Beyin İçin Müzik

bransmuzik

Müzik yüzyıllardır hayatımızda. Mağara adamları 40,000 seneden uzun bir zaman önce kemikten yapılmış basit bir flüt çalıyorlardı; Suriye’de ise 4,000 yıllık şarkıların notalarının yazılı olduğu kil tabletler bulundu. Ama müziğin insan deneyiminin ayrılmaz bir parçası olduğuna dair kanıt bulmak için o kadar geriye gitmemize gerek yok. Ana rahmindeki fetus sadece 16 hafta içinde seslere karşılık vermeye başlar. Yapılan bir araştırmada, premature bebeklere günde altı kere beşer dakikalığına Brahms Lullaby dinlettirildiğinde bebeklerde kilo artışı hızlanmıştır. Bebekler yürümeye ya da konuşmaya başlamadan önce, müzikle beraber sallanmaya başlarlar ve dilin önemli bir bölümünü tekerleme ve ninnilerden öğrenirler. Yetişkinler ise kendilerini daha iyi hissettirdiği için CD’lere ve canlı müziğe çok fazla para harcarlar.
Peki müziği bu kadar özel kılan ne? Müziği iki kulağımızla dinliyoruz ve kulaklarımız tarafından alınan sinyaller beynimize işlenmek üzere gönderiliyor. Bu bilgileri filtreleyip, anlayıp, kullanabilmek için beynin gelen bütün veriyi organize etmesi gerekiyor. Bu yüzden belli model ve benzerliklerin arayışı içine girer ve bu bilgileri hafızada depolanmış olan önceki deneyimlerle eşleştirmeye çalışır. Neyse ki neredeyse bütün müzik türleri üst seviyede yapılandırılıp organize edilmiştir ve sadece ton ve melodiyi belirleyen bazı küçük ve genellikle önceden tahmin edilebilir değişkenler içerir. Bu şekilde müzik, beyine asimile edilip işlenmesi kolay, önceden düzenlenmiş bilgiler sağlar. Müzikteki ritim ve vuruşlar genellikle nefes alıp verişimizi ve kalp atışımızı taklit eder niteliktedir. Bu yüzden yavaş ritimde dinletilen bir şarkı bizi dinlendirirken diskolardaki DJ’ler dans pistindeki insanları gitgide daha da hareketlendirecek ritimler kullanırlar.
Müzik beynin gıdasıdır ve hissettiklerimizi öğrenip gelişme şeklimizi olağandışı şekilllerde etkiler. Boş zamanımız olduğunda ya da canımız istediğinde müziği rastgele kullanmaktansa, çok daha iyi yönlendirilmiş ve belli bir amaca hizmet edecek şekilde duygusal refahımızı yükseltmek, öğrenmeyi hızlandırmak ya da gelişim sorunlarının üstesinden gelmek adına kullanılabilir.
Ruhunuz için müzik
Çoğumuz belli bir ruh haline girmek ya da duygusal durumumuzu değiştermek adına müzigi kullanıyoruz. Yumuşak ve yavaş tonları içeren müzik bizi dinlendirip uykuya dalmamıza yardımcı olurken, gürültülü ve hızlı müzik bize enerji verebilir. Ama müzikte bundan çok daha fazlası vardır. Kanadalı bir araştırma grubu tarafından yakın zamanda yürütülen beyin görüntüleme testleri gösteriyor ki duygusal yönden kuvvetli müzikler dinlediğimizde beyin, kendi ödüllendirme merkezlerinde dopamin salgılıyor ve bu da bize mutluluk ve motivasyon hissi veriyor. Daha da şaşırtıcı olan; söz konusu müzigi düşünmek bile beyinde ‘mutlu’ nöro-vericilerin salgılanmasına yol açıyor.
İPUCU: Hangi tür müziğin üstünüzde etkisi olduğunu belirleyin ve en az haftada bir kere o müziği dinleyip, hislerinizin özgürce akması için özel bir zaman ayırın. Bunun hiçbir kesinti olmaksızın sizin özel zamanınız olmasını sağlayın. Müziği daha da derinlemesine yaşayabilmek için kulaklıkla dinlenmesinin de yardımı olabilir. Sonrasında, kendinizi her stresli ya da baskı altında hissettiğinizde müziğinizi düşünün; kendi doğal ve uyuşturuculardan arınmış kurtuluş çözümünüzü bulmuş olacaksınız.
Daha iyi öğrenme için müzik
Müziğin öğrenmeye yardımcı olduğu yüz yıllardır bilinmekte ve neredeyse bütün dünya dinlerinin seremonilerinde hafıza ve hatırlamaya yardımcı olduğu için müziği kullanması da tesadüf eseri değil. Bulgar psikolog Georgi Lozanov, 60’lı yıllarda rahatlama ve kendi deyişiyle ‘konser okumaları’ için barok müziğinin kullanıldığı Suggestopedia adı verilen yeni bir öğrenme ve öğretme yöntemi geliştirmiştir. Genellikle lisan öğreniminde kullanılan yöntem 70’li yıllarda UNESCO tarafından test edilmiş ve etkinliği kanıtlanmıştır. ‘Mozart Etkisi’ üzerine yapılan bilimsel bir araştırmanın sonuçları ise 1993 yılında Nature dergisinde yayınlanmış ve Mozart’ın İki Piyano Re Major Sonat’ının belli başlı uzamsal-geçici işlerin yürütülmesinde IQ sonuçlarını geçici olarak 8-9 puan yükselttiğini göstermiştir.
İPUCU: Çalışma öncesi veya sırasında müzik dinlemek bilgilerin ezberlenmesine yardımcı olabilir ve sadece o müziğin düşünülmesi bile sınavlar sırasında bilgilerin hatırlanmasına yardımcı olabilir. Barok müziği ya da Mozart’ın eserlerini deneyin, ama ergenlik dönemindeki gençlerin kendi müziklerini seçmelerine izin verin.
Gelişimsel sorunların üstesinden gelmede müzik
50’li yılların başında işitsel işlemleme bozukluğu, disleksi, dikkat eksikliği bozukluğu ve otizm gibi vakaların eğitiminde değiştirilmiş müzik kullanılarak etkili bir terapi yöntemi geliştirmiştir. Illinois Üniversitesi’nde yapılan bir calişmada, 29 epilepsi hastasının 23’ünde, sadece 5 dakika boyunca aynı Mozart müziğinin dinlenmesinin ardından epileptiform etkinliğinin gözle görülür derecede azaldığı gözlenmiştir. Kişisel deneyimlerimden yola çıkarak bizzat ben de pek çok danışanımın sadece iki ya da üç hafta süren SAS programlarının ardından anlama, konuşma, denge, davranış ve duygudurum alanlarında gelişme kaydettiğini biliyorum.
İPUCU: Ciddi gelişim sorunları, uzman pratisyen müdahalesi gerektirir ama müziğin non-invazif ve güvenli bir yöntem olduğu göz önünde bulundurulursa, kulaklıklarla Mozart müziği dinleterek çocuğunuzun nasıl tepkiler verdiğini gözleyebilirsiniz. Sesi iyice kısın, çünkü; çocukların pek çoğu seslere karşı duyarlıdır. Çocuğunuzu dikkatlice gözlemleyin ve eğer müziği dinlemekten hoşlanıyorsa, iki hafta süresince günde yarım saat boyunca devam edin. Her ne kadar rutin bir yöntem olsa da bazı çocukların işine yarayacaktır.
Müzik zihnin ücretsiz ilacıdır – ne zaman dinleyebilirseniz dinleyin ve müziği ruhunuzu dinlendirmek, daha iyi öğrenmek ya da çocuğunuzun gelişim sorunlarının üstesinden gelmesine yardımcı olmak için kullanabilirsiniz.

Yazan: Steven Michaelis

Not: Yorumlarınızı onaydan geçtikten sonra görüntüleyebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir