Disleksi Nedir? Disleksi için SAS Programları

Disleksisi olan bireylere en iyi şekilde yardımcı olabilmek için öncelikle, danışanın hangi tür disleksi görünümlerini sergilediğini değerlendirmek gerekmektedir. Bu yazımızda, öncelikle disleksi ve türleri ile ilgili literatürden kısa bir bilgi bulacaksınız. Yazımızın ilerleyen bölümlerinde;

  • Değerlendirme sürecimiz nasıl işliyor?
  • Disleksili danışanlara uyguladığımız programlar neler?

Kısacası, SAS Merkezi olarak disleksili bireylere nasıl yardımcı oluyoruz
sorularına yanıt vermeye çalışacağız.

disleksi 1

DİSLEKSİ ve TÜRLERİ
Okuma ve yazmayı öğrenme sürecinde, çocukların, seslere karşılık gelen sembolleri yani harfleri, bu sesler ile eşleyebilmesi gerekir. Öncelikle görsel sembolleri, şekilleri ya da harfleri tanıma, sonrasında bu bilgiyi işlemleme ve son olarak da eşlenen ses ve harf ilişkisini anlamlandırabilme süreci oldukça karmaşıktır.
Bu noktada seçme – birleştirme işleminden söz edebiliriz. Seçme birleştirme işlemi, yarıküre fonksiyonları ile ilgili olan bir süreçtir. Sesler sol yarıkürede kodlanırken, seslere karşılık gelen imgeler (harfler) sağ yarıkürede kodlanır. Bir sözcüğü tanıyıp anlayabilmek için, beynin sesbilimsel modülünün sözcüğü sesbirimlerine ayırabilmesi ve sonrasında da bu sesbirimlere karşılık gelen harfler ile eşlemesi gerekir. Örnek; k…u…ş > kuş. Bu noktada, bireyin iki yarıküresi arasında etkin bir iletişim olması ve aynı zamanda sesbilimsel farkındalığının da gelişmiş olması beklenir.
Dirk Bakker’ın da belirttiği gibi:

“ Bir harfi algılamak ve onu diğer harflerden ayırabilmek, algılama sistemi için oldukça zordur. Bu durumda “algısal sabitlik”ten bahsedebiliriz. Örneğin; ‘elma’; nereden bakarsanız bakın, aşağıdan, yukarıdan, yandan, ‘elma’, elmadır. Fakat aynı durum, harfler için çoğu zaman geçerli olmayabilir. Örneğin: ‘d’ harfi, farklı yerlerden baktığınız zaman, ‘b’, ‘p’, ‘q’ olarak da algılanabilir. Bu nedenle, nesneleri algılamak ile harfleri algılamak arasında bir fark ortaya çıkmaktadır.

Harfler, sözcükleri oluşturur ve aynı harfler çoğu zaman farklı sözcükler üretebilir: ‘kaş’, ‘şak’, ‘aşk’ gibi. Bu nedenle, bir sözcüğü anlamı, onu oluşturan harflerin soldan – sağa nasıl dizildiğine bağlıdır. Aynı şekilde, bir cümlenin anlamı da, onu oluşturan sözcüklerin soldan – sağa düzenli bir biçimde dizilişi ile anlam kazanır. Bu yüzden, okumayı öğrenme sürecinde, sözcüklerdeki baş ses, son ses farkındalığının gelişmesi önemlidir.
Lich ve Dig.’nin yapmış olduğu bir çalışma, okuma sürecinin, erken çocukluk döneminde (anasınıfı vs.) öncelikle beynin sağ yarıküresinde başlayıp zamanla sol yarıkürede işlemlendiğini göstermektedir.”

disleksiBakker, yarıküre fonksiyonlarından yola çıkarak disleksiyi 2 türe ayırmıştır:
P (Perceptual / Algısal) Tip: Bu disleksi türü sağ yarıküre fonksiyonlarına bağlı görsel – işitsel algı kusurları olan ve okuma güçlüğü çeken çocukları kapsar.
Okuma sürecinde, sağdan – sol yarıküreye geçiş yapılması beklenirken, bu tür disleksili çocuklar okuma süreci için sağ yarıküreyi kullanmaya devam ederler.

  • Sol yarıküreye geçişleri hala gerçekleşmemiştir.
  • Yavaş okurlar ama az hata yaparlar.
  • Çoğunlukla, sol kulak basınlığı vardır.
  • Bu tip disleksili çocukları, “heceleyen” olarak adlandırabiliriz.

L (Language / Dilsel) Tip: Sol yarıküre fonksiyonlarına bağlı okuma güçlüğü olan çocuklar bu grupta değerlendirilmektedir.
Okuma sürecinde, sağdan –sol yarıküreye geçiş yapılması beklenirken, bu tür disleksili çocuklar okuma sürecine sol yarıküreden başlarlar.

  • Sol yarıkürede bulunan sesler ile sağ yarıkürede bulunan harfleri eşleyemezler. Çünkü sağ yarıküreyi okuma sürecinde kullanmazlar.
  • Hızlı ya da normal okurlar fakat çok fazla hata yaparlar.
  • Çoğunluklar, sağ kulak baskınlığı vardır.
  • Bu tip disleksili çocukları, “tahmin eden” olarak adlandırabiliriz.

SAS Merkezi olarak disleksiyi sınıflandırdığımız bir tür daha vardır:

A (Auditory / İşitsel) Tip: Kısa, patlayıcı sesleri işlemlemede ve konuşmayı parçalara ayırmada güçlük çekerler.

  • İşitsel işlemleme süreçleri çok yavaştır ve tekrara ihtiyaç duyarlar.
  • Okuma – yazma sırasında sık sık hata yaparlar.
  • Artikülasyon problemleri yaşayabilirler.
  • “Dikkat” ve “Konsantrasyon” problemleri olabilir.
  • Bu tip disleksili çocukları, “tekrar eden” olarak adlandırabiliriz.

Disleksili çocukların çoğu ‘L’ ya da ‘P’ tipi disleksi grubunda değerlendirilirken aynı zamanda ‘A’ tipi grubunda da değerlendirilebilirler. Disleksili çocukların % 60’ı ‘P’ ya da ‘L’ tipi grupta değerlendirilir, ama çoğunun, yaklaşık %80’ninin aynı zamanda ‘A’ tipi disleksisi de olduğu görülmektedir.

DSC_0296

Psikologlar ve dilbilimci uzman kadro tarafından yapılan bir değerlendirme görüşmesinde; disleksi-diskalkuli gibi sorunların eğitim sürecinde gerekli veri tabanını oluşturmak üzere ebeveyn ile veya yetişkin ise kendisi ile kapsamlı bir şekilde gerekli bilgiler alınır ve değerlendirme testleri uygulanır.

Programlar günlük 1 ya da 2 saatlik dinletiler halinde 2 ya da 3 hafta süre ile uygulanmaktadır. Program herhangi bir tıbbi ya da fiziki müdahale gerektirmeyen, yan etkisi olmayan sadece kulaklıklar aracılığıyla ses, müzik ve konuşmanın dinletilmesi şeklindedir. Ayrıca bireyin sesleri doğru bir şekilde ayırt etmesi ve işlemlemesi SAS Programları ile sağlanırken birebir yapılan çalışmalar ile de yaşanılan duruma yönelik uygulamalar mevcuttur. Yapılan bu çalışmalarda, bireyin farkındalığını arttırmaya ve öğrenme sürecini hızlandırmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır.

Not: Yorumlarınızı onaydan geçtikten sonra görüntüleyebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir