Çocuklarımız En Büyük Sorumluluğumuz!

Günümüzde kullandığımız hemen hemen her ürünün bir el kitabı, kılavuzu veya online destek hattı mevcuttur. Fakat söz konusu çocuğunuz olduğunda, elinizde size yol gösterecek bir kılavuz yoktur ve bu durumda ne yapacağınızı / nasıl davranacağınızı bilmeniz beklenir. Yıllar içerisinde etrafımızdaki birçok şey kaybolabilir, kırılabilir ya da unutulabilir, oysaki çocuklarımıza bakacak olursak, onlar bizim birer parçamızdır ve yıllar boyunca yaşamlarını bizlere bağlı olarak sürdürürler. İşte bu da, bizlerin hayatındaki en büyük sorumluluktur!
IMG_0805Çocuğunuzun gelişimi ya da okul süreci ile ilgili endişeleriniz olabilir, bu konuda yalnız olmadığınızı bilmelisiniz. İşte bu zamanlarda strese girebilir, yaşadığınız durumlara aşırı tepki gösterebilir ve onun sizi duyduğu fakat dinlemediği düşüncesine kapılabilirsiniz.
Çocuğunuzun sosyal ve akademik hayatında daha mutlu ve başarılı olabilmesi için neler yapabiliriz? Bu gibi durumlarda ilk adım, çocuğunuzu ve onun için yapabileceklerinizi daha iyi anlamaya çalışmak olmalıdır. Çünkü, çocuğunuzun hayata bakışını, olaylara ve yaşananlara nasıl yaklaştığını, diğer insanlarla nasıl iletişim kurduğunu anlamaya çalışmak, onların dünyasına bir adım atabilmek için en etkili yol olacaktır. Böylelikle çocuğunuz okulda daha başarılı, evde daha işbirlikçi, daha özgüvenli, daha güçlü arkadaşlıklar kuran ve dikkatini daha iyi toparlayan bir birey haline gelecektir.

Örneğin, çocuğunuz bilgisayar oyunu oynarken ya da televizyon izlerken çok iyi konsantre olabildiği halde, öğretmeni sınıfta bir türlü dikkatini toplayamadığından şikayet edebilir. Buradaki asıl problem, çocuk ilgi duyduğu alanlarda dikkatini kolaylıkla toparlarken görev ve sorumluluklarında – ders çalışmak, ödev yapmak gibi – dikkatini toparlamak istediği halde güçlük yaşarlar.

Bazı çocuklar karmaşık yapıdaki yönergeleri takip etmekte güçlük yaşarlar. Verilen görevin ilk birkaç adımını tamamladıktan sonra diğer yönergeleri hatırlamakta zorlanırlar. Bazı çocuklar ise, okumayı sevmez, yavaş yazar ve algılama güçlüğü yaşarlar. Bazısı dürtüseldir, günlük işlerini planlamada ve tamamlamada zorluk yaşar. Bazıları da aritmetik becerilerde zayıfken, kültür-sanat ve hayal dünyası alanlarında harikalar yaratırlar.
Bu gibi güçlüklerin altında bizleri şaşırtacak temel bir neden yatmaktadır. Hepimiz biliyoruz ki, hareket etmek, egzersiz yapmak, sağlıklı besinler tüketmek ve sistemli bir şekilde çalışmak daha kaliteli bir yaşam için önemlidir. Peki beynimiz için de daha sağlıklı ve kaliteli çalışabilmesini sağlayacak bir egzersiz var mıdır? Beyin, sürekli hareket halinde olan kaslardan oluşmaz ve vücudumuzun yaklaşık olarak yüzde ikilik kısmını oluşturur. Fakat buna rağmen, sahip olduğumuz enerjinin neredeyse dörtte birini tüketir.
Okulda başarılı olmak, davranış biçimlerini değiştirmek ve daha mutlu, kendine güvenen bir birey olmak için en iyi yol beyni eğitmektir. Duyusal verilerin (görme, işitme, koku, tat ve dokunma ile gelen uyaranların tümü) daha etkili bir şekilde işlemlenmesi için beyni eğiterek, dikkat süremizi uzatabilir, daha iyi okuma-yazma, algılama ve bellek becerilerimizi güçlendirebilir, daha mutlu ve daha donanımlı bireyler olabiliriz.
Günümüzdeki nöro-bilim sayesinde, beynimizi en az çabayla eğitmek ve maksimum sonuç almak mümkündür. Nörobilimsel yaklaşımı benimseyen programlarımızdan destek alan bir ebeveynin çocuğunda gördüğü değişimler için yaptığı yoruma bakacak olursak: “Dikkat süremiz inanılmaz güzel gelişti. Hiç yapmadığı ve çok çabuk sıkıldığı, yapmakta zorlandığı oyunlarda bile mükemmel gelişmeler sağladı. Burada olduğumuz zamanlar çok kıymetli ve paha biçilmez değerler kattı hayatımıza” Bir başka ebeveyn ise: “Seslendiğimizde bize tepki vermesi için defalarca tekrarlamak zorunda kalıyorduk. Şu anda ise bize daha çabuk tepki veriyor ve daha hızlı harekete geçiyor. Televizyonu kapatma, uyuma, sabahları okula gitmek için hazırlanma, oyuncaklarını toplama, bilmediği ve daha önce tatmadığı yemekleri tatma konusunda gelişme gözlemledik.”
Nörobilimsel yaklaşımı benimseyen ve herhangi bir yan etkisi olmayan, kulaklıklar aracılığıyla dinletiler şeklinde ve günlük seanslar halinde 2-3 hafta boyunca bireye özel olarak hazırlanan ve uygulanan SAS Programları Londra, İstanbul ve Ankara’da bulunan merkezlerinde her yıl yüzlerce çocuğa ve yetişkine yardımcı olmaktadır.

Not: Yorumlarınızı onaydan geçtikten sonra görüntüleyebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir