“HAYIIIR O BENİİM!”

  • İki kardeş sürekli kavga ediyorlar. Arkamı dönüyorum. Kıyamet kopuyor. Ne yapacağımı şaşırdım?
  • Ne misafirliğe gidebiliyorum ne de birini eve misafir olarak alabiliyorum. Misafir çocuklarla hiçbir eşyasını paylaşmadığı gibi onlarınkini de sahiplenip, vermiyor. İnsanlarla görüşemez oldum.
  • Okula başladı. Okulda da aynı sorun devam ediyor. Ben bu çocuğa paylaşmayı nasıl öğreteceğim?

paylasmak_1257809363-680x365Küçük yaşlarda anne babaların en büyük sıkıntılarından biri “o benim” diyen ve hiç eşyasını paylaşmayan çocuklardır. Paylaşma davranışına en basit düzeyde, kimlik oluşturmaya çalışan çocuğun “ben” demeye başlamasından kaynaklı bir sonuçtur diye bakmanın ötesinde aslında eşyalarını, oyuncağını, yemeğini paylaşmayan çocukların ilerleyen yaşlarda sorunlarını, mutluluk ve sevinçlerini de paylaşmaması olası bir sonuçtur. Paylaşım, çocuğun insan ilişkilerinin, kişilik gelişiminin ve problem çözme becerilerinin inşasını yapmak için önemli bir süreçtir. Peki paylaşmayı öğretmek nasıl mümkün olacak?

  1. Paylaşıma akşam yemeklerinden sonra mahallemizin, sitemizin hayvanlarıyla yemeklerimizi paylaşmaktan başlayabiliriz. (Yemek artıklarını değil. Onlar için ayrılmış olanları paylaşabiliriz.)
  2. Paylaşım bilincinin oluşması için ihtiyacı olan maddi güçlük yaşayan çocuklar için çocuklarımızla seçtiğimiz kendi kıyafet ve oyuncaklarını paylaşabiliriz. (Eski ya da kullanılmayan eşyalar olması yeni ve sevdiklerinden de seçebiliriz.)
  3. Paylaşması için zorlamayın. Israrla “paylaşmalısın” demeniz, olumsuz bir farkındalık yaratıp, daha da bencil bir tutum takınmasına sebep olabilir.
  4. Kardeşler arasında ya da diğer çocuklar arasında ki paylaşım sorunlarında mümkün olduğunca araya girmeyelim ki yaşadıkları duruma kendiler çözüm bulma ve iletişim becerisi geliştirmeyi öğrenebilsinler.
  5. Ona “ait” olan değerli gördüğü eşyalara saygı göstermeliyiz. “Akşam misafirliğe arkadaşın Toprak’lar gelecek. Onun dokunmasını istemediğin birkaç oyuncağını kaldırabilirsin” diyebiliriz.
  6. Ona paylaşmak ile ilgili masallar okuyabiliriz. Eğer okul çağındaysa paylaşmanın konu alındığı hikaye kitapları alabiliriz.
  7. Onunla paylaşma temalı oyunlar oynayabilir ve ondan herhangi bir oyuncağını paylaşmak istemediğinde başka bir oyuncak talebinde bulunarak, dönüşümlü oynayabiliriz.
  8. Bir eşyasını paylaştığında takdir etmemiz faydalı olur. “Mert’e oynaması için arabanı vermen çok güzel bir davranış” diyebiliriz.
  9. Onun elindeki oyuncağı isteyebilir ve birkaç dakika oyuncakla oynayıp sonra kendisine verebiliriz. Bu şekilde verdiği şeyi geri alabileceğini, sabretmeyi ve beklemeyi öğretebiliriz.
  10. Evde bir “paylaşım kutusu” yapabiliriz. Bu kutuya kardeşi ya da arkadaşı ile paylaşmak isteyeceği oyuncaklar koyabilir ve onlara o kutudan oyuncakları verebileceğini anlatın.

Psikolog Çiğdem Doğan

Çocuğunuza Karşı Öfkenizi Yönetmeniz İçin 5 İpucu

Kim demiş çocuklarınıza öfkelenmeyin, kızmayın psikolojisi bozulur diye. Ben kefilim öfkelenmeyle, kızmayla çocuğun psikolojisi bozulmaz. Öfke en temel insani duygulardan biridir. İnsan öfkelenince çocuğunu askıya asıp çıkası geliyor itiraf edelim. Öfkeleniyoruz evet ama mühim olan öfkemizle nasıl baş edeceğimiz, olumsuz davranışlara başvurmadan bu duyguyu nasıl atlatacağımızdır. Örneğin; Bir akşam çok yorgun geldiniz ya da evde çok yoruldunuz. Çocuğunuz hiç olmadık davranışlar sergiliyor. Adeta sizi öfkelendirmeye and içmiş. Sizin de tepe tüyleriniz attı. Öfkeyle kalkanın nasıl oturacağı umurunuzda değil.

FullSizeRender (21)Şimdi ne olacak? İşte 5 öneri;

1) Öfke anında kısacık mola verin: Tepki göstermeden önce derin nefes alın ve 10’a kadar sayın. Eğer öfkeniz artarak devam ediyorsa, balkona ya da yürüyüşe çıkın.

2) Öfkenizin asıl sebebini düşünün: Bu öfkenin asıl sebebi çocuğunuz mu yoksa işte ya da evde bir şeyler mi oldu?

3) Öfkenizi ifade edin: Çocuğunuzun davranışının yanlış olduğunu ve buna öfkelendiğinizi ona anlatın.

4) Çocuğunuzu dinleyin: Çocuğunuzun söylediklerine kulak verin. Onu, size kızdığı şeyi anlatabilmesi için cesaretlendirin.

5) Empati kurun: Çocuğunuz kötü bir gün geçirmiş olabilir. Sizi öfkelendiren davranışının altındaki sebebi düşünüp, onu anlamaya çalışın.

Unutmayın: öfkenin gelip, geçici ve kimseyi kırmayanı makbuldür. 

Psikolog Çiğdem Doğan

SAS Yaz Programları’na Katılmak için 6 Neden

”Eğlenerek Beynimi Geliştiriyorum” yaz programlarımıza katılmanız için 6 neden:

1 – Dikkat Süresi

keep-calm-and-thanks-for-paying-attentionHer çocuğun odaklanma becerileri farklı olsa da bu becerileri geliştirebileceklerini biliyoruz.

Dolayısıyla çocuğunuzun yaşına uygun işitsel ve görsel programlarımız ile dikkat sürelerini uzatabiliyoruz.

 

 

 

2 – Özgüven ve Motivasyon 

Strong child with muscles drawn on chalkboard in elementary schoolProgramlarımız ile hem çocuğunuzun kapasitesinin ortaya çıkmasına hem de çocuğunuzun kendisine olan inancını oluşturarak özgüveni yüksek bir birey olmasına yardımcı oluyoruz.

 

 

 

3 – Bellek Süreçleri 

memory-process-.png-004

 

Duyular aracılığıyla aldığımız bilgilerin beyinde daha iyi bir şekilde organize olmasını ve işlemlemesini sağlayan programlarımız sayesinde çocuğunuzun hafızasını canlı tutabiliyoruz.

4 – Problem Çözme ve Yaratıcılık

636x460design_01Çocuğunuzun problem çözme becerisi için kalıplaşmış ezber yöntemler yerine, yaratıcı fikirler sunmasına olanak sağlayan yeni bilgileri deneyimleyerek öğrenmesine fırsat sunuyoruz.

 

 

5 – İletişim Becerileri 

FullSizeRenderÇocuğunuz ile kuracağımız iletişim yöntemlerinin; destekleyici, düşündürücü ve çözüm oluşturacak yönde olmasına dikkat ederek onun gelişimine yardımcı olmaktayız.

 

 

6 – Motor Becerileri ve Denge

11Dinleti programları ve eğlenceli aktiviteler ile çocuğunuzun hem ince hem de kaba motor becerilerinin gelişmesine yardımcı oluyoruz.

 

 

 

 

 

 

Derleyen: Ergun Karabulut

Övgü ve Eleştiri Dengesini Sağlamak İçin 11 Tüyo

Her çocuk fark edilmek ister. Olumlu davranışlarıyla dikkat çekemezse, olumsuz davranışları dener. Yani onlar için reklamın iyisi kötüsü yoktur. Çocukların olumsuz davranışlarını değiştirmenin yolu olumlu davranışları övmekten geçer.

eeeÖvgü ve eleştiri için öneriler:

