bir ifade çocuğa sizin neyi, neden istediğinizi anlatır.

“Şimdi montunu giymek ister misin? Bu ifade şekli ise çocuğu bir seçim yapmaya zorlar ve bu durumda çocuk yapacağı şeyin nedenini bilemez.

Çocuklarla İletişimin Sırları (2.Bölüm)

Karşılıklı iletişim için başlangıç cümlelerini kullanmalısınız!

Davet cümleleri, duyguları, düşünceleri paylaşmak ve çocuğunuzu konuşmaya teşvik etmek adına atılan adımlardır. Bu cümleler, sizin çocuğunuz ile ilgilendiğinizi ve onu gerçekten dinlediğinizi gösterir. Teşvik cümleleri ayrıca, çocukların düşüncelerinin önemli olduğunu ve söylediklerine saygı duyulduğunu anlamalarını sağlar.

Örnek:
Anlıyorum. … Ohh. … Hımmm. … Peki ya o. … Gerçekten mi? … Peki ya başka. … Tekrar eder misin? … Seni anladığımdan emin olmak istiyorum. … Şaka yapıyorsun. … Bu oldukça ilginç. …

DSC_0067Dikkatli bir şekilde dinlemelisiniz!

Çocuğunuzun söylediklerine dikkat etmelisiniz. Zaman zaman onları dinlemek için yaptığımız işi –çamaşır katlamak gibi- bırakamıyoruz. Küçük çocuklar; genellikle düşüncelerini, keşiflerini veya heyecanlarını paylaşmak için 30 saniye veya biraz daha fazlasını isterler. Eğer gerçekten meşgulseniz – ki bütün yetişkinlerin yoğun zaman dilimleri vardır- “Şu an çok meşgulüm, fakat bu konu hakkında daha sonra konuşalım.” demelisiniz. Meşgulken, dinliyormuş gibi yapmamalısınız. Daha sonra verdiğiniz sözü tutmalı ve onunla konuşmayı unutmamalısınız.

Çocuklarınızın düşünce ve duygularını yansıtmak için “Sen Mesajları”nı kullanmalısınız!

“Sen-Mesajları” çocuğunuzun duygularını tanımlar ve kendi problemlerini ifade etmeleri için onları cesaretlendirir.

Örnek:
Köpeğin öldüğü için üzgünsün.
Oyunu kazanamadığın için hayal kırıklığına uğradın.
Melisa onun yeni oyuncağıyla oynamana izin vermediği için kızgınsın.
Çocuklarınıza özgür bir şekilde kötü olan düşüncelerini de ifade etmelerine izin verdiğinizde, sihirli bi değnek gibi bu duygular ortadan kaybolacaktır. Diğer bir yandan, kötü duyguları saklamak, çocuğunuza zarar verebilir ve bu negatif duygular hiçbir yere gitmez. Onun yerine, bu duygular baş ağrısına, ülsere, özgüven eksikliğine ve şiddet eğilimine neden olabilir.

Booklet Çeviri (2)

“Yapma” demek yerine “Yap” demelisiniz!

Çocuklarınıza, yapmaması gerekenlerden daha çok neyi yapması gerektiğini söylemelisiniz. “Yapma!” demek yerine “Yap” kelimesini kullanmak ilk zamanlarda biraz zor olabilir, fakat ortaya çıkan iyi ilişkiler, pratik yapmanıza ve düşündüklerinize değecektir.

 

 

Örnek: 

Yap

Yapma

Montunu biraz kaldırırsan, yere değmez.

Montunu yere değdirme!

Yavru kedini kibar bir şekilde taşıyabilirsin.

Kediyi sıkma!

Lütfen, kapıyı yavaşça kapat.

Kapıyı çarparak kapatma!

Bu sayfayı boyamalısın.

Masayı sakın boyama!

Unutmayın ki:

Hayatınızdaki en önemli insan ile konuştuğunuz zamandaki gibi, çocuklar ile konuşurken de aynı kuralları kullanmalısınız.

 

Çocuklarla İletişimin Sırları

Birkaç bölüm halinde yayınlayacağımız ”Çocuklarla İletişimin Sırları” adlı yazımız özellikle ebeveynlere, öğretmenlere ve çocuklarla iletişim içerisinde olan herkese yöneliktir. Aşağıdaki örnekler çocuklarla daha sağlıklı ve etkili iletişimin ipuçlarını verir. Yazının orijinal dili ingilizcedir ve türkçeye çevirisi merkezimiz çalışanları tarafından yapılmıştır.

Kaynak: http://www.del.wa.gov/publications/development/docs/22-649.pdf

Bölüm 1

Düşünceleri, kelimeleri ve duygularımızı bir çocuğa aktarırken ne olur? Biz bunu “iletişim” olarak adlandırıyoruz. İletişimde sadece ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz de önemlidir. Bu da çocuk ile sağlıklı bir iletişim kurmanın anahtar yollarından biridir. İletişim kelimelerden daha fazlasını kapsar. İletişim, bakışları ( gülümsemeler,kaşlar gibi), hareketleri (sarılma, dokunma), hatta sustuğumuz zaman dilimlerini bile içermektedir.

Yetişkinler, genellikle çocuklara yönerge verirken veya endişelerini dile getirerek iletişim kurarlar. Diğer bir yandan, hem ebeveynlerin kendi duyguları hem de çocuklarının duyguları da dahil olduğu zaman, iletişim kurmakta daha fazla zorluk yaşayabiliyorlar.

DSC_0340

Çocuklar ile iletişim kurmanın sırları, duygular aracılığı ile konuşmanın ve dinlemenin nasıl gerçekleştiği hakkında örnekleri içermektedir. Bu kitapçık, incitici olmayan bir şekilde, kelimeleri ve duyguları aktarmak için farklı yolları içermektedir.
İyi bir iletişim, şimdi ve daha sonraki dönemler için çok önemlidir. Ayrıca, çocuğun çevresindekilerle iyi bir ilişki kurmasına yardımcı olmakla birlikte, özgüvenine de olumlu bir katkılar sağlamaktadır. Bu durum da onların hayatını ve onlar ile olan hayatı daha iyi bir hale getirmektedir. Böylelikle özbenlikleri açısından kendilerini yeterli hisseden birer yetişkin olurlar.

İyi bir iletişim, ilişkilerin iyi olmasına, işbirliği yapmaya ve kendini daha değerli hissetmeye olanak sağlar. İletişimin zayıf olması durumunda ise, karşılıklı ilişkilerde hayal kırıklığına, çatışmaya ve kendinizi değersiz hissetmenize neden olur. İletişimde olmayı öğrenmek, aslında sizin için büyük bir yatırımdır.
İleriki sayfalarda çocuklar ile iyi bir iletişim kurabilmenin yollarını bulabilirsiniz. Kendi “iletişim sırlarınızı” oluşturmak adına çocuklarınızı anlamaya çalışarak, deneyimlerinizden yola çıkarak bu basamakları kullanabilirsiniz.

İLETİŞİM

Çocuklar, onları oldukları gibi kabul ettiğinizin bilincine vardıklarında, büyüyebiliyor, gelişebiliyor ve kendileri hakkında olumlu bir bakış açısına sahip olabiliyorlar. Onlar kendilerini iyi hissettikleri zaman, çevresindeki insanlar ile iletişimlerinde de olumlu değişimler gözlenir.
Çocukları kabullenmek -oldukları gibi- onlar ile iletişim kurmayı kolaylaştırmaktır. Her açıdan kabul görmüş bir çocuk, problemlerini paylaştığı kadar duygularını da sizinle paylaşacaktır. Böylece, bir ebeveyn, akraba, arkadaş veya bakıcı olarak kendinizi sizler de daha hissedeceksiniz.

Sonuç olarak, hayatınızda, hem siz hem de çocuğunuz kazançlı olabilirsiniz.

Yetişkinler:

Tehdit ettiklerinde,

Eleştirdiklerinde,

Öğüt verdiklerinde,

Uyardıklarında,

Çocuklar:

” Değersizim ”

” Çok kötüyüm ”

” Beni sevmiyorsun ”

” Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum ”

gibi düşüncelere kapılabilirler.

Çocuklarla iletişimÖrnek:

Melis, “Anne, yalnız uyumaktan korkuyorum.” dedi. Hangi cevap ile iletişim kurulur?

A: Koca bir bebek gibi davranıyorsun! Korkacak hiçbir şeyin olmadığını biliyorsun!

B: Korktuğunu biliyorum. Senin için, ışığı ve kapıyı açık bırakacağım.

Doğru iletişim: B

Unutmayın ki;
Çocukların davranışlarını onaylanmadan da onları kabul edebilirsiniz. Örneğin; Melis’i seviyoruz ve “onu” kabul görüyoruz, fakat bebeğe çimdik attığında veya kedinin kuyruğunu çektiği zaman, bu “davranışlarını” kabul etmiyoruz.