Çocuklarımıza Bilim Öğretmenin Püf Noktaları

Bilim! 5 harfli küçük bir kelime olmasına rağmen birçoğumuz için cevap veremeyeceğimiz sorularla dolu kocaman bir dünya.

Genel olarak büyüklere sorulduğunda bilim denilince aklınıza gelen nedir diye duyduğumuz cevaplar bir laboratuar, beyaz önlükler, kocaman gözlük vs. Yani temelde, günlük yaşantıdan uzak, akılda soru işaretleri bırakan bir dal. Peki, aynı soruyu çocuklara sorsak nasıl cevaplar alırız dersiniz? Sorduk ve iki popüler cevap aldık: Araştırmak ve eğlenmek.

Evet, çocuklar için bilim araştırmak ve eğlenmek demek çünkü bilimin temelinde ne varsa çocukların yaradılışlarında da o var: Merak etmek, soru sormak ve keşfetmek. Sizi çileden çıkartırcasına, durmak bilmeden soru sordukları ilk zamanları düşünün.

-Anne bu ne? Sifon yavrum. -Sifon ne demek? Neden sifon? Nasıl çalışıyo?
-Baba buzdolabının ışığını kim açıyo?
-Televizyondakiler de bizi görüyo mu?

Aslında her sordukları soru onların hayatı anlamlandırabilmesi için gerekli olan sorular. Bilmiyorlar ve haliyle merak edip soruyorlar. Bu da aslında insanoğlunun bugün geldiği noktada olabilmesinin ilk adımı değil mi? Sonuçta bilim insanları konuya ‘her şey bir maddedir ve her madde taneciklerden oluşur ama en küçük tanecik ne ola ki?’ diye başlamadılar. Onları bugün bilim insanı yapan şey çocukluklarından getirdikleri ve asla kaybetmedikleri merakları oldu.

Peki, biz çocuklarımızın merakını nasıl canlı tutarız ve onlara bilimi anlatabiliriz?

  • Mutfağa çocuğunuzla birlikte girin.

Evet. Mutfak aslında çocuğunuzun merakını tazelemek, sorularına cevaplar bulmak, yeni şeyler keşfetmek için adeta bir altın madeni. Suyun kaynaması/soğuması/donması, yağın erimesi, buzdolabındaki magnetler, kaşıktaki yansıma, bardaktaki kırılma ve daha niceleri. Birlikte gözlemlemek ve somut yaşantılar kazanmak için harika bir fırsat. Üstelik işlerinizi de aksatmak zorunda kalmayacaksınız 🙂

  • Yağmur çamur dinlemeyin birlikte doğa yürüyüşlerine çıkın.

‘Doğa mı, her yer bina’ dediğinizi duyar gibiyim. Efendim, doğa yürüyüşünden kastımız biraz ağaç, birkaç bitki, renkli yapraklar, ufak böcekler, değişik hava şartları. Çocuğunuza keşfin kapılarını açıp, yaşamı pembe yanaklarında hissettirmek için vazgeçilmez!

  • Oyunlarına katılın, birlikte oyunlar oynayın.

Oyuncaklar ve oyun. Çocuğun en çok zevk aldığı ve en etkili öğrenmeyi yaşadığı anlar. İnşa ettiğiniz bloklarla dengeyi, arabalarla hızı, trenlerle uzunluğu, köprülerle ivmeyi, yüzdürülen gemilerle suyun kaldırma kuvvetini… Daha nicelerini sayabiliriz. Oyuncaklar ve oyun. Unutmayın, çocuk oynarken her şeyi en basit haliyle anlatabilirseniz ve oynamaya doyamadığı oyuncakları sayesinde öğrendiklerini asla unutmaz.

  • Konuşun.

Elbette ki sessiz geçen mutfak saatleri, kuru kuru yürüyüşler, sıkıcı oyunlar çocuğa bilim insanı olmanın kapılarını açmaz. Onun sorularına cevap vermeye ve onunla birlikte öğrenmeye açık olduğunuzu gösterin sevgili anne ve babalar. Eğer olur da o soru sormazsa siz sorun, içindeki öğrenme aşkını harekete geçirecek bir şeyler bulun. Birlikte araştırın, öğrendiklerinize şaşırın, heyecanını paylaşın. Ne kadar içselleştirirse o kadar kalıcı olur unutmayın.
Merakınızın hiç sönmemesi dileğiyle,

Rabia Yıldız

Çocuk Gelişim Öğretmeni

SAS Yaz Programları’na Katılmak için 6 Neden

”Eğlenerek Beynimi Geliştiriyorum” yaz programlarımıza katılmanız için 6 neden:

1 – Dikkat Süresi

keep-calm-and-thanks-for-paying-attentionHer çocuğun odaklanma becerileri farklı olsa da bu becerileri geliştirebileceklerini biliyoruz.

Dolayısıyla çocuğunuzun yaşına uygun işitsel ve görsel programlarımız ile dikkat sürelerini uzatabiliyoruz.

 

 

 

2 – Özgüven ve Motivasyon 

Strong child with muscles drawn on chalkboard in elementary schoolProgramlarımız ile hem çocuğunuzun kapasitesinin ortaya çıkmasına hem de çocuğunuzun kendisine olan inancını oluşturarak özgüveni yüksek bir birey olmasına yardımcı oluyoruz.

 

 

 

3 – Bellek Süreçleri 

memory-process-.png-004

 

Duyular aracılığıyla aldığımız bilgilerin beyinde daha iyi bir şekilde organize olmasını ve işlemlemesini sağlayan programlarımız sayesinde çocuğunuzun hafızasını canlı tutabiliyoruz.

4 – Problem Çözme ve Yaratıcılık

636x460design_01Çocuğunuzun problem çözme becerisi için kalıplaşmış ezber yöntemler yerine, yaratıcı fikirler sunmasına olanak sağlayan yeni bilgileri deneyimleyerek öğrenmesine fırsat sunuyoruz.

 

 

5 – İletişim Becerileri 

FullSizeRenderÇocuğunuz ile kuracağımız iletişim yöntemlerinin; destekleyici, düşündürücü ve çözüm oluşturacak yönde olmasına dikkat ederek onun gelişimine yardımcı olmaktayız.

 

 

6 – Motor Becerileri ve Denge

11Dinleti programları ve eğlenceli aktiviteler ile çocuğunuzun hem ince hem de kaba motor becerilerinin gelişmesine yardımcı oluyoruz.

 

 

 

 

 

 

Derleyen: Ergun Karabulut

Övgü ve Eleştiri Dengesini Sağlamak İçin 11 Tüyo

Her çocuk fark edilmek ister. Olumlu davranışlarıyla dikkat çekemezse, olumsuz davranışları dener. Yani onlar için reklamın iyisi kötüsü yoktur. Çocukların olumsuz davranışlarını değiştirmenin yolu olumlu davranışları övmekten geçer.

eeeÖvgü ve eleştiri için öneriler:

  • Övgü ya da eleştiriyi davranıştan hemen sonra yapın. Zamanlama önemlidir.
  • Eleştirinizin dozajını iyi ayarlayın sevginizden şüphe etmesin.
  • Asla fiziksel ya da sözel şiddet uygulamayın.
  • Eleştiri ya da övgü kullanırken gerçekçi olun. Çocuklar sahteliği hemen anlar.
  • Asla aşağılamayın.
  • Kendi sorumluluklarını yerine getirdiğinde teşekkür etmeyin. Zaten yapması gerekeni yapmıştır.
  • Övgü ve eleştiri için basit cümleler kurun. Çocukların dinleme süresinin uzun olmadığını unutmayın.
  • Övgü ve eleştiri davranışı çocuğunuzdaki davranış üzerinde olumlu etki yapsın diye kullanılmalı. Yani sadece siz öfke ya da mutluluğunuzu paylaşın diye değildir.
  • Eleştirilerinizi ders verir gibi anlatmayın. Onu yargılamadan net ifade edin.
  • Eleştiriniz çocuğunuza değil davranışına yönelik olsun.
  • En önemlisi kendi davranışlarınızla çocuğunuza ÖRNEK OLUN.

Psk. Çiğdem Doğan

Etkili İletişimin Sırları – Son Bölüm

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların sonuncusudur. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postumuzdaki soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 8 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

1. bölüm, 2. bölüm, 3. bölüm, 4. bölüm, 5. bölümü okumak için tıklayınız.

31. İstediğini elde etmek için ne yapacaksın? Hangi adımları atacaksın?

Hedeflerin çoğu eylem gerektirir, bu yüzden nereden başlayacağınızı bilmek oldukça önemlidir. Bazı insanlar, her adımlarını planlamayı severler, diğerleri ise anlık dürtülerine güvenmek yerine hedeflerini net tutarlar. Her iki yolda da ne istediğinize karar vermek çok önemlidir.
Örneğin;
Zengin olduğun zaman ne yapacaksın?
Zayıflamak için hangi adımları atacaksın? gibi…
Bazı insanlar, bir hedefi belirlemek için 24 saat içinde bir adım atılması gerektiğini düşünüyorlar. Bu durumda sinir sistemine bir mesaj yollanır.

32. Kim / Ne daha iyi?; En iyi Kim / Ne ile karşılaştırılabilir? (Daha hızlı, kolay vb..)

İnsanlar daima karşılaştırma yaparlar, daha sonra da ne ile karşılaştırdıklarını da unuturlar. Fakat, hatırlamalarına yardımcı olabilirsiniz. “Risk almaktan kaçınmak en iyisidir.” “Neye göre en iyi?” “NLP fobilerden kurtulmak için daha hızlı bir yöntemdir.” “Neye göre daha hızlı?” Karşıdaki bireyin bakış açısını daha iyi bir şekilde öğrenmenize ve onu anlamanıza yardımcı olacaktır. “Neye ya da kime göre daha iyi?” şeklinde bir soru da sorabilirsiniz.

DSC_003533. Söylemek / yapmak / inanmak için onların doğrusu ne olmalı?

Karşınızdaki bireyin bakış açısından yola çıkarak varsayımlarınızı ortaya çıkarmak için kendinize sormanız gereken bir sorudur. Bir cümlenin anlam kazanması için doğru olarak kabul edilmesi gereken şey varsayımlardır. Konuşmadaki varsayımların farkına varabilir ve faydalı olmadığını düşündüklerinizi eleyebilirsiniz.
Örneğin;
-Antrenör olmayı beceremiyorum, çünkü başa çıkabileceğimi düşünmüyorum.”
– Beceremeyeceğini kim söylüyor?
– Düzgün bir şekilde gözümde canlandıramıyorum. Canlandırmak için uygun bir yol var mı bilmiyorum.
– Ne olabilir? Alaycı bir tavır sergileyebilirsiniz. En azından yanlış da olsa gözünüzde canlandırabilirsiniz.

34. Problem / Sorun artık bir önem teşkil etmediğinde, nasıl hissedeceksiniz?

Bu soru bireyi problem olmayan bir hayatın nasıl olduğu hakkında düşünmeye teşvik eder. Tetikleyici, etkili bir sorudur.
Örneğin;
– Kilonuz artık bir sorun olmaktan çıktığında, nasıl hissedeceksiniz?
Böylelikle, bu soru sizi mücadelenin ve problemin nasıl çözüleceğinin de ötesinde bir yere götürür. Eğer birey bu duygu ile “kalma konusunda” istekli ise, çabasız bir şekilde problemi çözmek için gerekli olan adımları kendi kendilerine bulacaklardır.

35. Neden?

Sınırlayıcı inançlar buz dağı gibidir – yüzeyin altında pek çok şey vardır. Birey sınırlayıcı inançlarından bir kısmını anlattığı zaman, bu soru ile yüzeye daha fazlasını çıkarmanıza yardımcı olur.
Örneğin;
– İş planı yapamıyorum.
– Neden?
– Çünkü yeterli zamanım yok.
İnançları ortaya çıkarmak için sorulan bir diğer soru ise; “Nereden biliyorsun?” İnancını size anllatığı zaman, daha fazla bilgi almak için “X neden Y’ye neden oluyor?” sorular da sorabilirsiniz.

36. Bunun doğru olup olmadığını nereden biliyorsun?

İnançlar gerçekten doğru değildir; onlar sadece birer düşüncedir. Bu soru, sınırlayıcı inançlar ile başa çıkabilmenin iyi yollarından birisidir, çünkü bireyin bu soruya cevap verebilmesi için yeni bir inancı hayal etmesi gerekir.
Örneğin;
– Anlaşmayı kaybettim. Asla başarılı olamayacağım.
– Bunun doğru olup olmadığını nereden biliyorsun?
Yeni bir inanç oluşturmanın ilk basamaklarından birisi ise; bireyin bunu düşünmesini sağlamaktır.
– Daima mücadele ediyorum, çünkü hayat çok zor.
– Bunun doğru olup olmadığını nereden biliyorsun?
Yeni bir inancı hayal etmeye başladıkları zaman, eski olan inanç ile yenisini değiştirmek için bir kapı açılır.

37. Aslında bu _________ anlamına gelir.

Eğitimin başında olumlu bir altyapı oluşturmak için etkili bir cümledir. Burada olman, istediğin değişikleri yapabileceğin anlamına geliyor. Beni dinliyor olman, bütün hedeflerine ulaşabileceğin anlamına geliyor. Ayrıca, bu cümleler mantıklı olmak zorunlu değil.

38. Yani _________ inanıyorsun.

Etkili bir eğitim için uyum oldukça önemlidir. Fiziki olarak uyumun sağlanması için pek çok yol olsa da, bu uyum sözel olarak da sağlanmalıdır. Birey doğru olduğunu düşündüüğü bir şeyi söylediğinde ve siz yararsız olduğunu düşündüğünüzde, doğru olmadığını söylemeden, farklı bir yol ile tekrar ona söylemek faydalı olabilir.
Örneğin;
– Ben başarısızım.
– Başarısız olduğuna inanıyorsun.
Bazen insanlar şu şekilde cevap verebilir;
– İnanmıyorum, biliyorum.
Bu iyi bir şey, çünkü bu durumda şu şekilde bir soru sorabilirsiniz;
– Hmmm… Merak ediyorum, peki bunu nereden biliyorsun? gibi…

Ebeveynlik, danışmanlık, koçluk gibi becerileri kapsayan, 6 bölümden oluşan yazılarımızı umarım beğenmişsinizdir. Artık pratik yapabilirsiniz. 38 soru içerisinde kullanabileceğiniz favori soruları seçebilir ve hatırlatma amaçlı küçük notlar taşıyabilir ya da buzdolabınızın üzerine asabilirsiniz. İlk başladığınızda garip hissedebilirsiniz, fakat zamanla iletişim kurarken doğal konuşmanızın bir parçası haline gelecektir.

 

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 5

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların dördüncüsüdür. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postlarımızdaki soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 6 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

25. _________ hoşlanıyor musun?

“İyi hissetmekten hoşlanıyor musun?” gibi sorular bir cevap içermez. Genellikle bu tür sorulara aldığımız yanıt “evet”dir. Öncelikle “evet” cevabını almak için bu soruları sıklıkla kullanmalısınız. Örneğin; Problemlerine çözüm bulmaktan hoşlanıyor musun?, Eğlenmekten hoşlanıyor musun? gibi… Evet yanıtını almaya başladığınızda, “evet” demeye karşı meyilleri artmakla birlikte, karşıdaki bireyi doğru bir şekilde yönlendirmek için faydalı olabilir.

26. ___________ hayal edersen, ne/nasıl olur?

Bu soru karmaşık olmasına rağmen oldukça etkilidir. Aslında bu soru, bireyin daha önce düşünmediği bir şeyi hayel etmesi için bir davetiyedir. Örneğin; “Zengin olduğunuzu hayal ettiğinizde, ne olur?” Bu soruyu yanıtlamak için, hayal etmeniz gerekir ve bilinçaltınıza yeni bir ihtimal girmiş olur. Bu soruları sık bir şekilde kullandığınızı hayal etseniz, ne olur?

27. ___________________ nereden biliyorsun ?

İnsanlar düşünce ve davranışlarıyla şekillenirler ve zaman içerisinde olan bu şekillemenin bir başlangıcı, ortası ve sonu vardır. Bu süreçteki adımlarınızı ortaya çıkarabilir ve daha sonra bu bilgileri kullanarak süreci değiştirebilirsiniz. “İşlerimi ertelemeyi durdurmak istiyorum.” “Erteleyeceğini nereden biliyorsun?” ya da “Spora gitmek istiyorum, fakat daima fikrimi değiştirip, televizyon izliyorum.” Fikrini değiştireceğini nereden biliyorsun? gibi… Pek çok insan bu şekilde düşünmez ve böylelikle bu tür sorular yaşadığınız sorunları azaltmanıza yardımcı olabilir.
Sas 2012 (1)
28. Bu konu hakkındaki senin için en kötü şey nedir?

Bu soru can alıcı bir soru olduğu için dikkatli bir şekilde kullanmalısınız, ayrıca danışan ile eğitimci arasında iyi bir bağ olmalıdır. Bu tür sorular, korku, kaygı ve baskı gibi “olumsuz” duyguların ortaya çıkmasını sağlar. Bu duygular idrak edilip kabul edildiğinde, sonuçlar oldukça kişiyi rahatlatır.

Örneğin;
– Ne olmak istiyorsun?
– Ünlü olmak istiyorum.
– Seni durduran şey ne?
– Ailem hayal kırıklığına uğrayabilir.
– Bu durum hakkındaki senin için en kötü şey ne?
– Onları üzme endişesi. gibi…

Duygular ortaya çıkmaya başladığında, karşınızdaki bireyin bu duyguları kabul etmesini sağlamalısınız.

29. ______________ yeterli olduğunda ne yapacaksın?

Zorunluluk, oldukça güçlü bir faktördür. Aslında, pek çok insan bir şeyi yapmak zorunda olduklarını hissettiklerinde harekete geçerler, ki böyle bir durumda ne yapmak istediklerine çok fazla odaklanmazlar.
Örneğin; Yeterli paran olduğu zaman ne yapacaksın? Yeterli derecede zamanın olduğu zaman ne yapacaksın? gibi…
Bir bireyi keşfetmek, onu tanımak adına atılan sık adımlardan birisidir ve bu da oldukça güçlü bir kapının açılmasını sağlar.

30. Sonunda kadar gitmek için istekli misin?

Bu soru aşırı gibi gelebilir, fakat istekli olmak oldukça güçlü bir etkendir. Birey bir şeyi değiştirme isteği gibi bir karara vardığı zaman, başarıya ulaşmak daha da olası bir durum haline gelir. Sadece istekli ve kararlı olmak yeterli olacaktır. Tabiki de, uyumsuz olan bireyler genellikle ne yapmamaları gerektiği konusunu düşünürler, fakat bu durumda yasal olmayan bir şey yapmak zorunda olmadıklarını açıklamalısınız. “Kendine karşı dürüst olmakta istekli misin?” gibi…

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 4

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların dördüncüsüdür. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postlarımızdaki soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 6 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

19. Hepsi / Herkes mi? Öyle olmayan birini / bir şeyi gördünüz mü?

Hepimiz genelleme yetisine sahibiz, fakat bazen bu durum sınırlayıcı olabiliyor ve bu da önyargının temellerini oluşturabiliyor. “İnsanlar genelde açgözlüdür.” Hepsi mi? Öyle olmayan birini gördünüz mü? “Köpekler tehlikelidir.” Bütün köpekler mi? Öyle olmayan bir köpek gördünüz mü? Kendi karşı-örneklerinizi bile bulabilirsiniz. “Dilsel becerileri öğrenmek zordur.” Bütün dilsel becerileri mi? Bebekken çabasız bir şekilde edinilen beceriler de mi?

20. Eğer bu gece bir mucize olsa…

İnsanlar ne istediğini bilemediklerinde veya bir problemin çözüldüğünü hayal etmede zorlandıklarında bu gerçekten zorlu bir süreçtir. Bu gece bir mucize olsa ve sen yarın sabah uyandığında, her şey (hayatında, işinde..) tam olarak istediğin gibi olmuş olsa, sizce nasıl bir mucize gerçekleşmiş olabilir? Böyle bir mucizenin olmasına izin vermek için, görmek, hissetmek ve inanmak istediğiniz ne olurdu? Mucizeler insanın önceden koymuş olduğu sınırların önüne geçerek zihni özgür kılar. Böylelikle bir mucize gerçekleşmiş olur…

DSC_000421. Seni durduran şey ne?

“Ben yapamam.” cümlesini duyduğunuzda, inançlarınızı sınırlayan bir durum söz konusu olabilir. Böyle bir durumla karşı karşıya geldiğinizde şunları sorabilirsiniz: “Ben kilo veremem.” veya “İnsanların isimlerini hatırlayamam.” gibi durumlarda; “Seni durduran şey nedir?” diye sorabilirsiniz. Bu soruyu cevaplamadan önce, kendi kendilerinin önüne geçtiklerini vücut dilleriyle de rahatlıkla görebilirsiniz: göz hareketleri, mimikler vb. Eğer izlerseniz veya dinlerseniz, bunu yaptıklarını rahatlıkla görebileceksiniz. Ama eğer “Ben insanların göz hareketlerini takip edemem.” derseniz; sizi durduran şeyin ne olduğunu bulmanız ve bulduğunuz zaman ne olacağını bilmeniz gerekir.

22. Özellikle hangisi / ne / kim?

İnsanlar konuşurken ne anlatmak istedikleri hakkında belirsiz olmalarına neden olan kelimeleri sıklıkla kullanırlar. “Avantaj daima onlarda.” gibi bir durumda; “Özellikle avantajlı olan kim?” şeklinde bir soru yöneltilebilir. Ya da “Hiçkimse benim söylediklerimi dinlemiyor.” gibi bir durumda ise; “Ne gibi şeyler söylediğinde kim seni dinlemiyor?” gibi.
Bu sorular dinleyicinin kim ve ne hakkında konuşulduğu konusunda kesin bir sonuca ulaştırır ve konuşmacıyı da gerçeklikle bağdaşan bir sürecin içine çekmek de mümkün olur.

23. Kendini nasıl durduyorsun?

Bir probleme sahip olmak insanın çok fazla enerjisini alır. Bu soru ise; güçlü olanın sizin olduğunuzu görmenize yardımcı olacaktır. “Organize olamıyorum.” “Kendini nasıl durduyorsun?” gibi.
İnsanlar kendilerini durdurmayı sonlandırmak için daima değişiklikleri saptayacaklardır.
“Ne yaparsam yapayım zayıflayamıyorum.” “Seni zayıflamaktan alıkoyan engel ne?” İnsanlar bu sorunun cevabını düşünmeye başladıkları zaman, problem çözme yetilerini tekrar kazanıp var olan güçlerini ortaya çıkarabiliyorlar.

24. Merak ettiğim…, Bilmek istediğim şey… vb.

Sorular bazen zorlu olabilir, bu yüzden anlaşma, uyum oldukça gereklidir. Soruları yumuşatmak yardımcı olabilir ve tutarsızlığı da azaltabilir. “Başarmak istediğin şeyin ne olduğunu merak ediyorum. Bunu nereden bildiğini merak ediyorum. Seni hayal kırıklığına uğratan şeyin ne olduğunu merak ediyorum.” gibi cümleler ile soruları yumuşatmak mümkün olabilir.

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 3

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların üçüncüsüdür. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postumuzdaki 12 tane soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 5 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

13. ………… hakkında sizin için önemli olan nedir ?

Herkes için önemli olan değerler vardır. (örneğin; özgürlük, güvenlik, macera gibi) Fakat herkesin “kriter” olarak bilinen hassas olduğu konular da vardır. -İşinizde sizin için önemli olan nedir? “İnsanlara yardım etmek, iyi bir iş çıkarmak ve maddi ihtiyaçları karşılamak.” -İlişkinizde sizin için önemli olan nedir? “Dürüstlük, güven ve saygı.” Kriterler konuların içeriğine göre değişebilir, ayrıca yakınlık ve motivasyonu sağlamak için de bu tür soruları “gündem konusunu” belirlemek adına kullanabilirsiniz. Bu soru-cevaplar hakkında bilgi sahibi olmanın sizin için önemi nedir? gibi.

14. Başarısız olmayacağınızı bilseydiniz, ne yapardınız ?

Pek çok insan başarısızlık korkusu ile geri çekilir ve sıklıkla hayallerine açılacak olan kapıyı kapatırlar. Bu soru ise “o kapıyı” açmaktadır. -Başarısız olmayacağınızı bilseydiniz, ne yapardınız? “İspanyolca konuşmayı öğrenirdim.” -Başarısız olmayacağınızı bilseydiniz, ne yapardınız? “Üniversiteye giderdim.” Başka bir alternatif ise başarısız olmanın sorun olmayacağını bilseydiniz, ne yapardınız?

Etkili İletişim Sırları 3

15. En iyiye ulaştığınız zaman nasıl biri oluyorsunuz ?

Bu soru ise kişinin iç dünyasına ulaşmasını sağlamakla birlikte iyi bir başlangıçtır. -En iyiye ulaştığınız zaman nasıl biri oluyorsunuz? Bu soruyu yanıtlamak, kişinin iç dünyasına (bir dereceye kadar) ulaşmasını sağlar, size “rahatım”, “odaklanmış” gibi anahtar kelimeler sunabilir. Bu tür soruları daha sonradan da tekrarlayabilirsiniz.

16. (Amaçlarınız) içinde bulunduğunuz alanı / durumu nasıl etkiler ?

Hiçkimse dört tarafı çevrilmiş bir ada değildir. İnsanlar yaşamları boyunca bir sistemin parçasıdır ve bir değişikliğin hayatınızı nasıl değiştireceğini / etki edeceğini bilmek iyi bir şeydir. Zayıf / fit & sağlıklı olmak içinde bulunduğunuz durumu / ailenizi / arkadaşlarınızı / işinizi nasıl etkiler? Kendi işinize başlamak ailenizi nasıl etkiler? Zengin olmak arkadaşlıklarınızı nasıl etkiler? Bu etkiler tamamiyle pozitif olabilir – o ya da bu şekilde cevabını öğrenmek sizin için faydalı olacaktır. Bu soru-cevap yöntemlerini öğrenmek çevrenizi nasıl etkiler?

17. Açık bir şekilde kim / ne ?

Bir birey ne zaman bir şey söylese, genellikle bilgiyi net bir şekilde vermekten kaçınır.
Açık bir soru yönelterek, gizli olan bilgiyi açığa çıkarabilirsiniz. “Öğrenmekte zorlanıyorum.” -Özellikle / Daha açık bir şekilde neyi öğrenmek? “Kendi işimizi sunarken sorun yaşıyoruz.” -Özellikle kime sunarken? gibi. Değişik sorular yöneltmek için karşınıza fırsatlar çıkacaktır. Örneğin; “Hiç motive değilim.” – Daha açık bir şekilde ne yaparken motive değilsin? “Herhangi bir şeyi yaparken motive değilim.” “-Herhangi bir şey mi? Bana söylemek için şuan oldukça motive olduğunu görüyorum.” gibi.

18. ………………….. nasıl olurdu ?

Bazen “faaliyet” adı altında yapmamız gerekenler: ilişki, hayal kırıklığı, başarı ve mücadele gibi kelimeler, zamanla “soyut” eylemler haline gelebiliyor.
Bu “soyut” eylemleri “faaliyete” dönüştürebilirsiniz. “Başarılı olmak istiyorum.” Nasıl başarılı olmak istiyorsun? Ya da “Müşteri ilişkilerinde problemlerimiz var.” Müşterilerinizle nasıl bir ilişki kurmak istersiniz? Bir şeyleri değiştirmek için yürürlüğe koymak her zaman için çok daha kolaydır, bu yüzden bu soyut kavramları hemen işleme sokmalısınız. “Hedef belirlemede zorlanıyorum.” Hedeflerini belirlemenin nasıl mümkün olabileceğini söyleyebilir misin? gibi.

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 2

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların ikincisidir. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postumuzdaki ilk 6 soru-cevap kısmını da okumanızı öneriyoruz.  Aşağıda devam niteliğinde olan 6 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz. Yazımızın orjinal dili ingilizcedir. Dileyen okurlar inglizce blog sayfamızdan da yazıyı okuyabilirler.

Etkili İletişim 27. Yapsaydın / Yapabilseydin ne olurdu ?

Bireyler çoğunlukla “Yapamam.” diyerek kendilerine ve inançlarına limit koyarlar. Bu soruyu sorduğunuzda, onlar için mümkün fakat yine sınırlı olan şeyin ne olduğunu düşünürler. “Kendi işimi kuramam.” Kuramazsan ne olur? ya da “Hedefime ulaşamam.” Ulaşsaydın ne olurdu?” gibi sorular sorarak karşınızdaki bireyin soruya cevap vermeden önce eğer yapabilseydi neler olabileceğini düşünmesini sağlarsınız. Bu durumu karşınızdaki bireyin jest ve mimiklerinden de anlayabilirsiniz.
8. ………. ne ifade ediyor ?

İnançlar bir dilde iki şekilde ortaya çıkar: “A, B demektir” veya “A, B’ye neden olur” gibi. Bir birey “A, B demektir” dediğinde, inançlarını ifade eder. Örneğin; “Benim bir vasfım yok, ben bir aptalım.” dediklerinde: Bir vasfının olmaması aptal olduğu anlamına nasıl gelir? “Ben kelim, kadınlar benden hiç etkilenmezler.” dediklerinde ise: Kel olmanın kadınlara karşı etkili olmadığı anlamına nasıl gelir ? İnançlar yığınladır, bu yüzden dikkatli olmalısınız! Bu soruyu sorduğunuzda, bir çok şeyi de açığa çıkarabileceksiniz.

9. Eğer yapmazsan, ne olur ?

“Zorundayım, yapmalıyım” gibi sözcükleri karşınızdaki bireyin sınırlı bir seçeneği olduğunun bir işaretidir. Bu durumda bireyi alternatifleri düşünmeye teşvik edebilir ve zihinlerinde var olan haritayı da genişletebilirsiniz. “Ebeveynlerimi mutlu etmek zorundayım.” gibi bir durumda; Eğer mutlu edemezsen, ne olur? Ya da “Organize olmalıyım.” dediklerinde: Olamazsan , ne olur? Seçenek, hiçbir seçeneğiniz olmamasından çok daha iyidir, bu nedenle olasılıkları düşünmek faydalıdır.

10. …………………. nasıl olur / neye sebep olur ?

İnsanlar bazı durumlar için sebeplerden/nedenlerden hoşlanırlar ve bu sebepler genellikle içinde bir inancı barındırır. Eğer bu sebep inançları sınırlıyorsa, bununla mücadele edilmelidir. “Antrenör olmayı öğrenemem/beceremem, çünkü yeterli olduğumu düşünmüyorum.” gibi bir durumda; Bu şekilde düşünmek, öğrenmeyeceğin anlamına nasıl geliyor? “Tele-satış zor olduğu için, çalışanlarımızda motivasyon eksikliği var.” Tele-satışın zorlayıcı olması, çalışanlarınızı motive etmenin zor olduğu anlamına nasıl geliyor? Bu soruyu sorduğunuzda, insanlar önceden yaratmış oldukları ve sürdürdükleri düşünceyi bir kez daha düşüneceklerdir.

11. Nereden biliyorsun ?

Bazı insanlar kendi yaşadıklarından yola çıkarak bir iddiada bulunduklarında, “Nereden biliyorsun?” diye sorabilirsiniz. Bunu sorduğunuzda, a) iletişimi keserler veya b) nasıl bildikleri sürecini doğrulamaya çalışırlar. Bu şekilde bilgi (sözsüz-iletişim) alabilirsiniz. “Bunalımdayım.” Nerden biliyorsun? Bu tarzda bir soruya insanlar cevap verdiklerinde, inanış biçimlerini açıklarlar ve bu düşünce hakkında daha fazla bilgi sahibi olursunuz. “Tam bir fiyaskoyum.” Nereden biliyorsun? “Çünkü geçen ayki hedefimi gerçekleştiremedim.” Daha sonra bu düşünceyle başa çıkabilirsiniz. Geçen ayki hedefini gerçekleştirememek, nasıl bir fiyasko olduğun anlamına geliyor?gibi.

12. Daha belirgin/açık bir şekilde nasıl ?

Eylemlere yönelik sorduğunuz sorularda daha fazla bilgi edinmeniz mümkün olabilir. Böylelikle karşınızdaki insanın iç dünyasında neler olup bittiği hakkında daha kapsamlı bir bilgi edinebilirsiniz. “Bana karşı çok bencildi.” Bencil derken, daha açık bir şekilde anlatabilir misin? “Bu iş biraz pürüzlü olabilir.” Pürüzlü olabilir derken, biraz daha açık anlatabilir misin? gibi. Olumsuz durumlarda bile bu soruyu kullanabilirsiniz. “İyi bir performans sergilemiyor.” İyi bir performans sergilemiyor derken? gibi.

Çocuklarla İletişimin Sırları (Son Bölüm)

Göz kontağı kurmalısınız!

Aysim ve danışanGöz kontağı iletişimi güçlendirmektedir. Çocuklar ile göz göze olmak için oturmak ya da eğilmek zorunda kalabilirsiniz, ama alacağınız sonuçlar çabalarınızı boşa çıkarmayacaktır. Yetişkinler kimi zaman çocukları nasıl gördüklerinin farkında olmayabilirler. Çocuklar, sizi gözünde büyütebilir. Aranızdaki mesafeyi ne kadar azaltırsanız, iletişim de o kadar kaliteli olacaktır. Her şeyden önce; on ayaklı, kocaman bir dev size doğru yaklaşıp, parmağıyla sizi uyarsa, siz nasıl bir tepki verirdiniz?

Saygılı olmalısınız!

Saygılı, nazik olan çocuklar, aynı şekilde bir rol-modele sahiplerdir. Saygılı olmayı öğretmenin ilk kuralı, kesinlikle karşıdaki bireye karşı saygılı olmaktır.
Çocuklar etraflarındaki insanların davranışlarını ve konuşmalarını taklit ederek öğrenirler. Çocuğu, “Lütfen” demediği için azarlamak iyi bir adım değildir. “Lütfen, teşekkür ederim, rica ederim” gibi söylemleri, tıpkı yetişkinler ile iletişime geçtiğinizde konuştuğunuz gibi çocuklar ile konuşurken de kullanmalısınız.

Çocuğun hikayesini anlatmasına izin vermelisiniz!

Çocuğa mümkün olduğunca -baştan sona kadar- müdahale etmeden macerasını anlatmasına izin vermelisiniz. Çocuklar konuşma pratiğine ihtiyaç duyar, sonrasında da övülmek isterler. Uygulama ve övülme çocukta kişisel gelişimin oluşmasına katkı sağlar. Konuşmaya karşı çeşitli müdahaleler ve eleştiriler iletişimin kesilmesine neden olabilir.

Örnek:

Ece eve geldiğinde çok heyecanlıydı ve gelir gelmez annesine Melis’in evinde çok iyi vakit geçirdiğini anlatmak istedi. Ece’nin annesi ise, Ece ondan izinsiz Melis’e gittiği için sözünü kesti ve onu azarladı. Böylelikle, Ece’nin hevesi kaçtığı için, bu durumu annesiyle paylaşmak istemedi. Tabiki iletişim kesildi. Annesi Ece’ye izin almak hususunda evin kurallarını hatırlatmalıydı, fakat önce Ece’yi dinlemesi gerekirdi.

Çocuklara karşı nazik olmalısınız!

Kibarlık bildiren sözcükler olumlu sonuçlar getirirken, kibar olmayan kullanımların ise bir getirisi olmamaktadır. Çocuğu aşağılayan, gülünç duruma düşüren, etiketleyen kibar olmayan kullanımlardan kaçınmayı denemelisiniz. Örneğin, “koca bebek, kötü huylu çocuk, yalancı, hırsız” gibi kullanımlar çocuğun kendisini kötü hissetmesine neden olur. Kibar ifadeler çocuğun daha iyi olmasını, zoru denemesini ve başarmasını sağlamaktadır. Bu kullanımlar, sevgi ve saygı çerçevesinde iletişim kurmayı ve problemin nereden kaynaklandığını açıklayan bir atmosfer oluşturmayı sağlar.

Örneğin, çocuk sütünü döktüğü zaman, “Ne sakar şeysin, yaptığın şeye bak!” gibi bir kullanım çocuğun mutsuz olmasına neden olur. Aksine, önce derin bir nefes alıp,” İşte burada bir bez var, temizlememe yardımcı olur musun?” gibi kibar bir kullanım daha mutlu sonuçlar doğuracaktır.

Kendinizi değerlendirin

Bu bölümde ise; çocuklar ile iletişimin sırlarıyla ilgili olarak ne gibi bilgiler edindiğinizi ölçen kısa bir test yer almaktadır. Testi kendinize uyguladığınızda çocuklar ile olan iletişiminizde ne kadar yol aldığınızı göreceksiniz.

1. Aşağıda olumsuz bir anlam içeriğine sahip tümceleri, olumlu hale getiriniz. (Çocuklara ne yapabileceklerini anlatın.)

Yapma                                                       Yap

Mağazada dolaşma!                     _______________________

Bana bağırma!                             _______________________

Ağzın doluyken konuşma!            _______________________

Evde top oynama!                       _______________________

Danisan

2. Ebeveyn  yönergelerini  “Sen-Mesajları”na çeviriniz.

Çocuk Ebeveyn Sen-Mesajları”
Çok kötüsün. Ali’nin benden daha geç kalkmasına izin veriyorsun!” Benimle tartışmanı dinlemekten yoruldum!” ____________________________________
Arda’dan nefret ediyorum!” Hayır edemezsin! İnsanlardan nefret etmek kötüdür.” ____________________________________

3. Aşağıdaki durumları “Ben-Mesajları” içeriği ile yanıtlayınız.

– Defne, dışarıya çıkmak için izin istemeden sokağa oyun oynamaya çıktı.

– Mehmet, tostunu yere düşürdü ve içindeki reçel, yeni halıya döküldü.

– Ceren’in öğretmeni, Ceren’in kreşte kavga ettiğini söyledi.

– Ege ve Efe, annesi onları büyükannesinin evine götürürken arabanın arkasında zıplamaya ve ağız dalaşı yapmaya başladılar.

4. Çocuğunuza bir gün içinde hangi yönergeleri verdiğinizin kaydını tutunuz.

– Oyuncakları toplama zamanı gelince,
– Yeteri kadar televizyon izledikleri zaman,
– Onları markete götürdüğünüz zaman,
– Meşgulken, işinizi böldükleri zaman.

5. Aşağıdaki ifadeleri günde kaç kez kullandığınızı belirtiniz.

Evet. / Hayır.
Yap. / Yapma.
Devam et. / Dur.
Lütfen başla. / Bırak onu.
Başka bir şey dene. / Kes şunu.
…….. hakkında başka ne biliyorsun? / Sen daha iyi bilirsin.

6. Birinden siz farkında olmadan sizi bir çocukla konuşurken 10 dakikalığına konuşmalarınızı kaydetmesini isteyin.
Sonrasında kaydınızı dinleyin ve ses tonunuzu değerlendirin.

PUANLAMA

Kendinizi değerlendirin ve aşağıdaki kategorilerden hangisine girdiğinizi öğrenin.
Çocukları kazanmaya yönelik çok iyi bir noktadasınız. Onlarla iletişiminiz güçlü,
Çocukları kazanma yönünde ilerlemektesiniz,
Yolun yarısındasınız,
Biraz daha çabalarsanız, başaracaksınız.

Kaynak: http://www.del.wa.gov/publications/development/docs/22-649.pdf

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 1

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların ilkidir. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı iletişimde olmalarını sağlayacak ipuçları verir.