  • Övgü ya da eleştiriyi davranıştan hemen sonra yapın. Zamanlama önemlidir.
  • Eleştirinizin dozajını iyi ayarlayın sevginizden şüphe etmesin.
  • Asla fiziksel ya da sözel şiddet uygulamayın.
  • Eleştiri ya da övgü kullanırken gerçekçi olun. Çocuklar sahteliği hemen anlar.
  • Asla aşağılamayın.
  • Kendi sorumluluklarını yerine getirdiğinde teşekkür etmeyin. Zaten yapması gerekeni yapmıştır.
  • Övgü ve eleştiri için basit cümleler kurun. Çocukların dinleme süresinin uzun olmadığını unutmayın.
  • Övgü ve eleştiri davranışı çocuğunuzdaki davranış üzerinde olumlu etki yapsın diye kullanılmalı. Yani sadece siz öfke ya da mutluluğunuzu paylaşın diye değildir.
  • Eleştirilerinizi ders verir gibi anlatmayın. Onu yargılamadan net ifade edin.
  • Eleştiriniz çocuğunuza değil davranışına yönelik olsun.
  • En önemlisi kendi davranışlarınızla çocuğunuza ÖRNEK OLUN.

Psk. Çiğdem Doğan

Etkili İletişimin Sırları – Bölüm 5

Bu post ebeveyn, öğretmen, danışman ve bu tarz konularla ilgilenenlere yardımcı olması amacıyla hazırlanmış çalışmaların dördüncüsüdür. Verilen örnekler, bireylerin birbirleriyle daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayan ipuçlarını içermektedir. Önceki postlarımızdaki soru-cevap şeklinde paylaştığımız önerileri de okuyabilirsiniz. Aşağıda devam niteliğinde olan 6 tane daha soru-cevap bulabilirsiniz.

25. _________ hoşlanıyor musun?

“İyi hissetmekten hoşlanıyor musun?” gibi sorular bir cevap içermez. Genellikle bu tür sorulara aldığımız yanıt “evet”dir. Öncelikle “evet” cevabını almak için bu soruları sıklıkla kullanmalısınız. Örneğin; Problemlerine çözüm bulmaktan hoşlanıyor musun?, Eğlenmekten hoşlanıyor musun? gibi… Evet yanıtını almaya başladığınızda, “evet” demeye karşı meyilleri artmakla birlikte, karşıdaki bireyi doğru bir şekilde yönlendirmek için faydalı olabilir.

26. ___________ hayal edersen, ne/nasıl olur?

Bu soru karmaşık olmasına rağmen oldukça etkilidir. Aslında bu soru, bireyin daha önce düşünmediği bir şeyi hayel etmesi için bir davetiyedir. Örneğin; “Zengin olduğunuzu hayal ettiğinizde, ne olur?” Bu soruyu yanıtlamak için, hayal etmeniz gerekir ve bilinçaltınıza yeni bir ihtimal girmiş olur. Bu soruları sık bir şekilde kullandığınızı hayal etseniz, ne olur?

27. ___________________ nereden biliyorsun ?

İnsanlar düşünce ve davranışlarıyla şekillenirler ve zaman içerisinde olan bu şekillemenin bir başlangıcı, ortası ve sonu vardır. Bu süreçteki adımlarınızı ortaya çıkarabilir ve daha sonra bu bilgileri kullanarak süreci değiştirebilirsiniz. “İşlerimi ertelemeyi durdurmak istiyorum.” “Erteleyeceğini nereden biliyorsun?” ya da “Spora gitmek istiyorum, fakat daima fikrimi değiştirip, televizyon izliyorum.” Fikrini değiştireceğini nereden biliyorsun? gibi… Pek çok insan bu şekilde düşünmez ve böylelikle bu tür sorular yaşadığınız sorunları azaltmanıza yardımcı olabilir.
Sas 2012 (1)
28. Bu konu hakkındaki senin için en kötü şey nedir?

Bu soru can alıcı bir soru olduğu için dikkatli bir şekilde kullanmalısınız, ayrıca danışan ile eğitimci arasında iyi bir bağ olmalıdır. Bu tür sorular, korku, kaygı ve baskı gibi “olumsuz” duyguların ortaya çıkmasını sağlar. Bu duygular idrak edilip kabul edildiğinde, sonuçlar oldukça kişiyi rahatlatır.

Örneğin;
– Ne olmak istiyorsun?
– Ünlü olmak istiyorum.
– Seni durduran şey ne?
– Ailem hayal kırıklığına uğrayabilir.
– Bu durum hakkındaki senin için en kötü şey ne?
– Onları üzme endişesi. gibi…

Duygular ortaya çıkmaya başladığında, karşınızdaki bireyin bu duyguları kabul etmesini sağlamalısınız.

29. ______________ yeterli olduğunda ne yapacaksın?

Zorunluluk, oldukça güçlü bir faktördür. Aslında, pek çok insan bir şeyi yapmak zorunda olduklarını hissettiklerinde harekete geçerler, ki böyle bir durumda ne yapmak istediklerine çok fazla odaklanmazlar.
Örneğin; Yeterli paran olduğu zaman ne yapacaksın? Yeterli derecede zamanın olduğu zaman ne yapacaksın? gibi…
Bir bireyi keşfetmek, onu tanımak adına atılan sık adımlardan birisidir ve bu da oldukça güçlü bir kapının açılmasını sağlar.

30. Sonunda kadar gitmek için istekli misin?

Bu soru aşırı gibi gelebilir, fakat istekli olmak oldukça güçlü bir etkendir. Birey bir şeyi değiştirme isteği gibi bir karara vardığı zaman, başarıya ulaşmak daha da olası bir durum haline gelir. Sadece istekli ve kararlı olmak yeterli olacaktır. Tabiki de, uyumsuz olan bireyler genellikle ne yapmamaları gerektiği konusunu düşünürler, fakat bu durumda yasal olmayan bir şey yapmak zorunda olmadıklarını açıklamalısınız. “Kendine karşı dürüst olmakta istekli misin?” gibi…

Çocuklarla İletişimin Sırları (Son Bölüm)

Göz kontağı kurmalısınız!

Aysim ve danışanGöz kontağı iletişimi güçlendirmektedir. Çocuklar ile göz göze olmak için oturmak ya da eğilmek zorunda kalabilirsiniz, ama alacağınız sonuçlar çabalarınızı boşa çıkarmayacaktır. Yetişkinler kimi zaman çocukları nasıl gördüklerinin farkında olmayabilirler. Çocuklar, sizi gözünde büyütebilir. Aranızdaki mesafeyi ne kadar azaltırsanız, iletişim de o kadar kaliteli olacaktır. Her şeyden önce; on ayaklı, kocaman bir dev size doğru yaklaşıp, parmağıyla sizi uyarsa, siz nasıl bir tepki verirdiniz?

Saygılı olmalısınız!

Saygılı, nazik olan çocuklar, aynı şekilde bir rol-modele sahiplerdir. Saygılı olmayı öğretmenin ilk kuralı, kesinlikle karşıdaki bireye karşı saygılı olmaktır.
Çocuklar etraflarındaki insanların davranışlarını ve konuşmalarını taklit ederek öğrenirler. Çocuğu, “Lütfen” demediği için azarlamak iyi bir adım değildir. “Lütfen, teşekkür ederim, rica ederim” gibi söylemleri, tıpkı yetişkinler ile iletişime geçtiğinizde konuştuğunuz gibi çocuklar ile konuşurken de kullanmalısınız.

Çocuğun hikayesini anlatmasına izin vermelisiniz!

Çocuğa mümkün olduğunca -baştan sona kadar- müdahale etmeden macerasını anlatmasına izin vermelisiniz. Çocuklar konuşma pratiğine ihtiyaç duyar, sonrasında da övülmek isterler. Uygulama ve övülme çocukta kişisel gelişimin oluşmasına katkı sağlar. Konuşmaya karşı çeşitli müdahaleler ve eleştiriler iletişimin kesilmesine neden olabilir.

Örnek:

Ece eve geldiğinde çok heyecanlıydı ve gelir gelmez annesine Melis’in evinde çok iyi vakit geçirdiğini anlatmak istedi. Ece’nin annesi ise, Ece ondan izinsiz Melis’e gittiği için sözünü kesti ve onu azarladı. Böylelikle, Ece’nin hevesi kaçtığı için, bu durumu annesiyle paylaşmak istemedi. Tabiki iletişim kesildi. Annesi Ece’ye izin almak hususunda evin kurallarını hatırlatmalıydı, fakat önce Ece’yi dinlemesi gerekirdi.

Çocuklara karşı nazik olmalısınız!

Kibarlık bildiren sözcükler olumlu sonuçlar getirirken, kibar olmayan kullanımların ise bir getirisi olmamaktadır. Çocuğu aşağılayan, gülünç duruma düşüren, etiketleyen kibar olmayan kullanımlardan kaçınmayı denemelisiniz. Örneğin, “koca bebek, kötü huylu çocuk, yalancı, hırsız” gibi kullanımlar çocuğun kendisini kötü hissetmesine neden olur. Kibar ifadeler çocuğun daha iyi olmasını, zoru denemesini ve başarmasını sağlamaktadır. Bu kullanımlar, sevgi ve saygı çerçevesinde iletişim kurmayı ve problemin nereden kaynaklandığını açıklayan bir atmosfer oluşturmayı sağlar.

Örneğin, çocuk sütünü döktüğü zaman, “Ne sakar şeysin, yaptığın şeye bak!” gibi bir kullanım çocuğun mutsuz olmasına neden olur. Aksine, önce derin bir nefes alıp,” İşte burada bir bez var, temizlememe yardımcı olur musun?” gibi kibar bir kullanım daha mutlu sonuçlar doğuracaktır.

Kendinizi değerlendirin

Bu bölümde ise; çocuklar ile iletişimin sırlarıyla ilgili olarak ne gibi bilgiler edindiğinizi ölçen kısa bir test yer almaktadır. Testi kendinize uyguladığınızda çocuklar ile olan iletişiminizde ne kadar yol aldığınızı göreceksiniz.

1. Aşağıda olumsuz bir anlam içeriğine sahip tümceleri, olumlu hale getiriniz. (Çocuklara ne yapabileceklerini anlatın.)

Yapma                                                       Yap

Mağazada dolaşma!                     _______________________

Bana bağırma!                             _______________________

Ağzın doluyken konuşma!            _______________________

Evde top oynama!                       _______________________

Danisan

2. Ebeveyn  yönergelerini  “Sen-Mesajları”na çeviriniz.

Çocuk Ebeveyn Sen-Mesajları”
Çok kötüsün. Ali’nin benden daha geç kalkmasına izin veriyorsun!” Benimle tartışmanı dinlemekten yoruldum!” ____________________________________
Arda’dan nefret ediyorum!” Hayır edemezsin! İnsanlardan nefret etmek kötüdür.” ____________________________________

3. Aşağıdaki durumları “Ben-Mesajları” içeriği ile yanıtlayınız.

– Defne, dışarıya çıkmak için izin istemeden sokağa oyun oynamaya çıktı.

– Mehmet, tostunu yere düşürdü ve içindeki reçel, yeni halıya döküldü.

– Ceren’in öğretmeni, Ceren’in kreşte kavga ettiğini söyledi.

– Ege ve Efe, annesi onları büyükannesinin evine götürürken arabanın arkasında zıplamaya ve ağız dalaşı yapmaya başladılar.

4. Çocuğunuza bir gün içinde hangi yönergeleri verdiğinizin kaydını tutunuz.

– Oyuncakları toplama zamanı gelince,
– Yeteri kadar televizyon izledikleri zaman,
– Onları markete götürdüğünüz zaman,
– Meşgulken, işinizi böldükleri zaman.

5. Aşağıdaki ifadeleri günde kaç kez kullandığınızı belirtiniz.

Evet. / Hayır.
Yap. / Yapma.
Devam et. / Dur.
Lütfen başla. / Bırak onu.
Başka bir şey dene. / Kes şunu.
…….. hakkında başka ne biliyorsun? / Sen daha iyi bilirsin.

6. Birinden siz farkında olmadan sizi bir çocukla konuşurken 10 dakikalığına konuşmalarınızı kaydetmesini isteyin.
Sonrasında kaydınızı dinleyin ve ses tonunuzu değerlendirin.

PUANLAMA

Kendinizi değerlendirin ve aşağıdaki kategorilerden hangisine girdiğinizi öğrenin.
Çocukları kazanmaya yönelik çok iyi bir noktadasınız. Onlarla iletişiminiz güçlü,
Çocukları kazanma yönünde ilerlemektesiniz,
Yolun yarısındasınız,
Biraz daha çabalarsanız, başaracaksınız.

Kaynak: http://www.del.wa.gov/publications/development/docs/22-649.pdf

Çocuklarla İletişimin Sırları (3.Bölüm)

Çocuklar –ile– konuşmalısınız!

Çocuklar ile konuşmak, karşılıklı bir eylemdir. Çocuğa bir şey söylemek ise tek taraflı bir eylemdir. Birisine bir şey söylemek, “Yağmurluğunu giy,” “Onu dökeceksin,” ve “Saçının kesilmesi lazım,” gibi örnekler tek taraflı bir eylemdir.

Hiçkimse -çocuklar da dahil- kendisine sürekli bir şey söylenilmesinden hoşlanmaz. Çocuklar ile konuşmayı denemelisiniz, böylelikle sonuçlarını sizler de fark edeceksiniz. Çocuğunuz ile konuşmak ve onların ne yapmak istedikleri konusunda onları dinlemek, gelişim süreçleri için çok önemlidir.

Booklet ÇeviriKendi duygularınız ve düşünceleriniz hakkında konuşmak için “Ben-Mesajları”nı kullanmalısınız.

“Ben-Mesajları” konuşmacının kendisi hakkındaki ifadeleri içerir. Çocuklara, konuşmacının onların davranışlarının nasıl hissettirdiğini anlatır. Küçük çocuklar davranışlarının diğer bireyleri nasıl etkilediğini bilmediklerinden dolayı, “Ben-Mesajları” çocuklar yanlış bir davranış sergiledikleri zaman, “Sen-Mesajları”na oranla çok daha iyi bir iletişim aracıdır.

Ben – Mesajları Sen – Mesajları
Toplarken yardıma ihtiyacım var. Ortalığı darmadağın ettin.
Yorgun olduğumda hikaye okumak istemiyorum. Kendinden utanmalısın.
Yerde çamur gördüğümde üzülüyorum. Tam bir zararsın
Böyle çığlık attığın zaman seni duyamıyorum. Kes sesini.

“Ben-Mesajları” çocuğun kendi davranışlarını değiştirmesi için bir sorumluluk vermektedir. Örneğin, yetişkin bir birey, “ Yüzünün biraz kirlendiğini görüyorum.” dediğinde, çocuk yüzündeki kir hakkında ne yapabileceği sorumluluğunu üstlenir. Çocuğa olan öfkenizi göstermek için “Ben-Mesajları”nı kullanmamalısınız. Çocuklar, yetişkin bir bireyin öfkesine maruz kaldığı zamanlar-da kendilerini çok üzgün ve çaresiz hissederler. Öfkenizi yansıtmak yerine, “Ben-Mesajları”nı kullanarak, öfkelenmeden önceki duygularınızı çocuğunuz ile paylaşmalısınız. Örneğin; eğer çocuğunuz bir şirket yemeğinde bir bardak meyve suyunu döktüğü zaman, öfkeye kapılmadan önce bu durumdan dolayı utanabilirsiniz. “Sana gerçekten çok sinirlendim.” yerine “Gerçekten utandım.” diyerek duygularınızı ifade edebilirsiniz.

DSC_0039Sizi dinlediğinden emin olmalısınız!

Konuşmaya başlamadan önce, çocuklarınızın sizi dinlediğinden emin olmalısınız. Çocuklar – ve pek çok yetişkin – bir seferde tek bir yönergeye konsantre olabildiklerinden dolayı, çocuğunuzun adını söylemeli, daha sonra size odaklandığından emin olduktan sonra konuşmaya başlamalısınız. Böylelikle hayal kırıklığı yaşamadan veya tekrara başvurmadan, zaman kazanabilirsiniz.

Örnek: 

“Tuna.” (Oynadığı oyunu bırakıp, size bakana kadar beklemelisiniz.) “Oynamak için 10 dakikan daha var.”
“Can.” (Topları atmayı bırakıp, size bakana kadar beklemelisiniz.) “Akşam yemeği 15 dakika içinde hazır olacak.”

Yönergelerinizi basit tutmalısınız!

Çocuklar tek bir komutu yerine getirirken, çok başarılı olabiliyorlar. Birden fazla komut verildiği zaman, bununla başa çıkmakta zorlanmaktadırlar, bu nedenle çocuklar ile iyi bir iletişim kuran yetişkinler, bunu basit yönergeler ile sağlamaktadır.
3 yaşındaki İlayda’ya, “Odana gidip, kıyafetlerini topla, ama önce oyuncaklarını topla ve köpeğini dışarı çıkar.” şeklinde bir yönerge verdiğinizde, kafası karışacaktır. Aklında kalan tek şey, köpeği dışarı çıkarmaktır.
Bunun yerine, isteklerinizi tek tek söylemeye çalışmalısınız. Önce, oyuncaklarını toplamasını isteyin. Bu görevini tamamladığında, köpeği dışarı çıkarmasını isteyin. Köpeği dışarı çıkardıktan sonra, ondan odasındaki kıyafetlerini toplamasını isteyebilirsiniz.

Önemli isteklerinizi sıkıca tembih etmelisiniz!

Çocuklara önemli isteklerinizi dile getirirken ses tonunuzun verdiğiniz mesajla tutarlı olmasına dikkat etmelisiniz. Sağlam bir iletişim kurmalı ve isteklerinizin nedenini çocuğa söylemelisiniz.
Unutmayın ki; çocuklar aynı anda sadece tek bir şey hakkında düşünürler. Oyun oynarken dikkatlerini size vermeleri onlar için oldukça zordur. Çocuklara, zayıf bir ses tonuyla isteklerinizi söylediğinizde, sizin ondan yapmasını istediğiniz şeyi gerçekten umursamadığınızı düşünecektir.

Örnek:

“Lütfen montunu giyin, sonrasında otobüse binmek için hazır olacağız.” Böyle bir ifade çocuğa sizin neyi, neden istediğinizi anlatır.

“Şimdi montunu giymek ister misin? Bu ifade şekli ise çocuğu bir seçim yapmaya zorlar ve bu durumda çocuk yapacağı şeyin nedenini bilemez.

Çocuklarla İletişimin Sırları (2.Bölüm)

Karşılıklı iletişim için başlangıç cümlelerini kullanmalısınız!

Davet cümleleri, duyguları, düşünceleri paylaşmak ve çocuğunuzu konuşmaya teşvik etmek adına atılan adımlardır. Bu cümleler, sizin çocuğunuz ile ilgilendiğinizi ve onu gerçekten dinlediğinizi gösterir. Teşvik cümleleri ayrıca, çocukların düşüncelerinin önemli olduğunu ve söylediklerine saygı duyulduğunu anlamalarını sağlar.

Örnek:
Anlıyorum. … Ohh. … Hımmm. … Peki ya o. … Gerçekten mi? … Peki ya başka. … Tekrar eder misin? … Seni anladığımdan emin olmak istiyorum. … Şaka yapıyorsun. … Bu oldukça ilginç. …

DSC_0067Dikkatli bir şekilde dinlemelisiniz!

Çocuğunuzun söylediklerine dikkat etmelisiniz. Zaman zaman onları dinlemek için yaptığımız işi –çamaşır katlamak gibi- bırakamıyoruz. Küçük çocuklar; genellikle düşüncelerini, keşiflerini veya heyecanlarını paylaşmak için 30 saniye veya biraz daha fazlasını isterler. Eğer gerçekten meşgulseniz – ki bütün yetişkinlerin yoğun zaman dilimleri vardır- “Şu an çok meşgulüm, fakat bu konu hakkında daha sonra konuşalım.” demelisiniz. Meşgulken, dinliyormuş gibi yapmamalısınız. Daha sonra verdiğiniz sözü tutmalı ve onunla konuşmayı unutmamalısınız.

Çocuklarınızın düşünce ve duygularını yansıtmak için “Sen Mesajları”nı kullanmalısınız!

“Sen-Mesajları” çocuğunuzun duygularını tanımlar ve kendi problemlerini ifade etmeleri için onları cesaretlendirir.

Örnek:
Köpeğin öldüğü için üzgünsün.
Oyunu kazanamadığın için hayal kırıklığına uğradın.
Melisa onun yeni oyuncağıyla oynamana izin vermediği için kızgınsın.
Çocuklarınıza özgür bir şekilde kötü olan düşüncelerini de ifade etmelerine izin verdiğinizde, sihirli bi değnek gibi bu duygular ortadan kaybolacaktır. Diğer bir yandan, kötü duyguları saklamak, çocuğunuza zarar verebilir ve bu negatif duygular hiçbir yere gitmez. Onun yerine, bu duygular baş ağrısına, ülsere, özgüven eksikliğine ve şiddet eğilimine neden olabilir.

Booklet Çeviri (2)

“Yapma” demek yerine “Yap” demelisiniz!

Çocuklarınıza, yapmaması gerekenlerden daha çok neyi yapması gerektiğini söylemelisiniz. “Yapma!” demek yerine “Yap” kelimesini kullanmak ilk zamanlarda biraz zor olabilir, fakat ortaya çıkan iyi ilişkiler, pratik yapmanıza ve düşündüklerinize değecektir.

 

 

Örnek: 

Yap

Yapma

Montunu biraz kaldırırsan, yere değmez.

Montunu yere değdirme!

Yavru kedini kibar bir şekilde taşıyabilirsin.

Kediyi sıkma!

Lütfen, kapıyı yavaşça kapat.

Kapıyı çarparak kapatma!

Bu sayfayı boyamalısın.

Masayı sakın boyama!

Unutmayın ki:

Hayatınızdaki en önemli insan ile konuştuğunuz zamandaki gibi, çocuklar ile konuşurken de aynı kuralları kullanmalısınız.

 

Çocuklarla İletişimin Sırları

Birkaç bölüm halinde yayınlayacağımız ”Çocuklarla İletişimin Sırları” adlı yazımız özellikle ebeveynlere, öğretmenlere ve çocuklarla iletişim içerisinde olan herkese yöneliktir. Aşağıdaki örnekler çocuklarla daha sağlıklı ve etkili iletişimin ipuçlarını verir. Yazının orijinal dili ingilizcedir ve türkçeye çevirisi merkezimiz çalışanları tarafından yapılmıştır.

