Çocuğunuza Karşı Öfkenizi Yönetmeniz İçin 5 İpucu

Kim demiş çocuklarınıza öfkelenmeyin, kızmayın psikolojisi bozulur diye. Ben kefilim öfkelenmeyle, kızmayla çocuğun psikolojisi bozulmaz. Öfke en temel insani duygulardan biridir. İnsan öfkelenince çocuğunu askıya asıp çıkası geliyor itiraf edelim. Öfkeleniyoruz evet ama mühim olan öfkemizle nasıl baş edeceğimiz, olumsuz davranışlara başvurmadan bu duyguyu nasıl atlatacağımızdır. Örneğin; Bir akşam çok yorgun geldiniz ya da evde çok yoruldunuz. Çocuğunuz hiç olmadık davranışlar sergiliyor. Adeta sizi öfkelendirmeye and içmiş. Sizin de tepe tüyleriniz attı. Öfkeyle kalkanın nasıl oturacağı umurunuzda değil.

FullSizeRender (21)Şimdi ne olacak? İşte 5 öneri;

1) Öfke anında kısacık mola verin: Tepki göstermeden önce derin nefes alın ve 10’a kadar sayın. Eğer öfkeniz artarak devam ediyorsa, balkona ya da yürüyüşe çıkın.

2) Öfkenizin asıl sebebini düşünün: Bu öfkenin asıl sebebi çocuğunuz mu yoksa işte ya da evde bir şeyler mi oldu?

3) Öfkenizi ifade edin: Çocuğunuzun davranışının yanlış olduğunu ve buna öfkelendiğinizi ona anlatın.

4) Çocuğunuzu dinleyin: Çocuğunuzun söylediklerine kulak verin. Onu, size kızdığı şeyi anlatabilmesi için cesaretlendirin.

5) Empati kurun: Çocuğunuz kötü bir gün geçirmiş olabilir. Sizi öfkelendiren davranışının altındaki sebebi düşünüp, onu anlamaya çalışın.

Unutmayın: öfkenin gelip, geçici ve kimseyi kırmayanı makbuldür. 

Psikolog Çiğdem Doğan

Çocukların Ebeveynlerinden En Sık Duyduğu 8 Cümle!

1  – Yanımdan sakın ayrılma !

560bc19fa763e70343a4436f99d7a6d7-001

 

2 – Yeter ama otur biraz !

1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3 – Odanı hemen topla yoksa gördüğüm herşeyi çöpe atarım !

kids-messy-room

 

4 – Yemezsen yeme yatağa aç git o zaman !

cocugunuzun_yutma_problemi_mi_var_h51262

 

5 – Yeter ama ya her gördüğünü almak istiyorsun !

chil crying tantrum shopping want vs need

 

6 – Üçe kadar sayıyorum, hemen üstünü giy !

18wh0tzocf7lkjpg

 

7 – Kendini de okulda unutsaydın bari !

2-001

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8 – Yeter artık bırak şu ipad’i elinden !

3-001

 

🙂 🙂 🙂

Hazırlayan: Ergun Karabulut

Övgü ve Eleştiri Dengesini Sağlamak İçin 11 Tüyo

Her çocuk fark edilmek ister. Olumlu davranışlarıyla dikkat çekemezse, olumsuz davranışları dener. Yani onlar için reklamın iyisi kötüsü yoktur. Çocukların olumsuz davranışlarını değiştirmenin yolu olumlu davranışları övmekten geçer.

eeeÖvgü ve eleştiri için öneriler:

  • Övgü ya da eleştiriyi davranıştan hemen sonra yapın. Zamanlama önemlidir.
  • Eleştirinizin dozajını iyi ayarlayın sevginizden şüphe etmesin.
  • Asla fiziksel ya da sözel şiddet uygulamayın.
  • Eleştiri ya da övgü kullanırken gerçekçi olun. Çocuklar sahteliği hemen anlar.
  • Asla aşağılamayın.
  • Kendi sorumluluklarını yerine getirdiğinde teşekkür etmeyin. Zaten yapması gerekeni yapmıştır.
  • Övgü ve eleştiri için basit cümleler kurun. Çocukların dinleme süresinin uzun olmadığını unutmayın.
  • Övgü ve eleştiri davranışı çocuğunuzdaki davranış üzerinde olumlu etki yapsın diye kullanılmalı. Yani sadece siz öfke ya da mutluluğunuzu paylaşın diye değildir.
  • Eleştirilerinizi ders verir gibi anlatmayın. Onu yargılamadan net ifade edin.
  • Eleştiriniz çocuğunuza değil davranışına yönelik olsun.
  • En önemlisi kendi davranışlarınızla çocuğunuza ÖRNEK OLUN.

Psk. Çiğdem Doğan

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 4

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların dördüncüsüdür. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postlarımızdaki soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 6 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

19. Hepsi / Herkes mi? Öyle olmayan birini / bir şeyi gördünüz mü?

Hepimiz genelleme yetisine sahibiz, fakat bazen bu durum sınırlayıcı olabiliyor ve bu da önyargının temellerini oluşturabiliyor. “İnsanlar genelde açgözlüdür.” Hepsi mi? Öyle olmayan birini gördünüz mü? “Köpekler tehlikelidir.” Bütün köpekler mi? Öyle olmayan bir köpek gördünüz mü? Kendi karşı-örneklerinizi bile bulabilirsiniz. “Dilsel becerileri öğrenmek zordur.” Bütün dilsel becerileri mi? Bebekken çabasız bir şekilde edinilen beceriler de mi?

20. Eğer bu gece bir mucize olsa…

İnsanlar ne istediğini bilemediklerinde veya bir problemin çözüldüğünü hayal etmede zorlandıklarında bu gerçekten zorlu bir süreçtir. Bu gece bir mucize olsa ve sen yarın sabah uyandığında, her şey (hayatında, işinde..) tam olarak istediğin gibi olmuş olsa, sizce nasıl bir mucize gerçekleşmiş olabilir? Böyle bir mucizenin olmasına izin vermek için, görmek, hissetmek ve inanmak istediğiniz ne olurdu? Mucizeler insanın önceden koymuş olduğu sınırların önüne geçerek zihni özgür kılar. Böylelikle bir mucize gerçekleşmiş olur…

DSC_000421. Seni durduran şey ne?

“Ben yapamam.” cümlesini duyduğunuzda, inançlarınızı sınırlayan bir durum söz konusu olabilir. Böyle bir durumla karşı karşıya geldiğinizde şunları sorabilirsiniz: “Ben kilo veremem.” veya “İnsanların isimlerini hatırlayamam.” gibi durumlarda; “Seni durduran şey nedir?” diye sorabilirsiniz. Bu soruyu cevaplamadan önce, kendi kendilerinin önüne geçtiklerini vücut dilleriyle de rahatlıkla görebilirsiniz: göz hareketleri, mimikler vb. Eğer izlerseniz veya dinlerseniz, bunu yaptıklarını rahatlıkla görebileceksiniz. Ama eğer “Ben insanların göz hareketlerini takip edemem.” derseniz; sizi durduran şeyin ne olduğunu bulmanız ve bulduğunuz zaman ne olacağını bilmeniz gerekir.

22. Özellikle hangisi / ne / kim?

İnsanlar konuşurken ne anlatmak istedikleri hakkında belirsiz olmalarına neden olan kelimeleri sıklıkla kullanırlar. “Avantaj daima onlarda.” gibi bir durumda; “Özellikle avantajlı olan kim?” şeklinde bir soru yöneltilebilir. Ya da “Hiçkimse benim söylediklerimi dinlemiyor.” gibi bir durumda ise; “Ne gibi şeyler söylediğinde kim seni dinlemiyor?” gibi.
Bu sorular dinleyicinin kim ve ne hakkında konuşulduğu konusunda kesin bir sonuca ulaştırır ve konuşmacıyı da gerçeklikle bağdaşan bir sürecin içine çekmek de mümkün olur.

23. Kendini nasıl durduyorsun?

Bir probleme sahip olmak insanın çok fazla enerjisini alır. Bu soru ise; güçlü olanın sizin olduğunuzu görmenize yardımcı olacaktır. “Organize olamıyorum.” “Kendini nasıl durduyorsun?” gibi.
İnsanlar kendilerini durdurmayı sonlandırmak için daima değişiklikleri saptayacaklardır.
“Ne yaparsam yapayım zayıflayamıyorum.” “Seni zayıflamaktan alıkoyan engel ne?” İnsanlar bu sorunun cevabını düşünmeye başladıkları zaman, problem çözme yetilerini tekrar kazanıp var olan güçlerini ortaya çıkarabiliyorlar.

24. Merak ettiğim…, Bilmek istediğim şey… vb.

Sorular bazen zorlu olabilir, bu yüzden anlaşma, uyum oldukça gereklidir. Soruları yumuşatmak yardımcı olabilir ve tutarsızlığı da azaltabilir. “Başarmak istediğin şeyin ne olduğunu merak ediyorum. Bunu nereden bildiğini merak ediyorum. Seni hayal kırıklığına uğratan şeyin ne olduğunu merak ediyorum.” gibi cümleler ile soruları yumuşatmak mümkün olabilir.

Çocuklarla İletişimin Sırları (Son Bölüm)

Göz kontağı kurmalısınız!

Aysim ve danışanGöz kontağı iletişimi güçlendirmektedir. Çocuklar ile göz göze olmak için oturmak ya da eğilmek zorunda kalabilirsiniz, ama alacağınız sonuçlar çabalarınızı boşa çıkarmayacaktır. Yetişkinler kimi zaman çocukları nasıl gördüklerinin farkında olmayabilirler. Çocuklar, sizi gözünde büyütebilir. Aranızdaki mesafeyi ne kadar azaltırsanız, iletişim de o kadar kaliteli olacaktır. Her şeyden önce; on ayaklı, kocaman bir dev size doğru yaklaşıp, parmağıyla sizi uyarsa, siz nasıl bir tepki verirdiniz?

Saygılı olmalısınız!

Saygılı, nazik olan çocuklar, aynı şekilde bir rol-modele sahiplerdir. Saygılı olmayı öğretmenin ilk kuralı, kesinlikle karşıdaki bireye karşı saygılı olmaktır.
Çocuklar etraflarındaki insanların davranışlarını ve konuşmalarını taklit ederek öğrenirler. Çocuğu, “Lütfen” demediği için azarlamak iyi bir adım değildir. “Lütfen, teşekkür ederim, rica ederim” gibi söylemleri, tıpkı yetişkinler ile iletişime geçtiğinizde konuştuğunuz gibi çocuklar ile konuşurken de kullanmalısınız.

Çocuğun hikayesini anlatmasına izin vermelisiniz!

Çocuğa mümkün olduğunca -baştan sona kadar- müdahale etmeden macerasını anlatmasına izin vermelisiniz. Çocuklar konuşma pratiğine ihtiyaç duyar, sonrasında da övülmek isterler. Uygulama ve övülme çocukta kişisel gelişimin oluşmasına katkı sağlar. Konuşmaya karşı çeşitli müdahaleler ve eleştiriler iletişimin kesilmesine neden olabilir.

Örnek:

Ece eve geldiğinde çok heyecanlıydı ve gelir gelmez annesine Melis’in evinde çok iyi vakit geçirdiğini anlatmak istedi. Ece’nin annesi ise, Ece ondan izinsiz Melis’e gittiği için sözünü kesti ve onu azarladı. Böylelikle, Ece’nin hevesi kaçtığı için, bu durumu annesiyle paylaşmak istemedi. Tabiki iletişim kesildi. Annesi Ece’ye izin almak hususunda evin kurallarını hatırlatmalıydı, fakat önce Ece’yi dinlemesi gerekirdi.

Çocuklara karşı nazik olmalısınız!

Kibarlık bildiren sözcükler olumlu sonuçlar getirirken, kibar olmayan kullanımların ise bir getirisi olmamaktadır. Çocuğu aşağılayan, gülünç duruma düşüren, etiketleyen kibar olmayan kullanımlardan kaçınmayı denemelisiniz. Örneğin, “koca bebek, kötü huylu çocuk, yalancı, hırsız” gibi kullanımlar çocuğun kendisini kötü hissetmesine neden olur. Kibar ifadeler çocuğun daha iyi olmasını, zoru denemesini ve başarmasını sağlamaktadır. Bu kullanımlar, sevgi ve saygı çerçevesinde iletişim kurmayı ve problemin nereden kaynaklandığını açıklayan bir atmosfer oluşturmayı sağlar.

Örneğin, çocuk sütünü döktüğü zaman, “Ne sakar şeysin, yaptığın şeye bak!” gibi bir kullanım çocuğun mutsuz olmasına neden olur. Aksine, önce derin bir nefes alıp,” İşte burada bir bez var, temizlememe yardımcı olur musun?” gibi kibar bir kullanım daha mutlu sonuçlar doğuracaktır.

Kendinizi değerlendirin

Bu bölümde ise; çocuklar ile iletişimin sırlarıyla ilgili olarak ne gibi bilgiler edindiğinizi ölçen kısa bir test yer almaktadır. Testi kendinize uyguladığınızda çocuklar ile olan iletişiminizde ne kadar yol aldığınızı göreceksiniz.

1. Aşağıda olumsuz bir anlam içeriğine sahip tümceleri, olumlu hale getiriniz. (Çocuklara ne yapabileceklerini anlatın.)

Yapma                                                       Yap

Mağazada dolaşma!                     _______________________

Bana bağırma!                             _______________________

Ağzın doluyken konuşma!            _______________________

Evde top oynama!                       _______________________

Danisan

2. Ebeveyn  yönergelerini  “Sen-Mesajları”na çeviriniz.

Çocuk Ebeveyn Sen-Mesajları”
Çok kötüsün. Ali’nin benden daha geç kalkmasına izin veriyorsun!” Benimle tartışmanı dinlemekten yoruldum!” ____________________________________
Arda’dan nefret ediyorum!” Hayır edemezsin! İnsanlardan nefret etmek kötüdür.” ____________________________________

3. Aşağıdaki durumları “Ben-Mesajları” içeriği ile yanıtlayınız.

– Defne, dışarıya çıkmak için izin istemeden sokağa oyun oynamaya çıktı.

– Mehmet, tostunu yere düşürdü ve içindeki reçel, yeni halıya döküldü.

– Ceren’in öğretmeni, Ceren’in kreşte kavga ettiğini söyledi.

– Ege ve Efe, annesi onları büyükannesinin evine götürürken arabanın arkasında zıplamaya ve ağız dalaşı yapmaya başladılar.

4. Çocuğunuza bir gün içinde hangi yönergeleri verdiğinizin kaydını tutunuz.

– Oyuncakları toplama zamanı gelince,
– Yeteri kadar televizyon izledikleri zaman,
– Onları markete götürdüğünüz zaman,
– Meşgulken, işinizi böldükleri zaman.

5. Aşağıdaki ifadeleri günde kaç kez kullandığınızı belirtiniz.

Evet. / Hayır.
Yap. / Yapma.
Devam et. / Dur.
Lütfen başla. / Bırak onu.
Başka bir şey dene. / Kes şunu.
…….. hakkında başka ne biliyorsun? / Sen daha iyi bilirsin.

6. Birinden siz farkında olmadan sizi bir çocukla konuşurken 10 dakikalığına konuşmalarınızı kaydetmesini isteyin.
Sonrasında kaydınızı dinleyin ve ses tonunuzu değerlendirin.

PUANLAMA

Kendinizi değerlendirin ve aşağıdaki kategorilerden hangisine girdiğinizi öğrenin.
Çocukları kazanmaya yönelik çok iyi bir noktadasınız. Onlarla iletişiminiz güçlü,
Çocukları kazanma yönünde ilerlemektesiniz,
Yolun yarısındasınız,
Biraz daha çabalarsanız, başaracaksınız.

Kaynak: http://www.del.wa.gov/publications/development/docs/22-649.pdf

Çocuklarla İletişimin Sırları (3.Bölüm)

Çocuklar –ile– konuşmalısınız!

Çocuklar ile konuşmak, karşılıklı bir eylemdir. Çocuğa bir şey söylemek ise tek taraflı bir eylemdir. Birisine bir şey söylemek, “Yağmurluğunu giy,” “Onu dökeceksin,” ve “Saçının kesilmesi lazım,” gibi örnekler tek taraflı bir eylemdir.

Hiçkimse -çocuklar da dahil- kendisine sürekli bir şey söylenilmesinden hoşlanmaz. Çocuklar ile konuşmayı denemelisiniz, böylelikle sonuçlarını sizler de fark edeceksiniz. Çocuğunuz ile konuşmak ve onların ne yapmak istedikleri konusunda onları dinlemek, gelişim süreçleri için çok önemlidir.

Booklet ÇeviriKendi duygularınız ve düşünceleriniz hakkında konuşmak için “Ben-Mesajları”nı kullanmalısınız.

“Ben-Mesajları” konuşmacının kendisi hakkındaki ifadeleri içerir. Çocuklara, konuşmacının onların davranışlarının nasıl hissettirdiğini anlatır. Küçük çocuklar davranışlarının diğer bireyleri nasıl etkilediğini bilmediklerinden dolayı, “Ben-Mesajları” çocuklar yanlış bir davranış sergiledikleri zaman, “Sen-Mesajları”na oranla çok daha iyi bir iletişim aracıdır.

Ben – Mesajları Sen – Mesajları
Toplarken yardıma ihtiyacım var. Ortalığı darmadağın ettin.
Yorgun olduğumda hikaye okumak istemiyorum. Kendinden utanmalısın.
Yerde çamur gördüğümde üzülüyorum. Tam bir zararsın
Böyle çığlık attığın zaman seni duyamıyorum. Kes sesini.

“Ben-Mesajları” çocuğun kendi davranışlarını değiştirmesi için bir sorumluluk vermektedir. Örneğin, yetişkin bir birey, “ Yüzünün biraz kirlendiğini görüyorum.” dediğinde, çocuk yüzündeki kir hakkında ne yapabileceği sorumluluğunu üstlenir. Çocuğa olan öfkenizi göstermek için “Ben-Mesajları”nı kullanmamalısınız. Çocuklar, yetişkin bir bireyin öfkesine maruz kaldığı zamanlar-da kendilerini çok üzgün ve çaresiz hissederler. Öfkenizi yansıtmak yerine, “Ben-Mesajları”nı kullanarak, öfkelenmeden önceki duygularınızı çocuğunuz ile paylaşmalısınız. Örneğin; eğer çocuğunuz bir şirket yemeğinde bir bardak meyve suyunu döktüğü zaman, öfkeye kapılmadan önce bu durumdan dolayı utanabilirsiniz. “Sana gerçekten çok sinirlendim.” yerine “Gerçekten utandım.” diyerek duygularınızı ifade edebilirsiniz.

DSC_0039Sizi dinlediğinden emin olmalısınız!

Konuşmaya başlamadan önce, çocuklarınızın sizi dinlediğinden emin olmalısınız. Çocuklar – ve pek çok yetişkin – bir seferde tek bir yönergeye konsantre olabildiklerinden dolayı, çocuğunuzun adını söylemeli, daha sonra size odaklandığından emin olduktan sonra konuşmaya başlamalısınız. Böylelikle hayal kırıklığı yaşamadan veya tekrara başvurmadan, zaman kazanabilirsiniz.

Örnek: 

“Tuna.” (Oynadığı oyunu bırakıp, size bakana kadar beklemelisiniz.) “Oynamak için 10 dakikan daha var.”
“Can.” (Topları atmayı bırakıp, size bakana kadar beklemelisiniz.) “Akşam yemeği 15 dakika içinde hazır olacak.”

Yönergelerinizi basit tutmalısınız!

Çocuklar tek bir komutu yerine getirirken, çok başarılı olabiliyorlar. Birden fazla komut verildiği zaman, bununla başa çıkmakta zorlanmaktadırlar, bu nedenle çocuklar ile iyi bir iletişim kuran yetişkinler, bunu basit yönergeler ile sağlamaktadır.
3 yaşındaki İlayda’ya, “Odana gidip, kıyafetlerini topla, ama önce oyuncaklarını topla ve köpeğini dışarı çıkar.” şeklinde bir yönerge verdiğinizde, kafası karışacaktır. Aklında kalan tek şey, köpeği dışarı çıkarmaktır.
Bunun yerine, isteklerinizi tek tek söylemeye çalışmalısınız. Önce, oyuncaklarını toplamasını isteyin. Bu görevini tamamladığında, köpeği dışarı çıkarmasını isteyin. Köpeği dışarı çıkardıktan sonra, ondan odasındaki kıyafetlerini toplamasını isteyebilirsiniz.

Önemli isteklerinizi sıkıca tembih etmelisiniz!

Çocuklara önemli isteklerinizi dile getirirken ses tonunuzun verdiğiniz mesajla tutarlı olmasına dikkat etmelisiniz. Sağlam bir iletişim kurmalı ve isteklerinizin nedenini çocuğa söylemelisiniz.
Unutmayın ki; çocuklar aynı anda sadece tek bir şey hakkında düşünürler. Oyun oynarken dikkatlerini size vermeleri onlar için oldukça zordur. Çocuklara, zayıf bir ses tonuyla isteklerinizi söylediğinizde, sizin ondan yapmasını istediğiniz şeyi gerçekten umursamadığınızı düşünecektir.

Örnek:

“Lütfen montunu giyin, sonrasında otobüse binmek için hazır olacağız.” Böyle bir ifade çocuğa sizin neyi, neden istediğinizi anlatır.

“Şimdi montunu giymek ister misin? Bu ifade şekli ise çocuğu bir seçim yapmaya zorlar ve bu durumda çocuk yapacağı şeyin nedenini bilemez.

Çocuklarla İletişimin Sırları (2.Bölüm)

Karşılıklı iletişim için başlangıç cümlelerini kullanmalısınız!

Davet cümleleri, duyguları, düşünceleri paylaşmak ve çocuğunuzu konuşmaya teşvik etmek adına atılan adımlardır. Bu cümleler, sizin çocuğunuz ile ilgilendiğinizi ve onu gerçekten dinlediğinizi gösterir. Teşvik cümleleri ayrıca, çocukların düşüncelerinin önemli olduğunu ve söylediklerine saygı duyulduğunu anlamalarını sağlar.

Örnek:
Anlıyorum. … Ohh. … Hımmm. … Peki ya o. … Gerçekten mi? … Peki ya başka. … Tekrar eder misin? … Seni anladığımdan emin olmak istiyorum. … Şaka yapıyorsun. … Bu oldukça ilginç. …

DSC_0067Dikkatli bir şekilde dinlemelisiniz!

Çocuğunuzun söylediklerine dikkat etmelisiniz. Zaman zaman onları dinlemek için yaptığımız işi –çamaşır katlamak gibi- bırakamıyoruz. Küçük çocuklar; genellikle düşüncelerini, keşiflerini veya heyecanlarını paylaşmak için 30 saniye veya biraz daha fazlasını isterler. Eğer gerçekten meşgulseniz – ki bütün yetişkinlerin yoğun zaman dilimleri vardır- “Şu an çok meşgulüm, fakat bu konu hakkında daha sonra konuşalım.” demelisiniz. Meşgulken, dinliyormuş gibi yapmamalısınız. Daha sonra verdiğiniz sözü tutmalı ve onunla konuşmayı unutmamalısınız.

Çocuklarınızın düşünce ve duygularını yansıtmak için “Sen Mesajları”nı kullanmalısınız!

“Sen-Mesajları” çocuğunuzun duygularını tanımlar ve kendi problemlerini ifade etmeleri için onları cesaretlendirir.

Örnek:
Köpeğin öldüğü için üzgünsün.
Oyunu kazanamadığın için hayal kırıklığına uğradın.
Melisa onun yeni oyuncağıyla oynamana izin vermediği için kızgınsın.
Çocuklarınıza özgür bir şekilde kötü olan düşüncelerini de ifade etmelerine izin verdiğinizde, sihirli bi değnek gibi bu duygular ortadan kaybolacaktır. Diğer bir yandan, kötü duyguları saklamak, çocuğunuza zarar verebilir ve bu negatif duygular hiçbir yere gitmez. Onun yerine, bu duygular baş ağrısına, ülsere, özgüven eksikliğine ve şiddet eğilimine neden olabilir.

Booklet Çeviri (2)

“Yapma” demek yerine “Yap” demelisiniz!

Çocuklarınıza, yapmaması gerekenlerden daha çok neyi yapması gerektiğini söylemelisiniz. “Yapma!” demek yerine “Yap” kelimesini kullanmak ilk zamanlarda biraz zor olabilir, fakat ortaya çıkan iyi ilişkiler, pratik yapmanıza ve düşündüklerinize değecektir.

 

 

Örnek: 

Yap

Yapma

Montunu biraz kaldırırsan, yere değmez.

Montunu yere değdirme!

Yavru kedini kibar bir şekilde taşıyabilirsin.

Kediyi sıkma!

Lütfen, kapıyı yavaşça kapat.

Kapıyı çarparak kapatma!

Bu sayfayı boyamalısın.

Masayı sakın boyama!

Unutmayın ki:

Hayatınızdaki en önemli insan ile konuştuğunuz zamandaki gibi, çocuklar ile konuşurken de aynı kuralları kullanmalısınız.

 

Çocuklarla İletişimin Sırları

Birkaç bölüm halinde yayınlayacağımız ”Çocuklarla İletişimin Sırları” adlı yazımız özellikle ebeveynlere, öğretmenlere ve çocuklarla iletişim içerisinde olan herkese yöneliktir. Aşağıdaki örnekler çocuklarla daha sağlıklı ve etkili iletişimin ipuçlarını verir. Yazının orijinal dili ingilizcedir ve türkçeye çevirisi merkezimiz çalışanları tarafından yapılmıştır.

Kaynak: http://www.del.wa.gov/publications/development/docs/22-649.pdf

Bölüm 1

Düşünceleri, kelimeleri ve duygularımızı bir çocuğa aktarırken ne olur? Biz bunu “iletişim” olarak adlandırıyoruz. İletişimde sadece ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz de önemlidir. Bu da çocuk ile sağlıklı bir iletişim kurmanın anahtar yollarından biridir. İletişim kelimelerden daha fazlasını kapsar. İletişim, bakışları ( gülümsemeler,kaşlar gibi), hareketleri (sarılma, dokunma), hatta sustuğumuz zaman dilimlerini bile içermektedir.

Yetişkinler, genellikle çocuklara yönerge verirken veya endişelerini dile getirerek iletişim kurarlar. Diğer bir yandan, hem ebeveynlerin kendi duyguları hem de çocuklarının duyguları da dahil olduğu zaman, iletişim kurmakta daha fazla zorluk yaşayabiliyorlar.

DSC_0340

Çocuklar ile iletişim kurmanın sırları, duygular aracılığı ile konuşmanın ve dinlemenin nasıl gerçekleştiği hakkında örnekleri içermektedir. Bu kitapçık, incitici olmayan bir şekilde, kelimeleri ve duyguları aktarmak için farklı yolları içermektedir.
İyi bir iletişim, şimdi ve daha sonraki dönemler için çok önemlidir. Ayrıca, çocuğun çevresindekilerle iyi bir ilişki kurmasına yardımcı olmakla birlikte, özgüvenine de olumlu bir katkılar sağlamaktadır. Bu durum da onların hayatını ve onlar ile olan hayatı daha iyi bir hale getirmektedir. Böylelikle özbenlikleri açısından kendilerini yeterli hisseden birer yetişkin olurlar.

İyi bir iletişim, ilişkilerin iyi olmasına, işbirliği yapmaya ve kendini daha değerli hissetmeye olanak sağlar. İletişimin zayıf olması durumunda ise, karşılıklı ilişkilerde hayal kırıklığına, çatışmaya ve kendinizi değersiz hissetmenize neden olur. İletişimde olmayı öğrenmek, aslında sizin için büyük bir yatırımdır.
İleriki sayfalarda çocuklar ile iyi bir iletişim kurabilmenin yollarını bulabilirsiniz. Kendi “iletişim sırlarınızı” oluşturmak adına çocuklarınızı anlamaya çalışarak, deneyimlerinizden yola çıkarak bu basamakları kullanabilirsiniz.

İLETİŞİM

Çocuklar, onları oldukları gibi kabul ettiğinizin bilincine vardıklarında, büyüyebiliyor, gelişebiliyor ve kendileri hakkında olumlu bir bakış açısına sahip olabiliyorlar. Onlar kendilerini iyi hissettikleri zaman, çevresindeki insanlar ile iletişimlerinde de olumlu değişimler gözlenir.
Çocukları kabullenmek -oldukları gibi- onlar ile iletişim kurmayı kolaylaştırmaktır. Her açıdan kabul görmüş bir çocuk, problemlerini paylaştığı kadar duygularını da sizinle paylaşacaktır. Böylece, bir ebeveyn, akraba, arkadaş veya bakıcı olarak kendinizi sizler de daha hissedeceksiniz.

Sonuç olarak, hayatınızda, hem siz hem de çocuğunuz kazançlı olabilirsiniz.

Yetişkinler:

Tehdit ettiklerinde,

Eleştirdiklerinde,

Öğüt verdiklerinde,

Uyardıklarında,

Çocuklar:

” Değersizim ”

” Çok kötüyüm ”

” Beni sevmiyorsun ”

” Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum ”

gibi düşüncelere kapılabilirler.

Çocuklarla iletişimÖrnek:

Melis, “Anne, yalnız uyumaktan korkuyorum.” dedi. Hangi cevap ile iletişim kurulur?

A: Koca bir bebek gibi davranıyorsun! Korkacak hiçbir şeyin olmadığını biliyorsun!

B: Korktuğunu biliyorum. Senin için, ışığı ve kapıyı açık bırakacağım.

Doğru iletişim: B

Unutmayın ki;
Çocukların davranışlarını onaylanmadan da onları kabul edebilirsiniz. Örneğin; Melis’i seviyoruz ve “onu” kabul görüyoruz, fakat bebeğe çimdik attığında veya kedinin kuyruğunu çektiği zaman, bu “davranışlarını” kabul etmiyoruz.

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 1

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların ilkidir. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı iletişimde olmalarını sağlayacak ipuçları verir.

Ucu-açık Sorular SormakCommunication-Skills2

Ucu-açık sorulara, “evet” veya “hayır”şeklinde yanıtlar verilmemekle birlikte, iletişime geçilmek istenen bireyin kendini iletişime açmasına ve daha uzun, detaylı cevaplar vermesini sağlar. Bu sorular aynı zamanda gerçekte ne söylendiği konusunda bireyin daha kapsamlı düşünmesine neden olur. Örnek vermek gerekirse:

  • Bu durum senin için ne kadar önemli?
  • Bundan başka hangi seçeneklere sahipsin?
  • Bu olay gerçekleştiğinde sen ne hissettin?
  • Sana öyle dediğinde sen ne yaptın?
  • Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
  • Şu anda nasıl hissediyorsun?
  • Bunu söylemenin nedenleri nelerdir?
  • Ne olmasını isterdin?
  • Örnek verir misin?
  • Eğer sen öyle yapsaydın ne olurdu?
  • Bana bunu söylemekle aslında ne demek istediğini söyler misin?

Bu ve devamındaki paylaşımlarımlarımızda insanlarla iletişiminizde işinize yarayacak 30 tane soru örneği vereceğiz.

1. (Gerçekte) ne istiyorsun?

En çok yardımcı olacak ilk soru: Ne istiyorsun? Bu sorunun cevabı hakkında herkesin aslında ne kadar az düşünmüş olduğunu bilseniz şaşırısınız. Bizler genellikle bu soru karşısında ne istemediğimizi söylemekle işe başlarız. Aslında bu da yararlı bir bilgidir; fakat bireyler gösterdikleri hedefler doğrultusunda daha pozitif düşünmeye teşvik edilmelidir. Bir kez ne istediklerinin farkına varmalarına yardımcı olduktan sonra, diğer aşamalarda elde edilen başarının farkına varılmasını sağlamaktır; kısacası birey başarısının farkındalığına sahip olmalıdır.

2. Ona sahip olduğunu nasıl bileceksin?

Birey kendisine hedef koyduğunda, bu başarının kanıtının ne olduğunu da belirlemek gerekir. Bu soru onları gelecek için kendi zihinlerini okumaya yönlendirir. “Zengin olmak istiyorum.” Zengin olduğunu nasıl bileceksin? “Çünkü o zaman çalışmaya ihtiyacım olmayacak.” Bunu sorarak biliçaltının devreye girmesini sağlayabilirsiniz: Amacına ulaştığında ne görecek, duyacak ve hissedeceksin? Bir hedef ne kadar belirgin bir biçimde zihinde canlandırılırsa, bilinçaltı da o kadar aktif hale geçer ve hedefe ulaşmada bireye yardımcı olur.

3. Nerede, ne zaman ve kiminle istiyorsun (ne istiyorsun)?

Hedefleri belli bir düzen içerisinde belirlemek önemlidir. Nerede, ne zaman ve kim konusunda iddialısın / ısrarcısın? Bazen insanlar belli bir şeyi her zaman ve her yerde istediklerini söylerler ama bunu etraflıca düşünmemişlerdir. “Ben çok enerjik olmak istiyorum!” Nerede, ne zaman ve kiminle bunu deneyimlemek istiyorsun? “Her zaman!” Bu durumda karşı bir örnekle cevap verebilirsiniz. “Her zaman? Yani uyurken bile mi?” gibi.

4. Eğer bilseydin, cevabın ne olurdu?

Bu soru ise “Bilmiyorum” diyen insanlara yöneltilebilecek en iyi sorudur. Fakat bu gibi durumlarda uyumlu davranmak ve yumuşatıcı sözcükler kullanmak çok önemlidir, aksi takdirde kişi savunmaya geçebilir. Ben bu gibi durumlarda genellikle şöyle söylerim; “Evet, böyle bir sorunun cevabını bilmek zor olabilir (gerçeği biraz yumuşatmak için) ama eğer biliyor olsaydın yanıtın ne olurdu?” Böyle bir yaklaşım şaşırtıcı derecede iyi sonuç verir ve çoğu zaman kaliteli bir cevap alırsınız!

5. Nereden biliyorsun?

İnsanlar başkalarının ne düşündüğünü bildiklerini iddia ettiklerinde, buna “zihin okuma” denir. “Peki sen bunu nereden biliyorsun? diye sorduğunuzda, onlar tecrübelerine tekrar başvururlar. Çoğu zaman gerçeği bilmiyorlardır bile, halisünasyon görüyorlardır. “Meltem beni sevmiyor”. Nereden biliyorsun? “Şu anki çalıştığım işyerindeki insanlarla uyum sağlamayamıyorum.” Nereden biliyorsun? “Bazen insanlar çok ısrarcı oluyor!” Bunu gerçekten nasıl bildiğini merak ediyorum. “Yani eminim ki biliyorsun ama ben sadece bu varsayımlara ulaşana kadar nasıl bir süreçten geçtiğini merak ediyorum.” gibi.

6. Her zaman? …….. zamanda bile? [Asla, Herkes, Tüm vs].

İnsanlar bazı deneyimlerin her zaman ve her koşulda aynı sonucu vereceğini iddia ettiklerinde, evrensel bazı nicelik sözcükleri kullanır – “her zaman” ve “asla” gibi. Bu genellemeleri o sözcüğün kendisini birebir soru içinde kullanarak yok edebilirsiniz. “O her zaman geç kalır.” Her zaman? Daha önce bir kere bile zamanında gelmedi mi? “Karım beni asla dinlemez.” Asla? Ona bir sürprizin olduğunu söylediğinde bile mi? Sizin verdiğiniz karşıt örneği elinizden geldiğince abartmaya ve saçma bir hale getirmeye çalışmalısınız. “Kendimi her zaman motivasyonsuz hissediyorum.” Her zaman? Tuvalette bile mi? gibi.