Kas Tonusu ve Öğrenme Arasındaki İlişki

Düşük kas tonusu çocuğunuzun öğrenme süreçlerini etkiler mi?

Kas tonusu bir çoğumuzun spor salonlarından ya da vücut geliştirme süreçlerinden alışkın olduğu bir kavramdır. Konuşma zorluğu çeken, sırasında rahat oturamayan, kalem tutmakta zorluk yaşayan, devamlı sakarlık yapan, çabuk yorulan çocuğunuz kas tonusunda bir problem yaşıyor olabileceğini hiç düşündünüz mü?

kids-strength-training

Kas tonusu genellikle kasın güçlü olmasından çok kas yapısının sertliği ya da gerginliği olarak tanımlanabilir. Kasın bu yapısının öğrenme süreçlerindeki etkisini anlayabilmek için aslında düşük kas tonusu nedir önce ona bakalım. Düşük kas tonusu demek bir kasın gerilmeye karşı gösterdiği dirençtir. Bu durum genellikle kasların normalden uzun olmasından kaynaklanır ve bu uzun kaslar daha çok enerjiye ihtiyaç duyarlar.

Şimdi gelelim öğrenme süreçlerine: kaba ve ince motor becerilerimiz kaslar tarafından kontrol edilir. Eğer bunlar düzgün bir şekilde çalışmazlarsa, daha uzun kaslar daha çok enerji ihtiyaç duyacaklarından tüm öğrenme süreçleri daha uzun ve yorucu olabilir. Düşük kas tonusu çocuklarda duruş bozukluklarına ve uzun süre oturmada zorluk çekmelerine sebep olabilir. Aynı şekilde bu negatif etkiler, el yazısında ve el becerilerinde zayıflıklara yol açar. Eğer yüz kaslarında da düşük kas tonusunun etkileri gözükürse; kelimelerin telaffuzu daha zor olabilir. Düşük kas tonusu tüm vücudu etkiler ve bu örnekler dışında birçok belirti şeklinde görülebilir.

W oturuşu da bu sonuçlardan sadece bir tanesidir. Sınıf aktiviteleri sırasında bir çok çocuk öğretmenini bağdaş kurarak dinler. Fakat bazı çocuklar özellikle düşük kas tonusu olanlar W harfine benzer bir oturuşu tercih ederler.

w-position-sitting

Daha önce belirttiğimiz gibi düşük kas tonusu çok fazla enerji gerektirir, bu sebeple bu çocuklar diğer çocuklara göre daha çabuk yorulurlar. Bu durum onların yavaş ya da uyuşuk oldukları anlamına gelmemektedir hatta kısa süreli enerji isteyen aktivitelerde çok da başarılı olabilirler.

Düşük kas tonusu konusu biraz zorlayıcı ve problemli gözükse de yine de umudunuzu kaybetmeyin. Çocuklarınızı motive ederek, överek ve aynı zamanda fiziksel aktivitelerle destekleyerek bunun üstesinden gelmek mümkündür.

Derleyen: Rabia Yıldız & Esra Yatağan

Kaynak:

Gerçek Hayattan Hikayeler

image001Yetişkinler için bile yeni bir başlangıç tedirgin edici olabilirken, çocuklar için neden olmasın?

“Gerçek Hayattan Kitaplar” çocuklara yaşadıkları duygusal, davranışsal ve zihinsel zorluklarla baş etme yolları gösterirken ebeveynlere de rehberlik eden bir seri!

Bu hikâye dizisinde; arkadaş ve aile ilişkileri, zorbalık, öğrenme güçlükleri, tuvalet eğitimi, korkular, kaygılar ve yeni başlangıçlar gibi bir çocuğun hayatında önem arz eden konular özenle ele alınmış. Hikâyelerin sonunda ebeveynler için hazırlanmış bilgilendirme bölümünü okuyarak, içinde bulunduğunuz süreçle ilgili nasıl bir yol izleyebileceğinize dair bilgi edinebilirsiniz.

Yalçın Varnalı tarafından çevrilen , YKY yayınları tarafından  basımı gerçekleştirilen bu özel serinin her kitabı farklı yazarlar tarafından yazılmıştır. Yayın evi tarafından 3-8 yaş grubu  çocukları için uygun görülmüştür. Ancak kitabın görselleri ve içeriği 3-5 yaş için uygun olmamakla birlikte bu yaş grubunun ebeveynlerinin farkındalık kazanması için oldukça yararlıdır.

Ücretleri 6 ila 8 TL arasında değişen kitapları tüm kitap evlerinden bulabilirsiniz.

image003

Kitapların Tanıtım Bülteninden …

Zihinsel yetersizlik üzerine bir hikâye…

Zoe Zor Öğreniyor

Zoe’nin hafif derecede zihinsel yetersizliği var. Beynindeki elektrik devreleri tam kapasite çalışmıyor. Gelgelelim bu duruma ve durumdan kaynaklanan yavaş öğrenme sorununa rağmen, ailesinin ve uzmanların yardımıyla geliştirebileceği, ihmal edilmemesi gereken çok güçlü yönleri de var.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Üzerine Bir Hikâye…

İçimdeki Aslan

Gün henüz doğmamıştı ama Vaut çoktan uyanmıştı. Birdenbire yatağından atladı. Pat! Bütün pelüş oyuncakları yerlerinde zıpladı. Pat, pat, pat! Bugün yapması gereken çok şey vardı! Sayılamayacak kadar çok şey… Vaut’da dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) var. Anne babası Vaut ile bu sorunu aşmak için küçük bir anlaşma yapıyorlar.

 

Aşırı hassasiyet üzerine bir hikâye…

Aleks Çok Hassas

Aleks arkadaşlarını hiç etkilemeyen gürültülü ortamlara ya da rahatsız eden giysisine aşırı tepki veriyor. Acaba hiperaktif mi? Asla! Sadece, bazı duyusal uyaranları insanların büyük bir bölümüne göre daha yoğun bir şekilde algılayan aşırı hassas bir çocuk.

Matematiksel öğrenme bozukluğu üzerine bir hikâye…

Matis Matematiği Sevmiyor!

Matis kitap okumaya bayılıyor. Gelgelelim matematikle arası hiç iyi değil. Sayılar kafasının içinde sürekli dönüp duruyor sanki… Parmak hesabı yapmak bile kafasını karıştırıyor! Parmakları birbirine dolanıyor, sanki birbirlerine düğümleniyor… Matis’in matematik öğrenme bozukluğu var. Neyse ki annesi ona destek olmak için yanında… Okuldaki eğitmeni de sayıları daha iyi anlaması için ona ipuçları veriyor. Tüm bunlar Matis’in daha azimli olmasını sağlıyor ve yaşadığı zorlukları alt etme konusunda onu cesaretlendiriyor.

image005

 

Konuşma bozukluğu üzerine bir hikaye…

Greg’in Zaferleri

Greg disfazik bir çocuk olduğu için iletişim kurmakta zorlanıyor. Sürekli etrafına bakınıyor ve bazen arkadaşlarıyla öğretmeninin söylediği kelimeleri anlamakta zorlanıyor. Fakat Greg’in hayal dünyası çok zengin. Rengârenk ejderhalar ve rakunlar çiziyor. Üstelik parlak mı parlak gözleriyle de konuşabiliyor. Greg konuşma terapistinin ve sınıf arkadaşlarının yardımıyla kelimeleri daha iyi telaffuz etmeyi öğreniyor ve çevresindekiler onu daha iyi anlamaya başlıyor. Ayrıca, resim ve tekvando alanındaki yetenekleriyle kendisini geliştiriyor. Böylece, elde ettiği küçük zaferler sayesinde sınırlarını aşmayı başarıyor.

Öfke Üzerine Bir Hikâye…

Annais Çok Kızgın

“Anais, haydi gel, yemek hazır!” diye seslendi annesi mutfaktan.
“Gelmeyeceğim işte, aç değilim,” diye bağırdı Anais.

Annesi kapısını çalıp içeri girdi. Anais en sevdiği oyuncağıyla yatağındaydı.
“Odama girmeni istemiyorum. Bir daha yüzünü görmek istemiyorum!”

Anais, özellikle ailesi başka bir şehre taşındıktan sonra sık sık öfke nöbetleri yaşayan küçük bir kız çocuğu. Arkadaşlarından ayrılmak ve okulunu değiştirmek zorunda kaldı. Ancak yaşadığı hayal kırıklıklarına rağmen içindeki yanardağı sakinleştirmeyi öğrenecek ve öfke patlamalarının ortaya çıkmasını engelleyecek.

Kaygı Üzerine Bir Hikâye…

Jülyet’e Kardeş Geliyor

Jülyet’in kardeşi doğduğundan beri hiçbir şey hayal ettiği gibi gitmiyordu. Kardeşi hiç durmadan ağlıyordu. Özellikle geceleri! Üstelik oyun oynamayı bile bilmiyordu. Sadece meme emiyor, uyuyor ve altını kirletiyordu… Bütün bunlar yetmezmiş gibi, annesiyle babasının gözü kulağı ondaydı. Jülyet büyük bir hayal kırıklığı içindeydi. Keşke kardeşi olacağına, eve yavru köpek alsalardı! Annesiyle babası Jülyet’le ilgilenmek için neredeyse hiç vakit bulamıyordu. Belki de onu eskisi kadar sevmiyorlardı. Yoksa Jülyet’in pabucu dama mı atılmıştı?

Akran zorbalığı üzerine bir hikaye

Beni Rahat Bırak

Beni Rahat Bırak! çocukların nasıl “zorbaya” dönüşebileceğini ve bulundukları ortama yeni gelen öteki çocukları kabullenmelerinin ne kadar zor olabileceğini küçük bir kız üzerinden anlatıyor.

Alt ıslatma üzerine bir hikaye

Ejderhalar da Tuvalete Gider mi?

Bu eğlenceli resimli kitapta büyükannesiyle büyükbabasının evinde yatıya kalan ve altını ıslatmamayı başaran bir çocuğun hikâyesi anlatılıyor.

Derleyen: Çocuk Gelişim Öğretmeni İlknur Tan

Legolarla Yapılabilecek 5 Eğitici Aktivite Önerisi

Legolar, çocuklu evlerin vazgeçilmez parçası! Bir kutu içerisinde onlarca parça ve bunlarla yapılabilen bambaşka şekiller. Hele bir de işin içine çocukların yaratıcılıkları girdi mi Legolarla oynamaya doyum olmuyor. Peki, böylesine açık uçlu bir materyalle başka neler yapabiliriz?

image0011. Renklerin Öğrenilmesi ve Gruplama Çalışmaları
Rengârenk Legolarla yapılacak ilk etkinlik renkler tabi ki. Renk renk kutular hazırlayıp çocuklarınızdan kutulara uygun renklerde Legoları doldurmalarını isteyin. Sonrasında her renk için ayrı ayrı konuşun.
Bu rengin adı ne? Bu rengi nerelerde gördün? Hangi meyveler/sebzeler bu renkte? Eğer karışan renkler olursa birlikte doğru kutularına koyun, farklarına vurgu yapın.

image0022. Sayıların Öğrenilmesi ve Uzun/Kısa Kavramı
Legolarla kocaman kuleler yapmayı hangi çocuk sevmez ki. Hatta biz büyükler bile biraz Legolarla oynasak hemen başlarız üst üste dizmeye. Bu kuleleri bir de sayıları öğrenmek için kullanmaya ne dersiniz?
Öncelikle kulenizi yapın sonra her bir legonun üzerine numaralar yapıştırarak sayın. Kulenizi bozduktan sonra üzerindeki sayılara göre yeniden inşa edebilirsiniz.
Bunun dışında hem tane hem de uzun/kısa kavramını öğretebilmek için önceden hazırlanmış numaraları yere sıralayın ve çocuğunuz her numaraya uygun olarak lego kulelerini yapmaya başlasın. Böylece yan yana sıralanmış uzunlu kısalı birçok kulesi olsun. Farklı sayıları yan yana getirerek hangisi daha uzun hangisi daha kısa karşılaştırın ve konuşun. Hatta bu kıyaslamaları evin farklı objeleriyle de yaparak kavramın pekişmesini sağlayabilirsiniz.

image005

3. Örüntü Oluşturma
Örüntü oluşturmak ve bir örüntüyü şaşırmadan sürdürmek çocuklar için birazcık zor olabiliyor ama bu süreci Legolarla kolaylaştırmak sizin elinizde. Legolarla örüntü çalışmaları birçok şekilde yapılabilir.
İster Legoların rengine odaklanın, ister büyüklüklerine isterseniz her ikisine birden. İlk aşamada sizlerin bir örüntüyü başlatmanız ve sürdürme kısmında çocuğunuza yardım etmeniz daha iyi olabilir.
Ayrıca başlatacağınız örüntü ilk olarak iki renkten ya da iki boyuttan oluşuyorken bunu sonraları arttırmalısınız.

image007

4. Harf Çalışmaları
Okula başladığında elinden oyuncakları alınıp onun yerine kağıt kalem tutuşturulmuş çocuklar olmasın çocuklarınız. Yeni öğrendikleri harfleri, hecelemeyi Legolarıyla oynayarak öğrenmelerine yardım edelim.
-Her gün yeni öğrendiği harfi Legolarla oluşturabilir ve 3 boyutlu görerek kalıcı olmasını sağlayabilirsiniz.
-Hamura Legolarla harf baskısı yapabilirsiniz böylece hem harfleri pekiştirir hem de motor gelişimini desteklersiniz.
-Legoların üzerine harfler yazabilir bu harfleri Büyük/Küçük Harfler olarak eşleyebilirsiniz.
-Legoların üzerine harfler yazarak harflere uygun olarak Legoları birleştirebilirsiniz. Böylece heceleme ve kelime çalışmaları yapabilirsiniz.

image010

5. Görsel Kopyalama
Parça-bütün, şekil-zemin, renk- büyüklük gibi kavramların algılanmasını içeren görsel algı öğrenmede büyük bir öneme sahiptir. Bu yüzden çocukların bu algısının erken yaşlarda desteklenmesi gerekmektedir ve Legolar bu iş için oldukça uygundur.
Sizlere düşen tek görevse bir kağıda Legoların renklerini, büyüklüklerini ve uzunluklarını düşünerek bazı şekiller çizmeniz ve aynı şekli çocuğunuzun Legolarla yapmasını istemeniz.

image011

 

Çocuk Gelişim Öğretmeni Rabia Yıldız

Çocuk Hakları Bildirgesi’ne Dair 10 Kitap

Tübitak Yayınları Çocuk Hakları Bildirgesi’nin 10 maddesini ele alarak bir kitap serisi yayınlamışlar. 5 yaş ve üstü çocuklara hitap eden kitapların yazarı; Aleix Cabrera Çevirmenliğini ise Adem Uludağ üstlenmiş.

  1. Tüm dünya çocukları bu bildirgedeki haklardan din, dil, ırk, renk, cinsiyet, milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf ayırımı yapılmaksızın yararlanmalıdır.

Layout 1

Farklı köylerden üç çocuk gelmiş geçmiş en bilge adamın bilgeliğini almaya layık görülmek için Bilgelik Evine ilk önce ulaşmaya çalışacaktır. Her bir köyün sakinleri diğer ikisinden üstün olsun diye küçük kahramanlarını kendi ustalık ve hünerleriyle yola hazırlarlar. Bu üç ufaklığın yolda aldıkları ilk ders şu olur: Güçlerini birleştirdiklerinde ustalık ve hünerleri daha değerli olmaktadır. O halde Bilge Adam hangisini seçecektir? Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisinde yer alan, her çocuğun hiçbir ayrım yapılmaksızın belirli haklara sahip olduğunu bildiren 1. ilkeden hareketle kaleme alınmıştır.

  1. Çocuklar özel olarak korunmalı, yasa ve gerekli kurumların yardımı ile fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgür ve onurunun zedelenmeyecek şekilde yetişmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir.

Layout 1

Pamuk Ülke kralı ile kraliçesinin bir çocukları olur. Bu tek çocukları ileride bir gün krallığın başına geçecektir. Ne var ki, kralın arkadaşları çok soluk tenli ve çelimsiz görünen prensin hasta olduğunu düşünürler ve ne kadar önemsiz görünse de en ufak bir tehlikeden bile uzak tutulmasını tavsiye ederler. Kral ile kraliçe bu tavsiyeye uyarak sarayın tüm kapı ve pencerelerinin kapalı tutulmasını ve içeride her yerin, pamuklusundan yünlüsüne kalın kumaşlarla kaplanmasını emrederler. Oysa tüm çocuklar gibi her şeyi merak eden minik prens dışarıdaki dünyayı keşfetmenin bir yolunu bulacaktır. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisinde yer alan, her çocuğun özel olarak korunacağını ve gelişimini mümkün kılacak fırsat ve kolaylıklardan yararlandırılacağını bildiren 2. ilkeden hareketle kaleme alınmıştır.

  1. Her çocuğun doğduğu anda bir adı ve bir devletin vatandaşı olma hakkı vardır.

Layout 1

Amir Akida topraklarında, Taka-taka denilen göçebe bir boyun üyesidir. Göç sırasındaki dalgınlığı onu topluluktan ayırır. Amir kaybolup yalnız kaldığını düşünürken yeni bir isim ve ait olacağı yeni bir yer aramaya karar verir. Ne var ki, arayışına devam ederken hiçbir yere uygun olmadığını çünkü kendisinin bir adı ve ait olduğu bir yer olduğunu fark eder. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisi’ndeki, her çocuğun doğduğu andan itibaren bir isme ve vatandaşlığa hakkı olduğunu bildiren 3. ilkeden hareketle kaleme alınmıştır.

  1. Çocuklar sosyal güvenlikten yararlanmalı, sağlıklı bir biçimde büyümesi için kendisine ve annesine doğum öncesi ve sonrası özel bakım ve korunma sağlanmalıdır. Çocuklara yeterli beslenme, barınma, dinlenme, oyun olanakları ile gerekli tıbbi bakım sağlanmalıdır.

Layout 1Ariyanna’nın, içinde özel dostların yaşadığı bir sihirli kutusu olur ve Ariyanna çok geçmeden bu özel dostların zayıf olduklarını ve acıkıp hastalanmamaları için onlara yardım etmesi gerektiğini anlar. Kahramanımız fark etmeden, anne babadan doktora ve eğiticilere, yetişkinlerin çocukların bakımında oynadığı rolün önemini anlamaya başlar. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisi’ndeki, çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişme ve yetişme hakkına sahip olduğunu bildiren 4. ilkeden hareketle kaleme alınmıştır.

  1. Fiziksel, zihinsel ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır.

Layout 1Riki görme yetisini yitirdiğinde korkar ve dünyasının birdenbire küçücük bir yere dönüştüğünü hisseder. Fakat çok geçmeden, çevresinde karanlıkta yürümesine destek olabilecek eşyaların, hayvanların ve insanların olduğunu fark eder. Hepsi birlikte Riki’nin özgüvenini yeniden kazanmasına ve kendisini güvende hissetmesine yardımcı olur. Böylece ona, kendisi istemedikçe dünyasının sınırları olmadığını da göstermiş olurlar. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisi’ndeki, engelli her çocuğun kendi durumunun gerektirdiği özel tedavi, eğitim ve bakımı alma hakkının olduğunu bildiren 5. ilkeden hareketle kaleme alınmıştır.

  1. Çocuğun kişiliğini geliştirmesi için anlayış ve sevgiye gereksinimi vardır. Anne ve babasının bakımı ve sorumluluğu altında her durumda bir sevgi ve güvenlik ortamında yetişmelidir. Küçük yaşlarda çocuğu annesinden ayırmamak için bütün olanaklar kullanılmalıdır. Ailesi ve yeterli maddi desteği olmayan çocuklara özel bakım sağlamak toplumun ve kurumların görevidir. Çocuk sayısı fazla olan ailelere devlet yardımı yapılmalıdır.

Layout 1Lili meyve sevmiyordu, Lalo yatağa erken gönderilmekten usanmıştı, Lali ise yıkanmaktan hiç hoşlanmıyordu. Onlara sürekli istemedikleri şeyleri yaptıran anne babalarından bıkan bu çocuklar olağanüstü yetenekleri olan Aki’den yardım istemeye karar verirler. İstedikleri şey anne babalarının ortadan kaybolmasıdır. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisi’nde yer alan, çocuğun her durumda ilginin, ahlaki ve fiziki güvenliğin sağlandığı bir ortamda yetiştirilme hakkı olduğunu ve aileden ve yeterli destekten yoksun çocuklara özel bakım sağlamanın, toplumun ve kamu makamlarının ödevi olduğunu bildiren 6. ilkeden hareketle kaleme alınmıştır.

  1. Genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu geliştirecek ve topluma yararlı bir üye olmasını sağlayacak eğitim hakkı verilmelidir. Bu eğitimde sorumluluk önce ailenin olmalıdır. Eğitimin ilk aşamaları parasız ve zorunlu olmalıdır.

Layout 1

Aydın Ailesi’nin çocukları renklerin olmadığı bir dünyada yaşamaktadır. Yağmurlu bir günde gökkuşağını gördüklerinde dünyalarının niçin siyah beyaz olduğunu merak ederler ve renkleri aramak için yeryüzünü dolaşmaya karar verirler. Ne var ki, aradıkları, kendilerine hayal ettiklerinden çok daha yakındır. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisi’nde yer alan, çocuğun, genel kültürünü arttıracak, fırsat eşitliği temelinde yeteneklerini, bağımsız karar alma gücünü, ahlaki ve toplumsal sorumluluk duygusunu geliştirecek ve topluma yararlı bir birey haline gelmesini sağlayacak bir eğitim alma hakkı olduğunu bildiren 7. ilkeden ilham alınarak yazılmıştır.

  1. Çocuk her koşulda koruma ve kurtarma olanaklarından ilk yararlananlar arasında olmalıdır.

Layout 1Denizlerin en çok korku salan korsanlarından Yeşil Barut artık yaşlanmıştır ve gizli hazineleri bulması onun için her geçen gün zorlaşmaktadır. İhtiyar korsan, minik korsanlar hakkında söylenenleri duyduğunda, tam da bu nedenle onlarla bir anlaşma yapmaya karar verir. Dokuz denizkızının hazinesini birlikte arayacaklardır, fakat hazineyi bulduklarında, Yeşil Barut geminin batmaması için güverteden neyi atacağına karar vermek zorunda kalır. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisi’ndeki, çocuğun, her durumda koruma ve yardımdan ilk yararlanacaklar arasında olduğunu bildiren 8. ilkeden ilham alınarak yazılmıştır.

  1. Çocuklar her türlü istismar, ihmal, ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuk uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmayacak, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmayacak ve izin verilmeyecektir.

Layout 1Gölgelerle dolu bir vadideki şatoda çok mu çok tembel bir dev yaşıyordu. Bu dev öyle miskin ve öyle cimriydi ki her zaman insanların kendisi için karşılıksız çalışmasını isterdi. Bu dev, hayatının en büyük siparişini aldığı gün civar köylerdeki insanları kandırmaya karar verdi ve tüm çocukları durup dinlenmelerine bile izin vermeden zorla çalıştırdı. Ta ki çocuklardan biri, devin gülmenin gücünü keşfetmesini sağlayana dek. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisindeki, çocuğun, uygun bir yaş sınırına ulaşmadan önce çalışmasına izin verilemeyeceğini bildiren 9. ilkeden ilham alınarak yazılmıştır.

  1. Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunacaktır. Anlayış, hoşgörü, insanlar arası dostluk, barış ve evrensel kardeşlik ortamında enerji ve yeteneklerini diğer insanların hizmetine sunulması gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir.

Layout 1

Salyangoz Adam tüm dünyayı dolaşan ve evini yanında taşıyan bir gezgindir. Sahip olduğu her şeyi ve yolda bulduklarını beraberinde götürür. Bu garip gezgin, farklı toplumların neredeyse hiç iletişim kurmadığı bir dünyada sadece seyahat etmenin keyfini sürmek için dolaşır. Karşılaştığı çocuklara başka yerlerden getirdiği eşyaları vermesi sayesinde, farkında olmadan, sorunlarını çözmede onlara yardımcı olur ve yaşamlarını kolaylaştırır. Bu hikâye Çocuk Hakları Bildirisi’ndeki, çocuğun, etnik, dinî veya başka her türlü ayrımcılığı teşvik edebilecek uygulamalardan korunacağını bildiren 10. ilkeden ilham alınarak yazılmıştır.

Derleyen: Çocuk Gelişim Öğretmeni – İlknur Tan

Mandala Çalışmalarının Çocuk Gelişimindeki Yeri

Mandala Nedir?

Mandala “Büyülü Çember” anlamına gelip, kökeni çok eskilere  dayanan, dünyayı ve yaşamı varoluşu sembollerle, geometrik desenlerle anlatan bir bütündür. Mandala figürleri ortada bir merkezde başlar, diğer figürler merkezin etrafında kenarlara doğru gelişir.

Mandala çalışması dıştan içe veya içten dışa boyanır. Önemli olan sırayı bozmamaktadır. Mandala çalışmalarının temel prensibi dengedir. Çizimleri içeren şekiller arasında da bir ilişki söz konusudur.

image017

Şekiller arasındaki ilişki bireyin çevresi ile olan iletişimi uyumu, etkileşimi ve hatta çevrenin kendisini nasıl algıladığına dair ipuçları verebilmektedir.

Mandala çalışması rahatlama aracı olarak da kullanılmaktadır. Çocuklar kendilerini sözel olarak ifade etmek istemediklerinde ya da ifade edici dilleri kendilerini tanımlamak ve isteklerini dile getirmek konusunda yetersiz kaldığında onlara mandalanın rengarenk dünyasının kapılarını aralayabiliriz.

Çocuklar seçtikleri renkler, desenler ile düşünce, duygu ve davranışlarını özgürce ifade edebilirler.

Mandala çocuklara neler kazandırır?

  • Çocuklarda stresi azaltır. Ruhsal anlamda rahatlama, kendini iyi hissetme ve sakinlik sağlar.
  • Seçim kararını destekler.
  • Gruba uyum sağlamayı artırır.
  • Tolerans gösterebilme ve sabırlı olmayı öğretir.
  • Odaklanma, konsantrasyon sürelerini ve sürdürebilme becerisini artırır.
  • Beynin sağ lobunu geliştirir.(Çizimlerde renklerin de devreye girmesi sağ lobun aktif hale gelmesi ve duyguların derinleşmesinde etkilidir)
  • El-göz koordinasyonunu ve ince motor gelişimini destekler.
  • Yaratıcılığı arttırır.

Mandala Çalışma Örnekleri

Mandala çalışmalarında desen seçimi yaparken çizimlerin basitten zora doğru olmasına özen gösterilmeli, çocukların yaş gruplarına dikkat edilmelidir.

4-6 YAŞ

image001

6-10 YAŞ

image007

10-15 YAŞ

image011

15 YAŞ ÜSTÜ

image015

 

Hazırlayan: Çocuk Gelişim Öğretmeni – İlknur Tan

“HAYIIIR O BENİİM!”

  • İki kardeş sürekli kavga ediyorlar. Arkamı dönüyorum. Kıyamet kopuyor. Ne yapacağımı şaşırdım?
  • Ne misafirliğe gidebiliyorum ne de birini eve misafir olarak alabiliyorum. Misafir çocuklarla hiçbir eşyasını paylaşmadığı gibi onlarınkini de sahiplenip, vermiyor. İnsanlarla görüşemez oldum.
  • Okula başladı. Okulda da aynı sorun devam ediyor. Ben bu çocuğa paylaşmayı nasıl öğreteceğim?

paylasmak_1257809363-680x365Küçük yaşlarda anne babaların en büyük sıkıntılarından biri “o benim” diyen ve hiç eşyasını paylaşmayan çocuklardır. Paylaşma davranışına en basit düzeyde, kimlik oluşturmaya çalışan çocuğun “ben” demeye başlamasından kaynaklı bir sonuçtur diye bakmanın ötesinde aslında eşyalarını, oyuncağını, yemeğini paylaşmayan çocukların ilerleyen yaşlarda sorunlarını, mutluluk ve sevinçlerini de paylaşmaması olası bir sonuçtur. Paylaşım, çocuğun insan ilişkilerinin, kişilik gelişiminin ve problem çözme becerilerinin inşasını yapmak için önemli bir süreçtir. Peki paylaşmayı öğretmek nasıl mümkün olacak?

  1. Paylaşıma akşam yemeklerinden sonra mahallemizin, sitemizin hayvanlarıyla yemeklerimizi paylaşmaktan başlayabiliriz. (Yemek artıklarını değil. Onlar için ayrılmış olanları paylaşabiliriz.)
  2. Paylaşım bilincinin oluşması için ihtiyacı olan maddi güçlük yaşayan çocuklar için çocuklarımızla seçtiğimiz kendi kıyafet ve oyuncaklarını paylaşabiliriz. (Eski ya da kullanılmayan eşyalar olması yeni ve sevdiklerinden de seçebiliriz.)
  3. Paylaşması için zorlamayın. Israrla “paylaşmalısın” demeniz, olumsuz bir farkındalık yaratıp, daha da bencil bir tutum takınmasına sebep olabilir.
  4. Kardeşler arasında ya da diğer çocuklar arasında ki paylaşım sorunlarında mümkün olduğunca araya girmeyelim ki yaşadıkları duruma kendiler çözüm bulma ve iletişim becerisi geliştirmeyi öğrenebilsinler.
  5. Ona “ait” olan değerli gördüğü eşyalara saygı göstermeliyiz. “Akşam misafirliğe arkadaşın Toprak’lar gelecek. Onun dokunmasını istemediğin birkaç oyuncağını kaldırabilirsin” diyebiliriz.
  6. Ona paylaşmak ile ilgili masallar okuyabiliriz. Eğer okul çağındaysa paylaşmanın konu alındığı hikaye kitapları alabiliriz.
  7. Onunla paylaşma temalı oyunlar oynayabilir ve ondan herhangi bir oyuncağını paylaşmak istemediğinde başka bir oyuncak talebinde bulunarak, dönüşümlü oynayabiliriz.
  8. Bir eşyasını paylaştığında takdir etmemiz faydalı olur. “Mert’e oynaması için arabanı vermen çok güzel bir davranış” diyebiliriz.
  9. Onun elindeki oyuncağı isteyebilir ve birkaç dakika oyuncakla oynayıp sonra kendisine verebiliriz. Bu şekilde verdiği şeyi geri alabileceğini, sabretmeyi ve beklemeyi öğretebiliriz.
  10. Evde bir “paylaşım kutusu” yapabiliriz. Bu kutuya kardeşi ya da arkadaşı ile paylaşmak isteyeceği oyuncaklar koyabilir ve onlara o kutudan oyuncakları verebileceğini anlatın.

Psikolog Çiğdem Doğan

Çocuklarınıza Hediye Edebileceğiniz 6 Kitap Önerisi

Kedilerin Kaybolma Mevsimi
Yazarı: Behiç Ak
Yayınevi: Günışığı Kitaplığı
Sayfa Sayısı: 95

Kendini dünyada olup biten her şeyden sorumlu hisseden küçük Sevgi’nin onun gibi çekingen kedisi Titrek, tam 18 Haziran günü kayboluverdi. Üstelik, patavatsız Nazan Hanım’ın kedisi Arsız, soğuk bir insan olan Nurten Hanım’ın kedisi Buz, çevik koşucu İbo’nun kedisi Kırlangıç, yavaşlığıyla tanınan Suat Bey’in kedisi Miskin’le mahalledeki birkaç kişinin kedisi daha aynı gün buhar olup uçmuştu sanki. Peki ama, sahiplerine benzeyen bunca kedi nereye gitmişti? Küçük Sevgi araştırmaya başlar.

 
Güneşi Bile Tamir Eden Adam 
Yazarı: Behiç Ak
Yayınevi: Günışığı Kitaplığı
Sayfa Sayısı: 67

Adanın ciğercisi Muammer Bey çok iddiacı ve alıngan biridir. Öyle ki, kardeşi çalışkan tamirci Kadir Bey’e de küsmüştür. Oysa her tür eşyayı, hatta kırık kalpleri bile onaran tamircinin bundan haberi yoktur. O, adalıların bozulan ne kadar eşyası varsa onarmakla uğraşır, eskileri değerlendirir, eşyaların geçmişini anlatır durur. Ancak, beyaz eşya satıcısı ve nalbur kazançlarına engel olan tamirciden hiç hoşlanmazlar. Adalılar da eski eşyadan bıkmış, yeni şeylere sahip olmak istemektedirler. Sonunda tamirciyi adadan uzaklaştırmaya karar verirler. Ama nasıl?


Vapurları Seven Çocuk
Yazarı: Behiç Ak
Yayınevi: Günışığı Kitaplığı
Sayfa Sayısı: 94

Kardeşi Emre ve olağanüstü bir masal anlatıcısı olan annesiyle birlikte bir Boğaziçi mahallesinde yaşayan Fırat, tatil günlerinde o çok sevdiği minik Boğaz vapuruna binip karşıya geçer, balon satardı. Mahallede yüz yıllık ahşap bir yalıda oturan Meliha Hanım’sa, komşularını sık sık evine davet eder, hep birlikte gülüp söylerlerdi. Ama Meliha Hanım’ın bir gün yalıdan taşınmak zorunda kalmasıyla mahalle değişmeye, güzelliklerini teker teker yitirmeye başladı. Minik Boğaz vapuru da seferden kaldırılınca, Fırat kolları sıvaması gerektiğini anladı.


Sen Islık Çalmayı Bilir Misin?
Yazarı: Necdet Neydim
Yayınevi: Günışığı Kitaplığı
Sayfa Sayısı: 85

Çocuk ve gençlik edebiyatı alanındaki araştırmaları ve kuramsal çalışmalarıyla tanınan akademisyen, çevirmen, yazar Necdet Neydim’in şiirleri, günümüz çocuklarının kaygılarını, özlemlerini, sevinçlerini, hızla değişen yaşamlarını, yine onların gözünden yalın ve etkileyici bir dille yansıtıyor. Grafik tasarımcı Suzan Aral’ın usta işi resimleri ve özgün sayfa tasarımlarıyla bir albüm olarak yeniden canlanan kitaptaki 47 şiir, çocuklara edebiyatın bu özel türünü sevdirmeyi başarıyor.
Necdet Neydim kitabın girişinde diyor ki: “Çocuklar şiirden ve aşktan anlamaz derler… Bunu diyenler, kesinlikle çocukları tanımayanlardır. Onlar her ikisinden de anlarlar, ama onların anladığını herkes anlayamaz… Bunları neye dayanarak mı söylüyorum? Gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum… En iyisi siz okuyun, ben size ıslık çalayım. Ama eğer ıslık çalmayı biliyorsanız, bırakın şiiri,ıslık çalmaya devam edin. Çünkü ıslık, şiirdir.”


Uçmanın Hikayesi
Yazarı: Lesley Sims
Yayınevi: Bilge Kültür Sanat
Sayfa Sayısı: 63

Leonardo da Vinci’nin ta 1487’de uçan bir makine tasarladığını biliyor muydunuz? Peki ya dünyanın en büyük zeplini olan Graft Zeppelin’in dünyayı sadece üç haftada dolaştığını? Bunun gibi daha pek çok şaşırtıcı bilgiyle dolu bu kitapla kanatlı bisikletlerden, planörlere; zeplinlerden, helikopterlere birbirinden ilginç onlarca araçla bulutların üstüne çıkmaya hazır.


Damian Drooth Süper Dedektif: Nasıl Dedektif Olunur
Yazarı: Barbara Mitchelhill
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 61

Dünyayı suçlulardan kurtarmak ister misiniz? Geceleri yataklarınızda güven içinde uyumak ister misiniz? O zaman bu kitabı alın. Bu kitap dolandırıcıları, hırsızları (kendi okulunuzda bile) nasıl yakalayacağınızı öğretecek.Dikkat!Etrafta hırsızlar var!

Derleyen: İknur Tan (Çocuk Gelişim Öğretmeni) & Rabia Yıldız (Çocuk Gelişim Öğretmeni)

Yönergeye Kulak Ver

Sesler ve sesleri algılayışımız üzerine çok nadir olarak düşünmemize rağmen, aslında gün boyunca birçok farklı ses duyup bunları işlemliyoruz. Bir uçak sesi duyduğumuzda biliyoruz ki ses yukarıdan geliyor. Birinin arkamızdan adımızı seslendiğini duyduğumuzda düşünmeksizin arkamızı  dönüyoruz. Peki, tüm bu seslerin nereden geldiğini nasıl biliyoruz?

İki Kulağa Sahip Olmanın Sihri
Başımızın iki yanında iki farklı kulağa sahip olmak ve kulaklarımızın işittiğini iyi bir işlemleme sürecinden geçiren beynimiz, seslerin nereden geldiğini anlamamızı mümkün kılar. Sağ yanımızdan gelen bir ses küçük bir an farklıyla sağ kulağımıza sol kulağımızdan daha önce ulaşır. Ayrıca, kulaklarımıza ulaşan sesin şiddetindeki ve tonlamasındaki küçücük bir fark beynimizin bilgiyi işlemlemesine ve sesin yönünü anlamasına olanak sağlar. Sesleri işlemlemek ve nereden geldiğini anlamak, mesela karşıdan karşıya geçerken hayati önem taşır. Aynı zamanda dinlememiz gereken kişiye ve sese odaklanmamızı sağlar. Örneğin, derste sınıfın önünde ders anlatan öğretmeni dinlerken diğer seslere kulak vermeyiz.


Beynini Şaşırt
Beynimizin aslında bizi ne kadar iyi idare ettiğini anlayabilmek adına, küçük aldatıcı bir oyunla beynimizi şaşırtabiliriz. Bu şaşırtmaca için ihtiyacımız olan materyaller iki tane huni haline getirilmiş kağıt, iki tane bükülebilir pipet ve bant. Huni haline getirilmiş kağıtların uç kısmına geçirilmiş olan pipetleri çapraz gelecek şekilde birbirine tutturup pipetlerin uçlarını kulaklarımıza geçireceğiz. Bu aşamadan sonra ihtiyacımız olan tek şey ses. Birinden yanımızda yürüyüp el çırpmasını isteyeceğiz ve gözlerimizin kapatıp sesin yönünü tahmin edeceğiz. Gözlerimizi açtığımızda o sesin geldiği yer bizim beklediğimiz yer olmayacak.

İyi bir işitsel kavrama süreci hem güvenliğimiz hem de etkili öğrenmemiz için gerçekten çok önemlidir.

Helena Karabulut
Kurucu Ortak

Güzel Yazı Yazmayı Destekleyici 5 Eğlenceli Aktivite

Güzel yazı yazmak için ince motor gelişimi ve el kaslarının güçlü olması çok önemli. İşte elleri, kolları ve omuzları güçlendirmek için yapılabilecek eğlenceli ve kolay aktiviteler:

  1. El arabası oyunu

Bu oyunu dilerseniz; 4 ve üzeri çocuk ile bir aradaysanız yarış haline de getirebilirsiniz. Bir adet başlangıç bir adet de bitiş çizgisi olduktan sonra, başlasın yarış 🙂

     2. Legolarla Oynamak

Onlarcası, yüzlercesi bir arada! .Bırakın yaratıcılıklarını sergilerken, el kas gelişimi de desteklensin.

3. İnek sağmak

“Ay ben ineği nereden bulayım şimdi?!” dediğinizi duyar gibiyiz. Bu aktivite birazcık “ineği sağar gibi yapmak” aktivitesi. Bir adet temizlik/sağlık eldivenini çok minik bir şekilde uçlarından deliyoruz ve içine dilersek boya dilersek birazcık koyuca bir sıvı koyuyoruz. Sonra başlıyoruz sağmaya 🙂

4. Baloncuk patlatmak!

Sanırım sizin de yapmak için kendinizi durduramayacağınız bir aktivite baloncuk patlatmak. Bir yandan ince motor gelişimi desteklenirken bir yandan da stresten uzaklaşmak mümkün 🙂

Hatta işi daha da ilerletip her harfi ya da sayıyı bildikten sonra patlatmasına izin verebilirsiniz. 

5. Yatarak resim çizmek!

Tabii ki de yüzüstü değil, sırt üstü 🙂 Masanızın altını resim kağıtlarıyla kaplayın ve çocuklardan sırt üstü yatarak resim çizmelerini veya boyama yapmalarını isteyin. Bu hem ince motor gelişimi için gerekli olan el kaslarının hem de güzel yazı yazmanın en temel başlangıcı olan omuz kaslarının gelişmesini sağlayacaktır.

Unutmayın, küçük değişiklikler çok büyük farklar yaratır!

Keyifli aktiviteler!

 

Çocuklarımıza Bilim Öğretmenin Püf Noktaları

Bilim! 5 harfli küçük bir kelime olmasına rağmen birçoğumuz için cevap veremeyeceğimiz sorularla dolu kocaman bir dünya.

Genel olarak büyüklere sorulduğunda bilim denilince aklınıza gelen nedir diye duyduğumuz cevaplar bir laboratuar, beyaz önlükler, kocaman gözlük vs. Yani temelde, günlük yaşantıdan uzak, akılda soru işaretleri bırakan bir dal. Peki, aynı soruyu çocuklara sorsak nasıl cevaplar alırız dersiniz? Sorduk ve iki popüler cevap aldık: Araştırmak ve eğlenmek.

Evet, çocuklar için bilim araştırmak ve eğlenmek demek çünkü bilimin temelinde ne varsa çocukların yaradılışlarında da o var: Merak etmek, soru sormak ve keşfetmek. Sizi çileden çıkartırcasına, durmak bilmeden soru sordukları ilk zamanları düşünün.

-Anne bu ne? Sifon yavrum. -Sifon ne demek? Neden sifon? Nasıl çalışıyo?
-Baba buzdolabının ışığını kim açıyo?
-Televizyondakiler de bizi görüyo mu?

Aslında her sordukları soru onların hayatı anlamlandırabilmesi için gerekli olan sorular. Bilmiyorlar ve haliyle merak edip soruyorlar. Bu da aslında insanoğlunun bugün geldiği noktada olabilmesinin ilk adımı değil mi? Sonuçta bilim insanları konuya ‘her şey bir maddedir ve her madde taneciklerden oluşur ama en küçük tanecik ne ola ki?’ diye başlamadılar. Onları bugün bilim insanı yapan şey çocukluklarından getirdikleri ve asla kaybetmedikleri merakları oldu.

Peki, biz çocuklarımızın merakını nasıl canlı tutarız ve onlara bilimi anlatabiliriz?

  • Mutfağa çocuğunuzla birlikte girin.

Evet. Mutfak aslında çocuğunuzun merakını tazelemek, sorularına cevaplar bulmak, yeni şeyler keşfetmek için adeta bir altın madeni. Suyun kaynaması/soğuması/donması, yağın erimesi, buzdolabındaki magnetler, kaşıktaki yansıma, bardaktaki kırılma ve daha niceleri. Birlikte gözlemlemek ve somut yaşantılar kazanmak için harika bir fırsat. Üstelik işlerinizi de aksatmak zorunda kalmayacaksınız 🙂

  • Yağmur çamur dinlemeyin birlikte doğa yürüyüşlerine çıkın.

‘Doğa mı, her yer bina’ dediğinizi duyar gibiyim. Efendim, doğa yürüyüşünden kastımız biraz ağaç, birkaç bitki, renkli yapraklar, ufak böcekler, değişik hava şartları. Çocuğunuza keşfin kapılarını açıp, yaşamı pembe yanaklarında hissettirmek için vazgeçilmez!

  • Oyunlarına katılın, birlikte oyunlar oynayın.

Oyuncaklar ve oyun. Çocuğun en çok zevk aldığı ve en etkili öğrenmeyi yaşadığı anlar. İnşa ettiğiniz bloklarla dengeyi, arabalarla hızı, trenlerle uzunluğu, köprülerle ivmeyi, yüzdürülen gemilerle suyun kaldırma kuvvetini… Daha nicelerini sayabiliriz. Oyuncaklar ve oyun. Unutmayın, çocuk oynarken her şeyi en basit haliyle anlatabilirseniz ve oynamaya doyamadığı oyuncakları sayesinde öğrendiklerini asla unutmaz.

  • Konuşun.

Elbette ki sessiz geçen mutfak saatleri, kuru kuru yürüyüşler, sıkıcı oyunlar çocuğa bilim insanı olmanın kapılarını açmaz. Onun sorularına cevap vermeye ve onunla birlikte öğrenmeye açık olduğunuzu gösterin sevgili anne ve babalar. Eğer olur da o soru sormazsa siz sorun, içindeki öğrenme aşkını harekete geçirecek bir şeyler bulun. Birlikte araştırın, öğrendiklerinize şaşırın, heyecanını paylaşın. Ne kadar içselleştirirse o kadar kalıcı olur unutmayın.
Merakınızın hiç sönmemesi dileğiyle,

Rabia Yıldız

Çocuk Gelişim Öğretmeni