“HAYIIIR O BENİİM!”

  • İki kardeş sürekli kavga ediyorlar. Arkamı dönüyorum. Kıyamet kopuyor. Ne yapacağımı şaşırdım?
  • Ne misafirliğe gidebiliyorum ne de birini eve misafir olarak alabiliyorum. Misafir çocuklarla hiçbir eşyasını paylaşmadığı gibi onlarınkini de sahiplenip, vermiyor. İnsanlarla görüşemez oldum.
  • Okula başladı. Okulda da aynı sorun devam ediyor. Ben bu çocuğa paylaşmayı nasıl öğreteceğim?

paylasmak_1257809363-680x365Küçük yaşlarda anne babaların en büyük sıkıntılarından biri “o benim” diyen ve hiç eşyasını paylaşmayan çocuklardır. Paylaşma davranışına en basit düzeyde, kimlik oluşturmaya çalışan çocuğun “ben” demeye başlamasından kaynaklı bir sonuçtur diye bakmanın ötesinde aslında eşyalarını, oyuncağını, yemeğini paylaşmayan çocukların ilerleyen yaşlarda sorunlarını, mutluluk ve sevinçlerini de paylaşmaması olası bir sonuçtur. Paylaşım, çocuğun insan ilişkilerinin, kişilik gelişiminin ve problem çözme becerilerinin inşasını yapmak için önemli bir süreçtir. Peki paylaşmayı öğretmek nasıl mümkün olacak?

  1. Paylaşıma akşam yemeklerinden sonra mahallemizin, sitemizin hayvanlarıyla yemeklerimizi paylaşmaktan başlayabiliriz. (Yemek artıklarını değil. Onlar için ayrılmış olanları paylaşabiliriz.)
  2. Paylaşım bilincinin oluşması için ihtiyacı olan maddi güçlük yaşayan çocuklar için çocuklarımızla seçtiğimiz kendi kıyafet ve oyuncaklarını paylaşabiliriz. (Eski ya da kullanılmayan eşyalar olması yeni ve sevdiklerinden de seçebiliriz.)
  3. Paylaşması için zorlamayın. Israrla “paylaşmalısın” demeniz, olumsuz bir farkındalık yaratıp, daha da bencil bir tutum takınmasına sebep olabilir.
  4. Kardeşler arasında ya da diğer çocuklar arasında ki paylaşım sorunlarında mümkün olduğunca araya girmeyelim ki yaşadıkları duruma kendiler çözüm bulma ve iletişim becerisi geliştirmeyi öğrenebilsinler.
  5. Ona “ait” olan değerli gördüğü eşyalara saygı göstermeliyiz. “Akşam misafirliğe arkadaşın Toprak’lar gelecek. Onun dokunmasını istemediğin birkaç oyuncağını kaldırabilirsin” diyebiliriz.
  6. Ona paylaşmak ile ilgili masallar okuyabiliriz. Eğer okul çağındaysa paylaşmanın konu alındığı hikaye kitapları alabiliriz.
  7. Onunla paylaşma temalı oyunlar oynayabilir ve ondan herhangi bir oyuncağını paylaşmak istemediğinde başka bir oyuncak talebinde bulunarak, dönüşümlü oynayabiliriz.
  8. Bir eşyasını paylaştığında takdir etmemiz faydalı olur. “Mert’e oynaması için arabanı vermen çok güzel bir davranış” diyebiliriz.
  9. Onun elindeki oyuncağı isteyebilir ve birkaç dakika oyuncakla oynayıp sonra kendisine verebiliriz. Bu şekilde verdiği şeyi geri alabileceğini, sabretmeyi ve beklemeyi öğretebiliriz.
  10. Evde bir “paylaşım kutusu” yapabiliriz. Bu kutuya kardeşi ya da arkadaşı ile paylaşmak isteyeceği oyuncaklar koyabilir ve onlara o kutudan oyuncakları verebileceğini anlatın.

Psikolog Çiğdem Doğan

Kural Koymayı Kolaylaştıracak 6 Öneri

Kurallar hayatın el feneridir. Çocukların kaygı, kararsızlık, güvensizlik gibi duygularını daha az yaşamalarında hayatlarını aydınlatan bir araçtır. Çünkü sınır ve kuralların olduğu bir hayat çocuklar için daha net ve berraktır. Dolayısıyla kurallar çocukların özgüvenini ve özdisiplinini besler. Ancak ne zor şeydir bu kuralları koymak değil mi? İşte size birkaç öneri;

1) Çocukların istekleri bitmez.

Çocuğumuza gerçekten ihtiyacı olan şeylerin alınabileceğini, fazlaca talepkar davrandığında hep aynı tutum ve sözlerle ifade etmeliyiz.

2) Kararlılık ve tutarlılık en büyük kurtarıcımız.

Çocukların gözünden yaptıkları davranışlar karşısında hep aynı tutumları gösteren anne baba olmalıyız. Bir kere farklı davranırsanız dilinden kurtulamazsınız. “Ama o gün izin vermiştin”ler bitmek bilmez.

3) Kuralı koyduk da uygulayabilecek miyiz ?

Çocuğumuza “ödevler bitmeden tv izlemek yok” dedik ama okuldan eve geldiğinde evde bunu kontrol edecek kimse yoksa kural koymamız anlamlı olmuyor.

IMG_61974) Kurallar uzun uzun anlatılacak masalsı sözcükler değildir.

Kural zaten çocuk için keyifsiz, neden durumu masalsı bir hale getirmeye çalışıyoruz. Kısa ve net bir şekilde kuralları söyleyelim.

5) Geçmiş, bırakalım da geçmişte kalsın.

Çocuğumuzun geçmişte uymadığı kuralları konuşmak yerine ne yapması gerektiğini söyleyin. “Geçen gün teyzenlere gittiğimizde de böyle kötü sözler kullandın” yerine “kötü sözler kullanma” kullanalım.

6) Bu çocuklar insanın duygularını sömürür, ruhumuz duymaz.

Çocuklarımız “sen beni sevmiyorsun” gibi söylemlerle ilgi çekmeye çalışırlar. Bizler onlara uzun açıklamalar yapmaya kalkarsak amaçlarına ulaşırlar. Bu duygu sömürülerine ilgi göstermezsek kurallarımızın net olduğunu anlarlar.

Psikolog Çiğdem Doğan

Bunaldığımız Bir Anda İyi ki Karşımıza Çıktınız …

DSC_0313

Bugünkü yazımda sizlere ‘Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’ tanısı ile bize başvuran bir danışanımızın kısa hikayesini anlatmak istiyorum. Kendisi 7 yaşında. Bu sene ilkokul 1. sınıfa başlamış. Okulun başlamasıyla birlikte ev ve sosyal yaşantısında ailesini zorlayan dürtüsel davranışları ciddi şekilde bir artış göstermiş ve ailesi okuldan aldıkları geri bildirimlerden de çok yorulmuşlardı.

Onun için yaptığımız değerlendirmeler ve aileden alınan geri bildirimler neticesinde görülen en belirgin zorluklarının, motivasyon eksikliği, Okumaya devam et