Kaynak: http://www.del.wa.gov/publications/development/docs/22-649.pdf

Bölüm 1

Düşünceleri, kelimeleri ve duygularımızı bir çocuğa aktarırken ne olur? Biz bunu “iletişim” olarak adlandırıyoruz. İletişimde sadece ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz de önemlidir. Bu da çocuk ile sağlıklı bir iletişim kurmanın anahtar yollarından biridir. İletişim kelimelerden daha fazlasını kapsar. İletişim, bakışları ( gülümsemeler,kaşlar gibi), hareketleri (sarılma, dokunma), hatta sustuğumuz zaman dilimlerini bile içermektedir.

Yetişkinler, genellikle çocuklara yönerge verirken veya endişelerini dile getirerek iletişim kurarlar. Diğer bir yandan, hem ebeveynlerin kendi duyguları hem de çocuklarının duyguları da dahil olduğu zaman, iletişim kurmakta daha fazla zorluk yaşayabiliyorlar.

DSC_0340

Çocuklar ile iletişim kurmanın sırları, duygular aracılığı ile konuşmanın ve dinlemenin nasıl gerçekleştiği hakkında örnekleri içermektedir. Bu kitapçık, incitici olmayan bir şekilde, kelimeleri ve duyguları aktarmak için farklı yolları içermektedir.
İyi bir iletişim, şimdi ve daha sonraki dönemler için çok önemlidir. Ayrıca, çocuğun çevresindekilerle iyi bir ilişki kurmasına yardımcı olmakla birlikte, özgüvenine de olumlu bir katkılar sağlamaktadır. Bu durum da onların hayatını ve onlar ile olan hayatı daha iyi bir hale getirmektedir. Böylelikle özbenlikleri açısından kendilerini yeterli hisseden birer yetişkin olurlar.

İyi bir iletişim, ilişkilerin iyi olmasına, işbirliği yapmaya ve kendini daha değerli hissetmeye olanak sağlar. İletişimin zayıf olması durumunda ise, karşılıklı ilişkilerde hayal kırıklığına, çatışmaya ve kendinizi değersiz hissetmenize neden olur. İletişimde olmayı öğrenmek, aslında sizin için büyük bir yatırımdır.
İleriki sayfalarda çocuklar ile iyi bir iletişim kurabilmenin yollarını bulabilirsiniz. Kendi “iletişim sırlarınızı” oluşturmak adına çocuklarınızı anlamaya çalışarak, deneyimlerinizden yola çıkarak bu basamakları kullanabilirsiniz.

İLETİŞİM

Çocuklar, onları oldukları gibi kabul ettiğinizin bilincine vardıklarında, büyüyebiliyor, gelişebiliyor ve kendileri hakkında olumlu bir bakış açısına sahip olabiliyorlar. Onlar kendilerini iyi hissettikleri zaman, çevresindeki insanlar ile iletişimlerinde de olumlu değişimler gözlenir.
Çocukları kabullenmek -oldukları gibi- onlar ile iletişim kurmayı kolaylaştırmaktır. Her açıdan kabul görmüş bir çocuk, problemlerini paylaştığı kadar duygularını da sizinle paylaşacaktır. Böylece, bir ebeveyn, akraba, arkadaş veya bakıcı olarak kendinizi sizler de daha hissedeceksiniz.

Sonuç olarak, hayatınızda, hem siz hem de çocuğunuz kazançlı olabilirsiniz.

Yetişkinler:

Tehdit ettiklerinde,

Eleştirdiklerinde,

Öğüt verdiklerinde,

Uyardıklarında,

Çocuklar:

” Değersizim ”

” Çok kötüyüm ”

” Beni sevmiyorsun ”

” Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum ”

gibi düşüncelere kapılabilirler.

Çocuklarla iletişimÖrnek:

Melis, “Anne, yalnız uyumaktan korkuyorum.” dedi. Hangi cevap ile iletişim kurulur?

A: Koca bir bebek gibi davranıyorsun! Korkacak hiçbir şeyin olmadığını biliyorsun!

B: Korktuğunu biliyorum. Senin için, ışığı ve kapıyı açık bırakacağım.

Doğru iletişim: B

Unutmayın ki;
Çocukların davranışlarını onaylanmadan da onları kabul edebilirsiniz. Örneğin; Melis’i seviyoruz ve “onu” kabul görüyoruz, fakat bebeğe çimdik attığında veya kedinin kuyruğunu çektiği zaman, bu “davranışlarını” kabul etmiyoruz.