Ucu-açık Sorular SormakCommunication-Skills2

Ucu-açık sorulara, “evet” veya “hayır”şeklinde yanıtlar verilmemekle birlikte, iletişime geçilmek istenen bireyin kendini iletişime açmasına ve daha uzun, detaylı cevaplar vermesini sağlar. Bu sorular aynı zamanda gerçekte ne söylendiği konusunda bireyin daha kapsamlı düşünmesine neden olur. Örnek vermek gerekirse:

  • Bu durum senin için ne kadar önemli?
  • Bundan başka hangi seçeneklere sahipsin?
  • Bu olay gerçekleştiğinde sen ne hissettin?
  • Sana öyle dediğinde sen ne yaptın?
  • Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
  • Şu anda nasıl hissediyorsun?
  • Bunu söylemenin nedenleri nelerdir?
  • Ne olmasını isterdin?
  • Örnek verir misin?
  • Eğer sen öyle yapsaydın ne olurdu?
  • Bana bunu söylemekle aslında ne demek istediğini söyler misin?

Bu ve devamındaki paylaşımlarımlarımızda insanlarla iletişiminizde işinize yarayacak 30 tane soru örneği vereceğiz.

1. (Gerçekte) ne istiyorsun?

En çok yardımcı olacak ilk soru: Ne istiyorsun? Bu sorunun cevabı hakkında herkesin aslında ne kadar az düşünmüş olduğunu bilseniz şaşırısınız. Bizler genellikle bu soru karşısında ne istemediğimizi söylemekle işe başlarız. Aslında bu da yararlı bir bilgidir; fakat bireyler gösterdikleri hedefler doğrultusunda daha pozitif düşünmeye teşvik edilmelidir. Bir kez ne istediklerinin farkına varmalarına yardımcı olduktan sonra, diğer aşamalarda elde edilen başarının farkına varılmasını sağlamaktır; kısacası birey başarısının farkındalığına sahip olmalıdır.

2. Ona sahip olduğunu nasıl bileceksin?

Birey kendisine hedef koyduğunda, bu başarının kanıtının ne olduğunu da belirlemek gerekir. Bu soru onları gelecek için kendi zihinlerini okumaya yönlendirir. “Zengin olmak istiyorum.” Zengin olduğunu nasıl bileceksin? “Çünkü o zaman çalışmaya ihtiyacım olmayacak.” Bunu sorarak biliçaltının devreye girmesini sağlayabilirsiniz: Amacına ulaştığında ne görecek, duyacak ve hissedeceksin? Bir hedef ne kadar belirgin bir biçimde zihinde canlandırılırsa, bilinçaltı da o kadar aktif hale geçer ve hedefe ulaşmada bireye yardımcı olur.

3. Nerede, ne zaman ve kiminle istiyorsun (ne istiyorsun)?

Hedefleri belli bir düzen içerisinde belirlemek önemlidir. Nerede, ne zaman ve kim konusunda iddialısın / ısrarcısın? Bazen insanlar belli bir şeyi her zaman ve her yerde istediklerini söylerler ama bunu etraflıca düşünmemişlerdir. “Ben çok enerjik olmak istiyorum!” Nerede, ne zaman ve kiminle bunu deneyimlemek istiyorsun? “Her zaman!” Bu durumda karşı bir örnekle cevap verebilirsiniz. “Her zaman? Yani uyurken bile mi?” gibi.

4. Eğer bilseydin, cevabın ne olurdu?

Bu soru ise “Bilmiyorum” diyen insanlara yöneltilebilecek en iyi sorudur. Fakat bu gibi durumlarda uyumlu davranmak ve yumuşatıcı sözcükler kullanmak çok önemlidir, aksi takdirde kişi savunmaya geçebilir. Ben bu gibi durumlarda genellikle şöyle söylerim; “Evet, böyle bir sorunun cevabını bilmek zor olabilir (gerçeği biraz yumuşatmak için) ama eğer biliyor olsaydın yanıtın ne olurdu?” Böyle bir yaklaşım şaşırtıcı derecede iyi sonuç verir ve çoğu zaman kaliteli bir cevap alırsınız!

5. Nereden biliyorsun?

İnsanlar başkalarının ne düşündüğünü bildiklerini iddia ettiklerinde, buna “zihin okuma” denir. “Peki sen bunu nereden biliyorsun? diye sorduğunuzda, onlar tecrübelerine tekrar başvururlar. Çoğu zaman gerçeği bilmiyorlardır bile, halisünasyon görüyorlardır. “Meltem beni sevmiyor”. Nereden biliyorsun? “Şu anki çalıştığım işyerindeki insanlarla uyum sağlamayamıyorum.” Nereden biliyorsun? “Bazen insanlar çok ısrarcı oluyor!” Bunu gerçekten nasıl bildiğini merak ediyorum. “Yani eminim ki biliyorsun ama ben sadece bu varsayımlara ulaşana kadar nasıl bir süreçten geçtiğini merak ediyorum.” gibi.

6. Her zaman? …….. zamanda bile? [Asla, Herkes, Tüm vs].

İnsanlar bazı deneyimlerin her zaman ve her koşulda aynı sonucu vereceğini iddia ettiklerinde, evrensel bazı nicelik sözcükleri kullanır – “her zaman” ve “asla” gibi. Bu genellemeleri o sözcüğün kendisini birebir soru içinde kullanarak yok edebilirsiniz. “O her zaman geç kalır.” Her zaman? Daha önce bir kere bile zamanında gelmedi mi? “Karım beni asla dinlemez.” Asla? Ona bir sürprizin olduğunu söylediğinde bile mi? Sizin verdiğiniz karşıt örneği elinizden geldiğince abartmaya ve saçma bir hale getirmeye çalışmalısınız. “Kendimi her zaman motivasyonsuz hissediyorum.” Her zaman? Tuvalette bile mi? gibi.